Egoist okur

Alis Hovanisyan’ın harikulade maceraları

Aslı E. Perker’in arkadaşım olmasından da, 11 dilde yayınlanan şahane romanlar yazmasından da hoşnutum. Bunlar tutkulu bir okur olarak benim hayatımı güzelleştiren şeyler. Ama onunla bu röportajı yapmamın sebebi romanları değil. Aslı bir süredir Matmazel Alis Hovanisyan’la meşgul. Onun hayatıyla, kendine has giyinişiyle, yalnızlığıyla, eski İstanbulluluğuyla, nazlı nazenin bünyesiyle, boğaz ağrısına iyi gelen bitki çaylarıyla, kitap tutkusuyla, edebi zevkleriyle ve meraklı ruhuyla… “İyi ama Alis kim?” diye soruyorsunuz, farkındayım. Kim olacak, hayatının amacı, okurdan gizlenmiş ürpertici edebi sırları bulmak ve ifşa etmek olan acayip bir kadın… Bana sorarsanız kendinize bir hediye verin ve önce bu röportajı okuyun, sonra acilen en alttaki linke tıklayarak Alis’in maceralarını takip etmeye başlayın. 

Bir süredir benzersiz bir kadınla tanışıyoruz sayenizde. Milliyet Sanat’ın internet sitesinde yayınlanan tefrika öykülerinizin kahramanı Alis Hovanisyan’ın kim olduğunu soracağım size önce.

Çok teşekkür ederim iltifatınız için. Alis Hovanisyan 37 yaşında genç bir Ermeni kadın. Kurtuluş’ta yalnız başına yaşıyor. Kimi kimsesi yok, arkadaşları yok, sadece uzak akrabaları var, onlar da yurt dışında, çoğunlukla da Amerika’da yaşıyorlar, fakat hiçbiriyle yakın temasta değil. Yalnızlığa alıştığı için kendi rutinlerinin dışına çıkamayan, insanlarla rahat iletişim kuramayan, kurmak da istemeyen, günlerini, gecelerini okuyarak geçiren, edebiyatla arası bir hayli iyi biri. Az biraz hastalık hastalığı durumu var. Daha fazla işlemedim bu mevzuyu, fakat ilerleyen zamanlarda detayına inmeyi düşünüyorum. Şimdiye kadar sık sık boğazlarının şiştiğini gördük, bir de böbreklerinin hastlanamasından korktuğunu biliyoruz. Hemen her hikayede göğsünü yumuşatması için ıhlamur içiyor. Bir gün, fakat çok bunalımlı olduğu, neredeyse yaşamaktan vazgeçeceği bir gün posta kutusunda bir zarf buluyor. İçinde de kimden olduğu belli olmayan bir not. Bu not edebiyatla ilgili bir ipucu ve Alis Hovanisyan bunu anlayarak iz sürmeye başlıyor. O günden sonra da bu notlar neredeyse onun yaşama nedeni haline geliyor ve her Çarşamba bir yenisini bulmaya devam ediyor. –

Alis’in Edebiyat dedektifliğine merak salışı nereden? Niçin yazarların hayatlarını kurcalıyor, bunun ona faydası ne? Bir sorunun cevabını ararken ülke ülke geziyor mesela, bu kadar parayı nereden buluyor?

Alis Hovanisyan Amerika’da doğmuş, fakat daha çok küçükken anne babasını bir kazada kaybettikten sonra oradaki uzak akrabaları tarafından Türkiye’ye gönderilmiş, yatılı okula verilmiş. Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olduğu için bütün miras ona kalmış. Buna İstanbul’da, bilhassa da Kurtuluş’ta katlar ve dükkanlar da dahil. Para kaygısı yok. Arada bir endişelense de her seferinde hesaplarını kontrol ettiğinde yüklüce parası olduğunu görüyor. Amerika doğumlu olduğu için Amerikan vatandaşı, istediği ülkeye vizesiz gidebiliyor. Yani bir ipucunun peşindeyse bir uçak biletlik işi var. Edebiyata yalnızlıktan, edebiyat dedektifliğine de biraz önce bahsettiğim sebepten merak salmış.

Şimdiye kadar hangi soruların cevabını aradı?

Şimdiye kadar Dante’nin küllerini aradı, Emile Zola’nın Manet’nin düelloda tanığı olduğunu öğrendi, Eugene O’Neill’in hayatının aşkını buldu, Albert Camus’nün araba kazasını araştırdı, Sir Arthur Conan Doyle’un katil olup olmadığını anlamaya çalıştı, Charles Dickens’ın sahte kütüphanesini ortaya çıkardı.

Niçin yarattınız böyle bir karakteri, onun size benzeyen yanları var mı? Daha doğrusu bu”çatlak” kadın sizin hangi özelliklerinizi ödünç almış?

Bir düşünün, Alis Hovanisyan’ın peşinden koştuğu her sırrın peşinden haliyle yazarak ben koşmuş oluyorum. Kişisel bir merak diyelim. Bir de Alis adının harflerini bir karıştırın, bakın ne çıkıyor.

Alis Hovanisyan’ın maceralarını okurken başka şeylere de tanık oluyoruz. Mesela İstanbul’un hızlı değişimini hatırlıyoruz… Bundan bahseder misiniz?

Aslında iki buçuk yıldır İstanbul üzerinde çalışıyorum. Buna New York’taki kütüphanelerde başlamıştım, Türkiye’de devam ettim. Eski İstanbul’a dair elime ne geçerse okudum, okumaya da devam ediyorum. Gazete kupürleri, hatıratlar, kurgu ve fakat içinde geçmiş zaman dokusu barındıran romanlar. Dolayısıyla İstanbul’dan bahsetmek son zamanlarda benim için bir zevk olmaya başladı. Alis Hovanisyan hikayeleri günümüzde geçmiyor, seksenlerin sonları, doksanların başları. Neyse ki o döneme de yaşım uyduğu için hakimim.

Alis’in maceralarını daha sonra kitap haline getirmeyi düşünüyor musunuz?

Evet, öyle bir projemiz var. Tabii hikayeler çok hızla birikiyor. Her hafta bir hikaye yazıyorum, anlamadan kitap ortaya çıkmış olacak galiba.

Son olarak bir süredir romanlarınızın yurt dışına çevrilmeleri söz konusu. Anlatır mısınız?

Ajansım Nermin Mollaoğlu ilk olarak geçen yıl Sufle’nin yurt dışında basılacağını söylediğinde güzel dedim, ama heyecanlanmadım. Dur bakalım dedim, hangi ülkeler olacak. Sonra bir ülke, iki ülke, beş ülke, yedi, sekiz derken rakam şu ana kadar on bire ulaştı. Ben de haliyle sevinmeye başladım. Üstüne bir de İngiltere’deki yayınevi tanıtımı şöyle yapacağız böyle yapacağız diyerek bana doldurmam için anketler, formlar gönderdikçe iyiden iyiye heyecanlandım. Yavaş yavaş da ürünler ortaya çıkmaya başladı. Bakalım göreceğiz neler olacak.

Gülenay Börekçi

Aslı E. Perker’in Milliyet Sanat dergisinde haftalık olarak yayınlanan tefrikası.
Aslı’nın daha önce Egoist Okur’da yayınladığım röportajı: Mutfakta yazan kadınlar

2
Leave a Reply

1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
ceren

gerçekten Aslı Perker çok başarılı ve Alis’i çok sevdim. sürekli takip ediyorum maceralarını. merak uyandırıcı. beni Alis’den haberdar ettiğiniz için teşekkürler… :)