Egoist okur

Barbaros Altuğ: “İçimde uzun zamandır uyuyan bir hikaye vardı”

Edebiyat dünyamızın en kendine has karakterlerinden biri Barbaros Altuğ. Başta yazar ajanıydı, sonra sivri dilli, can yakan eleştiri yazılarıyla da dikkat çekmeye başladı. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, fikri neyse açıkça yazıyordu ve buna alışık olmayan bizler için basbayağı yeni bir durumdu bu. Haliyle Barbaros Altuğ bazılarınca sevilen, bazılarınca nefret edilen ama hep çok merak edilen biri […]

Read More

Korkma: BIRAK IŞIK GİRSİN İÇERİ…

Profesör Kemal Sayar‘ın yeni bir kitabı çıktı. Beni Sessiz de Sevebilir misin? ünlü psikiyatrın  çeşitli vesilelerle kaleme aldığı makalelerinden oluşuyor. Kemal Sayar cevaplara inanmıyor, gene de bıkmadan, usanmadan soru soruyor ve kendi deyişiyle bütün yazılarını aslında “hem kendine hem de kendi gibi ruhlara birer şifa mektubu niyetine” yazıyor. Bu da öyle… “Şu âlemde yalnız değilmişim meğer” dedirten, zihnimizi […]

Read More

COLETTE: “Şu gülden başka hiçbir şey beni avutamaz!”

Jane Austen bir bahçesi olmadığı zamanlarda neden yazamaz hale gelmişti? Jean-Paul Sartre kendi halinde bir parktan neden ölesiye nefret ediyor, o parkın tetiklediği “bulantı” duygusuyla tüm yaşamı boyunca nasıl mücadele ediyordu? George Orwell‘ı en güç koşullarda toprağında delice çalışmaya iten neydi? Birkaç bodur, çirkin saksı çiçeği Marcel Proust‘a ne ifade ediyordu? Voltaire, “Bahçemizi ekip biçelim,” […]

Read More

PROUST ÇIĞLIKLARI: Marcel’in öldürücü alışkanlığı

Marcel Proust‘un kronik erteleme alışkanlığını ilk öğrendiğimde, “A, ne kadar güzel” demiştim. Demek ki bu korkunç alışkanlığa rağmen Marcel Proust bile olunabiliyordu. Eh, ben de bi’ şeyler yapabilirdim belki. Karşılaştırmak yersizmiş, yıllar sonra anladım. Ben hâlâ her şeyi erteliyor, erteliyor, erteliyorum… Proust okumak hariç! O hâlâ okunuyor, okunuyor, okunuyor… Neslihan Elagöz’ün taa ne zaman gönderdiği […]

Read More

KÜRAR: İyileştirici bir hürmetsizlikle bakan hikayeler

Melike Uzun, “Kürar”da iyilikle kötülüğü bazen ayrıştırıp birbirlerinin üzerinden, bazen de eşleştirip birbirlerinin içinden çıkararak anlatırken, daha çok şiddetin zeminine yerleşiyor. İyilikle kötülüğü anlatmak için doğru bir zemin seçildiği için de, şiddet, bakar bakmaz görünen yüzlerinden, kolay kolay seçilemeyecek görünümlerine doğru yüz değiştiriyor. Genişledikçe genleşiyor ve böylece, hem iyiliğin hem de kötülüğün, kısaca insanın en […]

Read More

LAURA KIPNIS: “Her ideolojinin hainleri çıkar; AŞK hariç!”

Amerikalı akademisyen Laura Kipnis, Karl Marx’ın üç ciltlik dev eseri Kapital’i aşka dair bir kılavuz gibi yorumlamış ve  sağdan soldan, kadın erkek birçok kişiye “Bu kadar da olmaz ki!” dedirtmişti. Kipnis’in yazdığı Aşka Hayır‘a göre, hayatımızın 24 saati çalışmakla geçiyor. 8 saat işyerinde, 16 saat de evde, aşk için… Olabilir mi? Bakalım… Gülenay Börekçi AŞK […]

Read More

Cesur bir yüzleşmenin romanı: GÖZLERİNİ KAÇIRMA

“Seni uyandıran, kalçalarına dayanmış sert bir cisim oldu. Üstelik hareket ediyordu. İlk önce ne olduğunu anlayamadın. Çünkü nerede ve kimin kollarında uyuduğunu unutmuştun. Gece, hatırlanmaya çalışılan bir rüya gibi zihninde hayal meyal canlandığında cismin ne olduğunu da anladın. Yatağın sol tarafına, duvarla onun arasında yüzün duvara dönük yatıyordun. Seni yine köşeye sıkıştırmıştı. Belki de felsefe […]

Read More

Concetta Leone ve kalemleri

“24 renk gazlı kalemim olsun isterdim, ilkokul yıllarında. Şimdi çok komik geliyor ama, benim en büyük çocukluk hayalimdi. Gözüm tüm renklere doyacaktı. 24 renk, hepsi bir arada. Yoktu o yıllarda Türkiye’de. Sonra canım Yasemin ablam Almanya’ya gitti ve bana şöyle katlanır, 24 renk gazlı kalem hediye getirdi. Dün gibi gözümün önünde. Kapağının yarısı şeffaf, yarısı […]

Read More

Orhan Veli’den Nahit Hanım’a: “Yalnız seni arıyorum…”

“Mektup, günlük ya da anı, okumayı pek çok sevdiğim türlerdendir. Neden seviyorum? Sanırım sevdiğim yazarların –özel hayatı da dahil- her şeylerini merak ettiğimden. Garip bir zevk… Fakat şunun da farkındayım: Bu türler, aynı zamanda, fevkalâde yanıltıcıdır! Yazarı hakkında gizli kapaklı bilgiler edineceğinizi ya da onun gerçek yüzünü göreceğinizi zannedersiniz; fakat büyük bir kumpasla karşı karşıyasınızdır: Okuduğunuz satırlar, yayınlanacağı […]

Read More

Anneler ve sadık köleleri

Şu hayatta en büyük tehlikenin evin dışında değil içinde olduğunu Laura Esquivel’den okumaya ne dersiniz? Saklı Lezzetler adlı kitabın yazarı Esquivel’a göre, an gelir hayatta rastlayabileceğimiz en tüyler ürpertici mahluğun çocukluğumuzdan beri zaten yanı başımızda olduğunu fark ederiz. Görünüşü dikkat çekmez, herhangi bir anneye benzer. Lakin öyle büyük bir manevra kabiliyeti vardır ki; çocuklarının ellerini […]

Read More

Osmanlı Devri’nin süper kahramanları

Karakter tasarımcısı, çizer, illüstratör ve grafiker Berk Şentürk’ün bu işi yeni değil besbelli ama öyle güzel ki Behance’i turlarken rastladığımda eskiymiş falan diye herhangi bir tereddüt yaşamadan bloga aldım. Şentürk DC Comics’in süper kahramanlarıyla villain’ları Osmanlı Devri’nde yaşasalardı neye benzerlerdi diye hayal etmiş ve ortaya bu harika seri çıkmış. Araya birkaç da hit film kahramanı katmış. […]

Read More

Doğa’nın ruhu: Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi

Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk edilmiş bir ruhun bedenini geri alma, kendini yeniden var etme çabası var… Gülenay Börekçi Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk […]

Read More

Doğa’nın hayatı Facebook’ta kaç beğeni alır?

Hakan Bıçakcı, Doğa Tarihi’nde hem unutulmayacak bir kadın karakter yaratmış hem de tam bugünün romanını yazarak ileride 2000’lerin başlangıcındaki edebiyatı inceleyecek olan araştırmacılara iyi bir dönem malzemesi sunmuş. Yazarın eleştirel söylemi kendi hayatımıza dönüp bakmaya ve bu sistemin neresinde durduğumuzu sorgulamaya itiyor bizi. Romanla ilgili aklıma takılan son soru ise şu: Acaba plaza kadınları bu […]

Read More