Egoist okur

Başar Başarır: “Aşk lüksmüş, ümit tehlikeliymiş, heyecan öldürürmüş”

Egoist Okur’daki Bizi Hatırlayınız sayfalarıyla hepimizin kalbinde taht kuran Başar Başarır’ın öyküleri için ne desem az. Sevgimi, hayranlığımı defalarca yazdım, biliyorsunuz. Başar son öykü kitabı Teklifinizle İlgilenmiyorum’la 2014 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nün de sahibi oldu. Onu kutluyor, aylar önce yaptığımız Teklifinizle İlgilenmiyorum röportajını yeniden yayınlıyorum.  Başar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!” Başar Başarır ve […]

Read More

Ercan Kesal: “Herkes kendi içindeki cinayetin peşinde”

Aktör, yazar ve senarist (hekimliğini saymıyorum bile) Ercan Kesal yıllar önce Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde birkaç yıl geçirmiş. Henüz 23 yaşında, yeni mezun genç bir hekimmiş o sıralar. Ve Anadolu’daki mecburi hizmeti sırasında bir cinayete tanık olmuş, daha doğrusu kendini bir cinayet soruşturmasının tam ortasında bulmuş. Hiç aklından çıkmayan o olayı daha sonra, “3 Maymun” filminde […]

Read More

Arnaldur Indridason: “Yazarlığı Hitchcock filmlerini seyrederek öğrendim”

Geçtiğimiz yıllarda birçok önemli ödül kazanan ve Guardian gazetesinin halihazırda var olan en iyi 10 polisiye yazardan biri saydığı İzlandalı Arnaldur Indridason’ın kitapları bizde de Doğan Kitap etiketiyle yayınlanmaya başladı. Ben de yazara hiç suç işlenmeyen, hatta cinayet olaylarına rastlanmayan bir yerde yaşayıp suç ve kötülük üzerine yazmanın nasıl bir şey olduğunu sordum. Arada alışılmadık bir […]

Read More

Seray Şahiner: “Antabus’ta bir küfür kadar içten olmak istedim”

Seray Şahiner, Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine adlı öykü kitapları, tiyatro oyunları hatta Yıldırım Türker ve bir edebiyatçılar grubuyla birlikte oluşturulan ve şimdiden unutulmazlar arasına giren Kayıp Şehir gibi TV dizisi senaryoları derken kadına yönelik şiddeti ve bu şiddetin genel olarak hepimize yaptıklarını ele aldığı ilk romanı Antabus’la okur karşısında… Enteresan bir geçmişi var Seray’ın, bugüne dek yapmadığı […]

Read More

Figen Şakacı: “Çocukken kolay küser, yetişkinlikte kolay kırılırız”

İlk romanı 80’lerde geçen Bitirgen’de Figen Şakacı nevi şahsına münhasır kahramanı Hayriye’nin çocukluğunu anlatmıştı. Şimdi devam kitabı Pala Hayriye geldi. Bu kez hikaye 90’larda geçiyor ve Şakacı kahramanının elinden tutmayı, en mahrem anlarında onun yanında durmayı sürdürüyor. Peki ama kim bu Pala Hayriye? İnce, nazlı, nazenin kadınlardan sayılmaz, bu dünyaya kadın olarak gelmiş bile değil sanki. […]

Read More

Oylum Yılmaz: “Fantastiğin sansürü yoktur!”

Şunu okur musunuz lütfen: “Fantastiğin edebiyatın kötü çocuğu olması boşuna değil. Burada bir yanıyla tatlı, bir yanıyla da çok tehlikeli bir oyun vardır. Basit bir peri masalı gibi görünen bir metin, insan ruhunun erginlenme sürecine ışık tutar mesela. Ya da korkunç bir kan emici hayallerinizi süsleyen bir kahramana dönüşür. Sistemin bize gerçek, doğru, dürüst, iyi […]

Read More

Murat Bardakçı ile İttihadçı’nın Sandığı’ndan çıkan 220 belge üzerine

Gazeteci-tarihçi Murat Bardakçı, İttihad ve Terakki liderlerinin özel arşivlerindeki belgeleri yayınlamaya devam ediyor. 2008 tarihli Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi’nin ardından üçlemenin ikinci cildi olan İttihadçı’nın Sandığı da İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. Bu kez konu, Atatürk ve İnönü dönemlerinde Ermeni gayrımenkulleri konusunda alınmış bazı kararlar… Ben de geçen hafta Murat Bardakçı’yla 1915 tehcir olaylarının 100’üncü yıldönümü yaklaşırken […]

Read More

1 Mayıs 1977: Kızgınlık, kırgınlık ve pişmanlık

Bir Gabriel Garcia Marquez ve Kırmızı Pazartesi örneği daha… Araştırmacı yazar Korhan Atay Metis Yayınevi’nden çıkan 1 Mayıs 1977 adlı kitabı için olaylara bizzat tanık olmuş 13 kişiyle röportaj yaptı. Atay, 1 Mayıs 1977 Katliamı’nı Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında anlattığı hikayaye benzetiyor. Herkesin korktuğu, bildiği ama bir yandan da neredeyse beklediği bir felaket… Kırmızı […]

Read More

Helene Wecker: “İnsanların ve doğaüstü mahlukların dertleri aynı”

Golem, Kabala’ya göre insan tarafından büyüyle, simyayla yaratılmış bir mahluk. Tabiatı gereği yaratıcısına koşulsuz itaat etmesi şart. Cin ise 1001 Gece Masalları’ndan da bildiğimiz üzere, nereden gelip nereye geldiği bilinmeyen, ele avuca sığmayan ateşten bir ruh. Dilekleri gerçekleştirmek gibi bir işlevi var ama civarda onun dileklerini, ihtiyaçlarını bilen yok… Kurgu bu ya; Yahudi miti Golem […]

Read More

KOETHI ZAN formülü: 5 gün + 1 saat + 500 kelime…

“Asla Yapma!” son ayların en çok satan uluslararası polisiyesi. Epey kanlı ve basbayağı ürkütücü. Bir nevi “Kuzuların Sessizliği”. Tek fark yazarının kadın olması. Koethi Zan’ın hikayesi de çok şaşırtıcı… Zan, Alabama’da, yani Amerikan taşrasının ücra bir köşesinde, tek bir roman bile okunmayan bir evde büyümüş. Okuma zevkini okuldaki öğretmenleri sayesinde edinmiş. Yale Hukuk Okulu’ndan mezun […]

Read More

Can Gürses: “Yalnız öleceksek bari birlikte yaşayalım!”

Adını ilk olarak unutulmaz televizyon dizisi “Öyle Bir Geçer Zaman ki”nin senaryo yazarlarından biri olarak duyduğumuz Can Gürses, ilk romanıyla okur karşısında. Size daha önce burada bahsetmiştim, romanının adı, “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın”. Genç romancı daha önce pek denenmemiş bir şeyi yapıyor ve bütün hikayeyi cansız nesnelerin ağzından anlatıyor… Bu kadar da değil; […]

Read More

Jean-Christophe Grangé: “Kötülük, benim romanlarımın çekirdeği”

Jean-Christophe Grangé denince aklınıza ne geliyor? Kurtlar İmparatorluğu, Taş Meclisi, Kaiken, Kızıl Nehirler, Ölü Ruhlar Ormanı, Şeytan Yemini, Siyah Kan, Zener’in Laneti… Benim aklıma gelen bunlar. Hemen peşinden de içimi derin bir ürperti kaplıyor. Kitap adlarına baksanıza; hiçbirinin çiçekten, böcekten, iç rahatlatıcı sevimli şeylerden bahsetmediği kesin. Grangé, her biri çıktığı dakika listelere yerleşen ve satış rekorları […]

Read More

Lidia Yuknavitch: “Öfke, arzu, kafa karışıklığı ve kaos bizim için önemli gelişim safhaları”

“1986’da kızım, daha doğduğu gün öldü. Ve bu beni bir yazar yaptı” diyen Amerikalı yazar Lidia Yuknavitch’in “Freud’a Kafa Tutan Kız: Dora” adlı kitabı April Yayınları’ndan çıktı. Önsözünü Chuck Palahniuk’un yazdığı romanda yazar sarsıcı bir cinsel taciz hikayesi anlatıyor. Romanın iyi adamı da kötü adamı da aynı: Dr. Sigmund Freud. “Freud’a Kafa Tutan Kız: Dora”, […]

Read More

Hikaye Anlatan Adam: Nüket Esen’le ilk popüler yazarımız AHMET MİTHAT EFENDİ üzerine

İlk Türk romancısı o. İlk köy hikayesini o yazmış, ilk polisiye romanı o kaleme almış, kadın sorununa ilk o değinmiş… Çok yazan, çok okunan bir yazar olmuş epey bir süre… Gerçi gençliğinde muzır neşriyattan sürgüne gönderilen bu ilginç edebiyatçı hayatının son yıllarında başka türlü bir gözden düşüşü de yaşamış ve siyasi görüşleri yüzünden dışlanmış. En enteresan […]

Read More

Mario Levi: Masal’ın babası, İstanbul’un âşığı

Mario Levi’yle geçen hafta Galata Kulesi’nin altında buluştuk. Şahane manzarada çay, aşkın anlamı, Ladino dili, pırasalı köfte, gül reçeli kokusu derken, bugünkü turu önceden test ettik. Levi, Antonina Turizm’in Yazarlarla Edebiyat Turları’nın konuğu, daha doğrusu rehberi! Daha önce de kitap izinde şehir turları yapılmış ama yazarları ender katılmış. Portekiz’de tez konusu olmuş bir proje bu. […]

Read More