Egoist okur

16. yüzyıl minyatürlerinde Mevlana

Mevlana Celaleddin Rumi’ye dair eldeki tek görsel kaynak, hatıralarının ve menkıbelerinin toplandığı Sevâkıb-ı Menâkıb adlı kitaptaki minyatürler… Kitabın iki orijinal kopyasından biri Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde, diğeriyse New York’taki Morgan Kütüphanesi’nde. Neyse ki Mevlana’nın görselleri artık o kadar da ulaşılmaz değil. Morgan Kütüphanesi, Sevâkıb-ı Menâkıb’daki 29 orijinal minyatürü internet üzerinden dünyaya açtı. Mevlana’yı ölümünden yüzlerce yıl sonra yapılmış da olsalar, minyatürleri aracılığıyla “görmek” için bir şans…

Gülenay Börekçi

mevlana minyaturleri egoistokur

16. yüzyıl minyatürlerinde Mevlana

1207-1273 tarihleri arasında yaşayan büyük sufi şair ve düşünür Mevlana Celaleddin Rumi’nin hatıraları ve menkıbeleri, ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ve torunu Ulu Arif Çelebi tarafından derlenerek “Eflaki” Şemseddin Ahmed’e yazdırılmış. Bunların kısaltılmasıyla elde edilen Sevâkıb-ı Menâkıb (Menkıbelerin Yıldızları) adlı yapıt da, 1590’da, yani tam 350 yıl sonra, Osmanlı Sultanı III. Murad tarafından Türkçe’ye çeviriltmiş. Tercümeyi, Mesnevîhan Mahmud Dede yapmış.

Tercümenin 1599 tarihli iki de resimli nüshası var. Biri 22 minyatür içeriyor ve Topkapı Saray Kütüphanesi’nde yer alıyor. Diğeriyse 29 minyatür içeriyor ve New York’taki Morgan Kütüphanesi’nde bulunuyor. Morgan Kütüphanesi şimdi başka orijinal İslam eserleriyle birlikte bu kitabın görsellerini de internet üzerindeki sürekli bir sergiyle dünyaya açtı.

Bu minyatürlerde, Mevlana ve hayatına girmiş hemen herkesi görüyoruz. Bir de tabii hayatından çeşitli anları; hikâyelerini, başına gelen mucizevi olayları… Selçuklu Sarayı erkanı, babasının mezarı başında dua ederken Mevlana’nın huzurunu kaçııyor. Mevlana bir gece yarısı müridi olduğu medreseden kaçıyor. Genç bir tacirle Mevlana’nın takipçilerinden biri, ölümcül hasta olan Mısır firavununu tedavi ediyorlar. Pazar yerindeki köpekler, şefkatini ve anlayıını onlardan da esirgemeyen Mevlana’ya kulak veriyorlar. Sürüden kaçan öfkeli bir boğa, Mevlana’ya sığınmış, onun dizleri önünde, sakin, bekliyor. Son olarak da onun büyük bir yas içinde gerçekleştirilen cenaze merasimini görüyoruz.

Mevlana, karısı ve bir su ciniyle

Mevlana ve yanındakiler bir seyahat sırasında “Suyun Efendisi” diye de anılan Su Essâ’nın yaşadığı nehrin kıyısında kamp kurmuş. Su Essâ, insan kılığına girerek Mevlana’yla konuşmaya karar vermiş. Karısı Kerra Hatun’dan da arabuluculuk etmesini istemiş. Sonuçta Su Essâ Mevlana’yla konuşmayı başarmış. Bu minyatürde kırmızı bir kıyafet giymiş olan Kerra Hatun tıpkı Hz. Meryem gibi kusursuz bir masumiyet timsali olarak resmedilmiş, hatta dikkat ederseniz utangaç bir ifadeyle yüzünü kocasından gizliyor. İçinde balıkların ve öteki su mahluklarının gezindiği nehir ise hayat dolu, capcanlı…

Şems-i Tebrizi ve Güneş

Şems-i Tebrizi, Mevlana üzerindeki en etkili kişi oldu. Tanışmalarıyla birlikte büyük şairin hayatı tamamen değişti. Şems, Farsça Güneş anlamına geliyor. Bu minyatürde onu kahverengi bir cüppeyle görüyoruz. Minik bir havuzun ortasında gökyüzündeki Güneş’in yansımasına bakıyor. Şems’e göre, bu havuz cennetin simgesi. Hemen yan tarafta bir servi ve çiçeklenmiş bir meyve ağacı yer alıyor. Bu da Mevlana ile Şems arasındaki derin sevgiyi temsil ediyor.

Mevlana hamamda

Sufilere göre yıkanmak, ruhsal arınmayı kolaylaştırıyordu. Dolayıyla Sufi yaşam biçiminde hamamların önemi büyüktü. Bu minyatürde Mevlana hamamdaki bölmelerden birinde tek başına oturuyor. “Kibirli insanlarla iletişim halinde olunduğunda” bulaşan bir tür soğuk algınlığını tedavi etmek için… Etraftaysa bildiğimiz hamam etkinliklerini, yani temizlik yapan tellakları ve yıkanmaya gelen insanları görüyoruz.

Ney’in yaradılış hikâyesi ve Hz. Muhammed

Suret yasağı sebebiyle yüzü gizlenen Hz. Muhammed, bu minyatürde damadı Hz. Ali’ye yaratılışın sırlarını anlatıyor. Başlarının etrafında alevden haleler var. Hz. Muhammed 100 bin sırdan 10 binini açıklıyor. Mevlana’ya göre, Hz. Ali bu sırları içinde saklamakta güçlük çekince, onları bir kuyuya fısıldamış. Bir müzisyen de bilmeden kuyunun çevresinde biten sazlardan bir nevi flüt yapmış. Herkes onun müziğini dinlemeye geliyormuş. Hz. Muhammed de dinlemiş, sonra da bu genç adamın “bir zamanlar Hz. Ali’ye verdiği kutsal sırları yorumladığını” ifade etmiş. O gün bugün “ney” adlı bu flüt, “sema” denen Mevlevi ritüelinin ayrılmaz parçası haline gelmiş.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin cenazesi

Mevlana’nın bedeni altın rengi ve kırmızı çiçeklerle bezeli kumaşlara sarılmış halde kabristana götürülmeye hazır. Takkesi de hemen yanıbaşında. Merasim başlamak üzere. Cenazeyi taşıyacak kişilerin ellerinde tütsüler ve musaflıklar var. Minyatüre eşlik eden metinde, bu cenazede her milletten ve her dinden imanlı kişilerin yas içinde olduğu belirtiliyor.

Gülenay Börekçi

rumi03 rumi04 rumi05 rumi06 rumi07 rumi08 rumi09 rumi10 rumi11 rumi12 rumi13 rumi01 rumi02

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of