Egoist okur

Istvan Orosz’un kafa karıştıran muhteşem işleri

Macar Sanatçı Istvan Orosz’u tanıyor musunuz? Bence tanımalı, onun gravür, yağlıboya ve üç boyutlu ahşap çalışmalarının yanı sıra baskı, animasyon filmleri ve karakalem işlerinin yer aldığı sergisini vakit kaybetmeden görmelisiniz. Sergiyi, 13 Eylül-12 Ekim 2014 arasında İstanbul Balassi Enstitüsü’nde gezebilirsiniz. (İstiklal Cad. No:213) Neden bu kadar hararetle tavsiye ettiğimi soracak olursanız, Orosz’un karmakarışık dünyasını büyüleyici bulduğumu […]

Read More

Timur Vermes: “Canavar diye bir şey yok, biz varız!”

Bir süre önce NTV Yayınları’ndan çıkan Hatasız Düşünme Sanatı‘nda nesnelere yüklediğimiz anlamlarla ilgili enteresan bir anekdot anlatılıyordu: 1990’larda toplumsal psikolojinin önemli isimlerinden Paul Rozin, rastgele seçilmiş bir grup deneğe mecbur kalsalar bir zamanlar Hitler’e ait olduğu bilinen bir kazağı giyip giymeyeceklerini sormuş. Denekler, defalarca yıkanıp temizlenmiş de olsa böyle bir şeyi katiyen giymeyeceklerini söylemiş, dolayısıyla […]

Read More

“Çocuklar dayatmasız hayaller kurabiliyor”

Aslı Der‘in yarattığı Küçük Cadı Şeroks dizisinin üçüncü kitabı çıktı: Barış Odaları. “Tüm yaşadıklarımı şekillendirdi” dediği felsefe eğitimi de almış olan Der, biz yetişkinlerin bile içinden çıkamadığımız çok zor konuları eğlenceli bir dille anlatmayı başarıyor. Ondan önce Günışığı Kitaplığı‘ndan Barış Odaları‘ndan önce kahramanı Şeroks’u anlatmasını istedim… Şunları söyledi: “Küçük Cadı Şeroks, hayatımın tamamen değişmesini hayal […]

Read More

HAKAN BIÇAKCI: “Hayatımı yazsam roman olmaz yani!”

Hakan Bıçakcı’yla sekiz on yıl önce tanıştığımızda ilk romanı yeni çıkmıştı. Kahve içtik, kısa bir röportaj yaptık ve Hakan şu hayatta sahiden “arkadaşım” olduğuna inandığım nadir insanlardan biri oldu. Bir sürü kitap, röportaj, konser ve sohbet sığdı bu on yıla. Geçen hafta, acayip sıcak bir günde yeniden buluştuk. Bu sayfalardaki değişmez röportaj mekanım Brasserie Bomonti […]

Read More

En iyiyi seçiyoruz: Cormoran Strike mı, yoksa hâlâ Harry Potter mı?

J.K. Rowling’in Robert Galbraith adıyla yazdığı ve Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıkan Guguk Kuşu’yla ilgili aradığınız her ayrıntı bu yazıda. Baştaki sorunun cevabını baştan vereyim. Her bir cildini kafam attıkça tekrar tekrar okuduğum Harry Potter serisine bayılıyorum, çok önemli buluyorum ama açıkçası Guguk Kuşu’nu da çok sevdim. Ordudan ayrıldıktan sonra özel dedektif olarak çalışmaya […]

Read More

“Aslında her kitap hak ettiği yere geliyor, gelecektir”

“Türkiye’de çocukları ve gençleri edebiyatın usta kalemleriyle buluşturan Günışığı Kitaplığı yirminci yılına emin adımlarla yürürken, kitaplığın rafları arasında dolaşan bir Keçi göze çarpıyor. Edebiyat bir havuz problemine nasıl dönüşür? Bir çocuk kitap fuarından ne bekler? İnsan bir kitabı neden yedi defa okusun ki? Kant’ı çocuklara anlatmak mümkün mü? Edebiyat, eğitmek zorunda olmalı mı? Bu yolcu, […]

Read More

Yamuk bakmak, tersten görmek, aynayla okumak

Leonardo da Vinci‘nin “Müjde” adlı bir tablosu var. Melek Cebrail’in İsa’nın mucizevi varoluşunu Hz. Meryem’e bildirmesini anlatıyor. Daha doğrusu Hz. Meryem’in (Hz. İsa’ya) hamile olduğunu öğrenme anını. Da Vinci’nin ayna kullanarak yazılarında ve tablolarında şifreli mesajlar ilettiği bilgisinden yola çıkan birileri bu tabloyu ayna tutarak incelemiş. Onlara göre, sol tarafa bir aynayı dik tutarak baktığınızda, tam ortada ürkütücü, insana […]

Read More

Cennet ve cehennem öyküleri…

Can Gürses genç kuşağın en iyi yazarlarından biri. Bir+Bir dergisindeki Edebiyat Gardrobu yazıları, Kitap-lık’daki şahane röportajları derken “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın” adlı ilk romanıyla gelmişti. Kitabı tanıtırken, “Yakında onun adını çok sık duyacaksınız…” demiştim; haklı çıktım… Can’la son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü […]

Read More