Egoist okur

Efkâr Karması / Uygar Şirin: Birlikte büyüdüğümüz şarkılar

Sinema yazarı ve romancı arkadaşım Uygar Şirin çok iyi bir iş yaptı ve yakın tarihimizi pop şarkıları aracılığıyla anlatmayı denedi. Karışık Kaset, bütün bir ülkenin ve insanlarının hikayesiydi. Aşklarımızın, sevinçlerimizin, heyecanlarımızın… Düş kırıklıklarımızın, vicdan azaplarımızın, korkularımızın… Her karakterin, her duygunun, her hadisenin, her  gerçek ya da kurgusal diyalogun şarkı olarak bir karşılığı vardı ve bu […]

Read More

Efkâr Karması / Emine Çaykara: Müzikli, şarkılı, sazlı, sözlü İstanbul Hikayeleri

İnsan bazen kafasını dağıtmak, bazen eğlenmek, bazen dinlenmek, genelde de ruhunu beslemek için müzik dinler . Ve elbette dinlediğimiz şarkılar, okuduğumuz kitaplar, sevdiğimiz yazarlar, filmler hep bizden izler taşır. Her gelenin çarpıldığı, tekrar geri dönmek istediği, aşık olduğumuz bu şehre, İstanbul’a şarkılar çerçevesinden bakmak istedim. İstanbul ile aşkı, sevgiyi, hatıraları birleştirdim ve bu şehrin sokaklarında […]

Read More

Bir bardak suyun kelebek etkisi

Tarkovski’nin Stalker filminden bir mesel geliyor aklıma: Kederli bir adam, içeri girenin en büyük arzusunun gerçekleştiği rivayet edilen odada, ölen kardeşinin “canlanmasını” diler. Döndüğünde evinin ağzına kadar elmaslar, zümrütler, yakutlarla dolu olduğunu görür ve intihar eder… Öyle ya! Minicik bir aralıktan en korunaklı mekanlara bile “hırsız” girebilir. Sırça fanus içinde özenle saklanan ruhlar bile kötülüğe […]

Read More

Semih Kaplanoğlu: “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz şeylerin filmi…”

Yusuf Üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’nun üçlemeye dahil olan üç filmi (Yumurta, Süt, Bal) ve onunla yapılan bir nehir söyleşiden oluşuyordu. Yusuf’un Rüyası adını taşıyan ve yönetmenin film dünyasına girmek için bir anahtar niteliği taşıyan nehir söyleşiyi sinema yazarı ve romancı Uygar Şirin gerçekleştirmişti. Aşağıda kitaptan Tarkovski’yle ilgili bir bölüm okuyacaksınız. Gülenay Börekçi “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz […]

Read More

Geoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”

Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]

Read More

Nejat İşler: “Hayat güzel, sevdiğim insanlar var, iyiyim yani. İyiyiz…”

“Çok sık kaçıyorum buradan ama çok sık da geri dönüyorum. Bir dengeyi korumaya çalışıyorum, diyelim. Çok fazla meşgul etmiyorum kendimi, boş işlerle oyalanmıyorum. İçten gelen bir tepkisellik benimki, net bir şey. Hakikaten, fiziksel olarak midem bu-lan-ı-yor. Öyle olunca kaçıyorum. Birkaç da rahatsızlığım var, strese dayalı. Kaçtığım zaman iyileşiyorum, geri dönersem nüksediyor hastalıklarım. Alarm zillerini duyunca, […]

Read More

İHSAN OKTAY ANAR’dan yeni roman: Galîz Kahraman

Ne yazarlarsa merakla beklediğimiz, çıkar çıkmaz okuduğumuz yazarlar vardır. İhsan Oktay Anar onlardan biri… Az konuştuğu, mülakat vermekten de hiç hoşlanmadığı için okurun onunla esas iletişimi romanları aracılığıyla gerçekleşiyor. Bu sebeple de açıkçası İhsan Oktar Anar ne yazacak diye beklerken sevdiğimiz öteki yazarları beklerken olduğumuzdan daha heyecanlı, daha sabırsız oluyoruz. Her neyse, lafı uzatmayarak yazarın […]

Read More

Efkâr Karması / Gülüm Dağlı: “Müsait olduğumuzda uzun uzun konuşalım” şarkıları

Picus yıllarından beri arkadaşım olan ve daha sonra Akşam gazetesinde de uzun yıllar birlikte çalıştığımız biricik Gülüm Dağlı bugünlerde hayatını değiştirme planları yapıyor. Daha doğrusu gazeteci mi kalacak, yoksa çok daha heyecan verici başka işlere doğru mu uçacak onu düşünüyor. Bense hazır Gülüm editörlük ve köşe yazarlığı gibi işlere birazcık ara vermişken, yani artık bol […]

Read More

Efkâr Karması / Elif Şafak: Her biri birkaç roman gücündeki şarkılar

Elif Şafak okurken bir yandan da müzik dinlersiniz. Hayır, yazının müzik gibi akıyor olması gibi soyut bir şeyden bahsetmiyorum, gerçekten müzik dinlersiniz. Şafak, hikayenin ruhuyla, karakteriyle, atmosferiyle paralel giden şarkıları birer yol gösterici olarak karşınıza çıkarır. Birçok romanında, özellikle Araf’ta böyledir. Yayın tarihimizin en güzel hadiselerinden biri olan ve bir+bir’e rağmen hâlâ çok özlediğim Roll […]

Read More

Efkâr Karması / Replikas: Bugün yapayalnız!

1960’larla 70’lerin Anadolu Pop’una adadıkları yeni albümleri Biz Burada Yok İken’i yayınlayan Replikas’la, daha doğrusu grup üyelerinden Gökçe Akçelik, Selçuk Artut ve Orçun Baştürk’le Habertürk için bir röportaj yaptım, hazır onları bulmuşken de Egoist Okur’un meşhur efkâr karmalarından birini istedim. Biraz düşünüp “Tamam” dediler. “Tek başına dinlenecek şarkılar listesi” geldi. Bazılarını çok sevdiğim, bazılarını ilk […]

Read More

Can Bonomo’ya göre “alengirli kitapların agnostik düşünürleri inek sütü içerken”

Can Bonomo’nun şiirlerine ilkin Altay Öktem’in çıkardığı Karakalem dergisinde rastlamıştım. Can daha sonra albümler çıkardı, Eurovision’a katıldı; adını duymayan kalmadı. Fakat OT ve Underground Poetics gibi alternatif yayınlara yazmayı sürdürüyordu. Şimdi de nihayet “Delirmek Belirmektir” adlı ilk kitabıyla okur karşısına çıktı. Onunla editörlüğünü küçük İskender’in yaptığı kitabını konuşmak için buluştum… Röportajı okursunuz aşağıda ama önce […]

Read More

REPLİKAS: “Anadolu pop, bir ruh. Mistik ve tekinsiz. Ama dünyevi de. Derin bir hüznü var”

Şahsen “Dışarıda yapılanlara bu kadar benzeyecekse, Türkiye’de niçin rock yapılsın ki” diye bir tereddüdüm hep vardı. Burada yapılanın, Batı’daki örneklerinden farklı olması gerektiğini düşünüyordum. Yeni seslere, müzikal deneylere açık olmakla birlikte Anadolu’nun müzik geleneğine yakınlığını da gizlemeyen Replikas ise her zaman, bu tereddüdüme cevap alabildiğim nadir gruplardan biri. Biz Burada Yok İken adlı albümleri için […]

Read More

Tuna Kiremitçi & Atlas: “Albümü Jedi kafasıyla yaptık…”

Pek az kişi bilir, hatırlar ama yazar ve yönetmen Tuna Kiremitçi aslen müzisyendir. Kendi deyişiyle müzikal eğitimini İstiklal Caddesi’nde tamamlamıştır. Ortaokul yıllarından beri çeşitli vesilelerle buluşup Kemancı ruhuyla müzik yaptığı “mahalle arkadaşları” vardır. Gerçi arada Kumdan Kaleler adlı bir grup kurup Eylül Bar ruhuna kaymış, yani çocukluk arkadaşlarını terk etmiştir ama bu kendini arayış dönemi […]

Read More

Gökhan Özoğuz: “Herkes iner, herkes çıkar!”

Athena’nın frontman’i Gökhan Özoğuz, O Ses Türkiye’nin de yeni bombası. Aylardır doğal ve hesapsız tavırları, samimiyetiyle acayip seviliyor, takdir topluyor. Onu farklı biri sanıp bu hallerine şaşıranlar da var. Bana gelince, doğrusu pek şaşırmadım. Yaptıkları müziği “alaturka punk” diye tarif edebileceğim Athena’yla bugüne dek çeşitli vesilelerle birkaç röportaj yapmıştım. (Bir tanesinden birkaç bölüm aşağıda. Gökhan Özoğuz’un -ve […]

Read More

Ahmet Hamdi Tanpınar olarak Sezen Aksu

Olur mu yahu diyecekseniz, hemen anlatayım… Hatırlarsanız, Sezen Aksu’yu şefkat timsali Nubar Terziyan’a benzettiğim yazıyı yayınlamıştım. Yönetmen Fatih Akın’ın Aksu’yu “Baba/The Godfather” filminin Don Corleone’sine benzetmesiyle birlikte… O yazıda “Sizin Sezen Aksu’nuz kime benziyor” diye de sormuştum. Açıkçası hayatta hiçbir yazıdan ötürü bu kadar çok e-mail, mesaj ve telefon almadım. Bazıları Sezen Aksu’ya sevgisinden, bazıları kızgınlığından yazmıştı. Bazılarıysa […]

Read More