Aşkın Arkeolojisi yahut aşkın ehlileştirilme tarihi
Sevgililer Günü diyerek 14 Şubat’ı kutladılar ya iki gün önce; ben inanmasam ve katılmasam da o kutlamalara, aşkın da diğer her şey gibi bir tarihi, dolayısıyla arkeolojisi olduğunu düşünerek bunu en iyi konuşabileceğim kişiyi bulmaya karar verip İsmail Gezgin’e gittim. Arkeolog İsmail Gezgin, Sel Yayıncılık’tan çıkan Fallusun Arkeolojisi, Antik Yunan ve Roma Sanatında Cinsellik ve […]
Read MoreMehmet Sait Aydın: “Sokağın aksini; içeriyi, sükûneti, itidali telkin ediyorlar”
Epey zaman oluyor, Mehmet Said Aydın “Türküler Eylül’e yakışır” demişti Egoist Okur’da. Kusurlu Bahçe yeni çıkmıştı, yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi Sokağın Zoru yayınlandı, gene 160. Kilometre’den… Çevirileri, radyo programları, hayat kazanma gailesiyle sürdürdüğü yayıncılık çalışmaları da ayrı konu… Sokağa ait biri olduğunu iyi bildiğimden sordum ona, “Bize neden sokağın tehlikeli olduğu söylendi hep? Neye karşı uyarıldık biz; […]
Read MoreNejat İşler: “Hayat güzel, sevdiğim insanlar var, iyiyim yani. İyiyiz…”
“Çok sık kaçıyorum buradan ama çok sık da geri dönüyorum. Bir dengeyi korumaya çalışıyorum, diyelim. Çok fazla meşgul etmiyorum kendimi, boş işlerle oyalanmıyorum. İçten gelen bir tepkisellik benimki, net bir şey. Hakikaten, fiziksel olarak midem bu-lan-ı-yor. Öyle olunca kaçıyorum. Birkaç da rahatsızlığım var, strese dayalı. Kaçtığım zaman iyileşiyorum, geri dönersem nüksediyor hastalıklarım. Alarm zillerini duyunca, […]
Read MoreHamdi Koç: “Bu ülkede pasta ideoloji bıçağıyla kesilir!”
Romancı Hamdi Koç’la Habertürk Gazetesinin Kitap Eki için bir söyleşi yapmıştık. Mühim şeyler konuşmuştuk ama ekin sınırlı sayfa sayısı yüzünden ne yazık ki tamamını yayınlayamamıştım. Çok uzundu. Kesmek gerekmişti. Yazık olmuştu! Sonbahar geldi ya, ben bugünlerde biraz içime kapandım o yüzden daha çok kitap okuyorum, daha çok dergi karıştırıyorum ve aklıma bazı soruların takılıp duruyor. […]
Read MoreLatife Tekin + Hasan Ali Toptaş: “Yazara dil gerekmez!”
Latife Tekin: “Yazdığım kitaplar beni bir yere getirdi. Geldiğim yer çok sakin bir yer. Burada roman olmasa da olur gibi geliyor artık bana. Artık iyiyim, yaşamaya başladım duygusu… Çocukluğumdaki gibi bir coşkuyu yakaladım galiba ve bu, çok acılı bir sürecin sonunda oldu. Evet, yazmak da bırakılabilir. Keşke bırakılabilse hatta. Ama zor. Çünkü büyüleniyoruz. Öyle büyüleniyoruz […]
Read MoreDAHA: Cehennemden cennete atlama arzusu
“İlk romanı Kinyas ve Kayra’da hatırı sayılır bir okur kitlesi yaratan Hakan Günday, sonraki her kitabında bu sayıyı katlayarak artırmayı başardı. Okurunda ‘karnına yumruk yemiş’ hissiyatı uyandıran ağır meseleleri, ağır hikayelerle anlatan Günday, ‘Daha’ romanıyla sekizinci kez buluştu okurlarıyla. Yazar, ‘insanlık denen tarihte çıktıkları sokaklara bir devlet töreniyle diri diri gömülen hayatlara’ ithaf ettiği yeni […]
Read MoreSevin Okyay’la polisiyenin harikulade serüveni
Bazı insanlar vardır, kıskanmakla hayran olmak arasında gidip gelirsiniz. Sevin Okyay onlardan biri. Ben hayran olmayı seçenlerdenim. Gazeteciliğine, yazarlığına, çevirmenliğine, eleştirmenliğine, bir çırpıda sayamayacağım daha birçok maharetine… Bu gece bir ödül aldı bi tanecik Sevin Okyay’ımız, Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği Tuncan Okan Sinema Emek Ödülünü… Orada değildim, alkışlayanlar arasında olamadım. Kendimi affettirmek için de […]
Read MoreVe nihayet huzurlarınızda Osmanlı’da Bir Vampir
“Aşk insanı zaten yaşayan bir ölüye çevirmez mi? Kan içse de içmese de kanı içilmiştir bir âşığın, kanı çekilmiştir en azından, sırf bu yönüyle bile aşkı vampirliğe çok yakıştırdım. Cennetini de cehennemini de bir arada yaşayan, olağanüstü tarihi bir dokunun içinde süzülen bir karakter oldu Béla… Ölümlü hayatında aşkı hiç tatmamış, kitaplardan okumamış, filmlerde görmemiş. […]
Read MoreMahir Ünsal Eriş: “Edebiyat ferahlatır belki, iyileştirmez”
“Kendimizi sevdirene, beğendirene kadar erkek tavus kuşunun kuyruğunu açması gibi tüm renklerimizi, desenlerimizi, güzelliklerimizi sergiliyoruz. Ama bir araya geldiğimizde, biraz da sevginin insanı doğasına döndüren bir şey olmasından herhalde, evdeki pijamalı ilkelliğimize dönüşmeye başlıyoruz. Çünkü zaten bizi o pasaklılığımızla da sevebilen insanlarla olalım istiyoruz. Onca süslenmemiz, onca donanmamız aldatıcı bir cilve. İşin tabiatı. Edebiyatın ilaç […]
Read More













