Egoist okur

Birgül Oğuz’dan “İstasyon” ve diğer yeniler

Seçtiklerimiz, okuduklarımız…

Sibel Ateş Yengin

İstasyon

“Şimdi ormanda bir patikada dalgın yürürken aniden ağaçların, boyumu aşan yabani otların arasına dalıp koşmaya başlamışım gibi hissediyordum. Tren hızlandıkça bir sevinç dalgası yükseliyordu içimde. Ama her an daha da kararan bir ormanda dikenli bitkilerin, böceklerin, gececillerin arasına fütursuz dalışımın ödeyemeyeceğim bir bedeli olduğu duygusuna da kapılıyordum. Davranışımın kaynağına belirsiz bir gelecekte varacağımı seziyordum.”

“Fasulyenin Bildiği” ve “Hah” adlı öykü kitaplarının yazarı Birgül Oğuz’dan yalnızlık, güven ve arkadaşlık üzerine bir uzun hikâye okumak ister misiniz? Öyleyse size Metis Yayınları’ndan çıkan İstasyon’u önereceğiz.

İstasyon, Birgül Oğuz, Metis Yayınları

İki Kadın İki Aşk

“Beethoven’e karşı duyduğunuz sevgiyle sakın ha, bir erkek sevmeyiniz. Sizde bu ateş, bu sebat, bu inat ve bu müthiş gözlerle… Hayır, bu sizin için felaket olur.”

Hocası Profesör Neuberg, Macide’ye böyle söylemiştir.

Berlin Konservatuarı’nın piyano bölümünü bitiren genç kadın, Türkiye’ye döndükten sonra ailesinin de uygun gördüğü Rauf’la evlenip kızı Perihan’ı dünyaya getirir. Artık hem gitgide ünlenen bir piyanist hem eş hem de bir annedir. Fakat günün birinde kocasının okul arkadaşı Cemil’le tanışır. Profesör Neuberg’in bir kehaneti andıran sözleri işte o anda gerçek oluverir. Macide, Cemil’e saplantıya varan bir aşkla tutulur. Bu uğurda kocasını ve kızını geride bırakmayı göze alacaktır, ancak Cemil’le ilişkisi de sakin ve huzurlu olmayacak, genç kadını uçurumun eşiğine getirecektir. Kısacası yaşadığı fırtınalı aşk, Macide’nin felaketi olacaktır.

Suat Derviş, ustalık dönemi eserlerinden olan “İki Kadın İki Aşk”ta olanca ezber bozuculuğu ve altüst ediciliğiyle aşkı anlatıyor. Her zamanki ince üslubuyla…

İki Kadın İki Aşk, Suat Derviş, İthaki Yayınları

Olmayan Şeyler

Kitabın içine alınmadığı için biraz kırgındı ama arka kapakta bulunmanın çok daha değerli olduğunu söylemişlerdi ona. Kitabı almayanlar da okuyordu bir kere. Görünürlüğü çok daha yüksek, saygın bir pozisyondu. Yine de içeride sevdikleriyle olmayı tercih ederdi. Kitabın arka yüzünde, tek başına zaman geçirmek moralini bozuyordu. Neyse ki arada birileri kitabı eline alıyordu da yalnızlığını unutuyordu kısa süreliğine. Keyfi yerine geliyordu öyle anlarda. Hem zaten kim bilir, belki bir gün onu da içeri alırlardı. Hatta belki iki uzun hikayenin arasında sımsıcak bir yere yerleştirirlerdi rahat etmesi için. Eski günleri unutup yeni komşularıyla birlikte huzur dolu bir hayat sürerdi. Zaten mühim olan nerede olduğun değil, kimlerle olduğundu. “Neyse ki hayaller var,” diye düşündü hemen sonundaki noktaya bakarak, ötesi boşluktu.

Olmayan Şeyler, Gökhan Yücel, Karakarga

Kurtarma Mesafesi

Ben hep en kötü olasılıklara kafa yorarım. Şu an bile kafamda hesap yapıyorum, Nina birden havuza düşerse arabadan çıkıp koşarak ona ulaşmamın ne kadar süreceğini hesaplıyorum. Kızımla aramdaki değişken mesafeye verdiğim isim “kurtarma mesafesi”, günlerimin yarısını bunu hesaplayarak geçiriyorum, yine de hep gereksiz riskler alıyorum.

Arjantin taşrasında, tarlalar arasında bir kasaba… Kasabanın kıyısında yeşil renkli, gizemli bir ev… Huzurlu bir tatil hayaliyle kasabaya gelen Amanda ve küçük kızı Nina… Tek amacı kızını korumak olan Amanda’nın önce ona ulaşması lazım, ulaşmak içinse olayları tetikleyen o ânı bulması.

Latin Amerika edebiyatının bol ödüllü yazarı Samanta Schweblin’in bu ilk romanı da 2017 Man Booker Ödülü finalistleri arasındaydı.

Kurtarma Mesafesi, Samanta Schweblin, Can Yayınları

Sonun Bacakları

“İnsan neyi kaybedeceğini, nasıl kaybedeceğini bilir mi? Belki de bunun bir önemi yok. Asıl mesele şu ki insan, hiç yalnız kaybetmiyordu ve bunu çok geç anlıyordu. İki kişilik bir yükü tek başına sırtlanmanın mümkün olmadığını da. İnsan ne çok şeyi sonradan anlıyordu. Ve belki de bu, çok daha iyiydi. Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değildir belki de. Anlamak, bazı duyguları yok ediyordu.”

Makbule Aras Eivazi’nin 18 öyküden oluşan ilk öykü kitabı “Sonun Bacakları”, gündelik yaşamın, serin öğlen uykularının, yön değiştiren rüzgârların tekinsiz ikliminde geziniyor. Gizlenmiş kederlerle, sokakta, evde, balkonda kalan izlerle, her şeye hakkı olanlarla değil de hakkına ancak bir oyalı tülbent düşenlerle buluşturuyor bizi. Makbule Aras Eivazi, bir başka bakış, bir fısıltı daha var diyor ve onun diliyle kuruyor öykülerini.

Makbule Aras Eivazi, Sonun Bacakları, Yapı Kredi Yayınları

Sırça Kanatlar

Kardeşler, sevgililer, arkadaşlar arasında kökleri derine giden ve asla dillendirilemeyen kırgınlıklardan, acılardan beslenen yalnızlık öyküleri bunlar. Kocasının beğeneceği bir yahni pişirmenin peşinde hayatını harcayan kadınlar, yıllarca beraber yaşadıkları halde birbirine yabancı çiftler, uçurumun kıyısında süren ilişkiler, cinayet ve intihar arzusuyla gölgelenmiş hayatlar, ölüme doğru koşulan bir ömrün anlamını sorguluyor.

Derya Sönmez ilk öykü kitabı “Sırça Kanatlar”da narin kanatlarıyla kendi yarattıkları cehennemlerden kaçmaya çalışan karakterlerin hikâyelerini anlatıyor.

Derya Sönmez, Sırça Kanatlar, Sel Yayıncılık

Kör Mağara Balıkları

“Segâh Makamı” ve “Turuncu Zamanlar”dan sonra Esra Kahraman, üçüncü romanı “Kör Mağara Balıkları”yla yine okuru 1978’lilerin naif, samimi, dost dünyasına götürüyor. Tarihe tanıklığın ötesinde acımasızca tepelenmiş bu kuşakla gelecek kuşaklar arasında bir eşduyum kanalı olsun diye tasarlayıp kurgulamış hikâyesini. “Kör Mağara Balıkları”nı okuyunca hem hâlâ “ne güzel çocuklardık ama” diyen o serüvencilerin heyecanına tanık olacaksınız hem susmanın da konuşmanın da ustalık gerektirdiği, “onuru cezalandıran o karanlık çağ”ın zulmüne. Onlar “güzel bir dünya” yaratmanın sevdalıları, bir devrim kalkışması içindedirler ama aynı zamanda “insanın insana zahmeti olmaz oğul. Zalimlerin insana zahmeti olur” diyen bir terbiye içindedirler.

Esra Kahraman, Kör Mağara Balıkları, Ayrıntı Yayınları

Sibel Ateş Yengin

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments