Egoist okur

Jehan Barbur sordu, Neslihan Önderoğlu anlattı…

Dünya güzeli iki kadın. Biri canım arkadaşım Neslihan Önderoğlu, diğeri çok sevdiğim Jehan Barbur. Neslihan son yıllarda çıkan en yetkin öykü yazarlarından biri. “İçeri Girmez miydiniz?” ve “Mevsim Normalleri” adlı kitapları müthiş… “Bana Sesini Bırak” diye çocuklar için yazdığı bir de romanı var. (Benden duymuş olmayın ama önümüzdeki ay yeni kitabını okuyacağız.) Jehan Barbur ise […]

Read More

Tevfik Uyar: Pardon, siz hâlâ astrolojiye inanıyor musunuz?

Önce itiraflar: Geçmişte astroloji yazarlığı yapmış, hatta bir de astroloji dergisi çıkarmışlığım var. Şöyle ki… Gazetecilikte ilk işim Vizyon dergisindeydi. Galiba 1989’da, stajyer olarak girmiştim. Benden iki şey bekleniyordu; yayın yönetmeninin röportaj kasetlerini deşifre edecek, bir de astroloji sayfasını canımın istediği gibi dolduracaktım. “Nasıl olur, hık mık” diyecek oldum, dinlemediler. Her stajyerin bildiği gibi dergilerde […]

Read More

M.K. Perker: “UFO yaklaştı, yaklaştı ve tam tepemizde durdu…”

Kutlukhan Perker haftalık mizah dergisi Penguen’de çıkmış çizgi öykülerini “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” adıyla kitap olarak bir araya getirdi. Perker’in çizgi romanlarından, uzun soluklu işlerinden farklı olarak bu çok kısa öykülerde onun hayatından anlar, kişiler, olaylar var… Kiminde çocukluğunu, ailesiyle, arkadaşlarıyla arasında geçen matrak olayları okuyoruz, kiminde de “Çorbacıda Bitsin Bütün Sabahlar” serisinde olduğu […]

Read More

Mahsa Mohebali: “Zihnimiz, bir aşk romanları bombardımanı altında”

“Çocukluğumdan beri okumayı sever, öykü, roman, tarih, elime ne geçerse okurdum” diye anlatıyor Mahsa Mohebali. 16 yaşındayken Reza Baraheni’nin yaratıcı yazarlık atölyesine gitmiş ve önce ilk öyküsünü, sonra da ilk romanının taslaklarını yazmış. Üniversitede müzik okumaya başlayınca, yazmaya ara vermiş. Ta ki bir gün “Mutlu insan, hobisini işe dönüştürebilen insandır” sözünü işitene kadar. Müzik eğitimini […]

Read More

Özlem Kumrular: “Yazarken kendim bile acıkıyorum…”

Tarihçi Özlem Kumrular’ın “Hoşça Kal Milano Hoşça Kal Aşkım” adlı romanı yeni değil aslında; epey zaman önce yayınlanmış ve bir köşede kalmıştı. Yitik Ülke Yayınları bu çok eğlenceli, üstelik sözünü ettiği türlü çeşit İtalyan yemeği, tadı, kokusu sebebiyle kesinlikle iştah açan romanı yeniden yayınlayarak çok iyi etti. Konu? Şöyle: Milano’ya aşkı, heyecanı ve kahkahayı getiren […]

Read More

Yann Martel: “İnanmamak daha kolay ama…”

Habertürk’ün hafta sonu eklerinde beraber çalıştığımız genç arkadaşım Alihan Mestçi geçen hafta Man Booker ödüllü ve bazı eleştirmenlerin, “Okuyanın Tanrı’ya inanmasını sağlayan kitap” diye tarif ettiği  “Pi’nin Yaşamı”nın Kanadalı yazarı Yann Martel’e le konuştu.  Bildiğiniz gibi, ünlü yönetmen Ang Lee geçen yıl bu romanı sinemaya uyarlayınca Martel de dünya çapında üne kavuşmuştu. Yazarın bir enteresan […]

Read More

DELAL ARYA: “Ruhumun yarısı deniz, öteki yarısı İstanbul”

Delal Arya, açık denizlerde geçen soluk kesici maceralardan oluşan “Yedi Denizlerde” ve “Pera Günlükleri” adlı iki fantastik kitap serisinin yaratıcısı. İkisi de Can Yayınları’nın Heyecanlı Kitaplar serisinden çıkıyor. “Pera Günlükleri”nde hikâyeler hep İstanbul’un gerçek ya da hayali sırlarıyla ilgili oluyor. Araya seyyah Marco Polo, polisiye yazarı Agatha Christie, mimar Alexander Vallaury, casus Mata Hari ve […]

Read More

Feride Çiçekoğlu soruyor: “İstanbul neye itiraz etti?”

Bazı kitaplar okumaya başlar başlamaz şölene dönüşür; konu ne olursa olsun mutluluk yaratır. Feride Çiçekoğlu’nun Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı” kitabı da benim için öyle. Çiçekoğlu isyanını, öfkesini gizleyemediği fakat naifliğinden hiçbir şey kaybetmeyen diliyle, benim gibi sinemayla başı hoş olmayanların bile ilgisini hep canlı tutuyor. Alt başlığı “Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” […]

Read More

Nermin Yıldırım: “Gülerek direnmek diye bir şey var…”

Bir süredir Barselona’da yaşayan Nermin Yıldırım’la Doğan Kitap’tan çıkan son romanı “Unutma Dersleri” vesilesiyle bir röportaj yaptık ve romanını, Barselona ile İstanbul arasında mekik dokuduğu hayatını, rastlantı eseri bulduğu Mazi İmha Merkezi’nde aşkının acısını değil ama ona yaşattığı mutlulukları unutmak isteyen kahramanı Feribe’yi konuştuk. Yazıyla ilişkisinin ne zaman, nasıl başladığını sorduğumda, “Sanırım hep hayatımdaydı yazı. […]

Read More

L.X. Polastron: “Modernizm budalalığa engel olamadı”

Akademisyen Lucien X. Polastron, Everest Yayınları’ndan çıkan şahane kitabı “Kitap Yakmanın Tarihi”nde bir kitapseverin en büyük kâbusunu anlatıyor ve kitapların, kimi zaman da koca koca kütüphanelerin insanın küçük hırsları uğruna barbarca yok edilmesinden bahsediyor. Polastron, “Herkes gibi ben de İskenderiye ya da Qin Shiuang Di kütüphanelerinin hikâyelerini biliyordum. Derken kâğıdın evrensel tarihi hakkında çalışmaya başladım […]

Read More

Betül Mardin: “Hatalarını düzeltmek için elinden geleni yap, çünkü ikinci bir hayatın olmayacak”

Arif Mardin’in kız kardeşi. Haldun Dormen’in eski eşi. Ayşe Arman’ın kayınvalidesi. Ve elbette bir süredir Alya’nın babaannesi. Betûl Mardin, “halkla ilişkiler” dendiğinde akla gelen ilk isim. Benzersiz bir şahsiyet. Yıllardır topuzundan, pantolonundan ve bastonundan vazgeçmemiş. Bunları şekle dair ayrıntılar sanıyorsanız yanılıyorsunuz; Betûl Mardin, sadece nasıl biri olacağına değil, nasıl görüneceğine de baştan karar vermiş ve […]

Read More

Jeffrey Eugenides: “Middlesex’i yaralarımızı iyileştirsin diye yazdım”

Jeffrey Eugenides’in ünlü romanı “Middlesex”ten daha önce birkaç kez bahsetmiştim. Domingo Yayınları’ndan Solmaz Kamuran çevirisiyle çıkan romanın, Bursa’da başlayıp İzmir’de devam eden, oradan Amerika’ya hatta Berlin’e uzanan bir hikâyesi var. Hikayenin bizi ilgilendiren kısmıysa, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mübadelenin öncesini ve sonrasını anlatması… Kendi ailesinin geçmişte yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı bu roman için Eugenides uzun […]

Read More

Hande Altaylı: “Bu köyün gözü kulağı var, evlerin içini dinliyor”

Hande Altaylı’nın “Kahperengi”sini sevmiştim ama yeni romanını daha da sevdim. “Delice”, cüretkar bir kitap. İçinde aşk var, ilişkiler var, cinsellik var, hırs var, mizah var ama tuhaf, değişik, irkiltici… Karakterler de öyle. Güzel olmadıkları gibi “iyi” bile değiller. En azından alışık olduğumuz tarzda bir güzellikleri, iyilikleri ve cazibeleri yok. Okurken ilkin bana epey itici geldiler. […]

Read More

Feride Çiçekoğlu’na soruyoruz: VESİKALI YARİM, bizim bilmediğimiz neyi biliyor?

Feride Çiçekoğlu daha önce Lütfü Akad’ın “Vesikalı Yarim” filminden ilhamla “Vesikalı Şehir” adlı kitabı yazmıştı. O kitap, sinemanın kadın ve şehirle ilişkisi üzerine en sağlam metinlerden biri olarak hâlâ hafızalarda. Şimdi  7 yıl sonra yine Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı: Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” adlı kitapla okur karşısında. Bu kez, Gezi olaylarından önce […]

Read More

Burhan Sönmez: “Edebiyat yalanı yalan olmaktan çıkarır…”

Kuzey ve Masumlar gibi romanların yazarı Burhan Sönmez’in üçüncü kitabı “İstanbul İstanbul” İletişim Yayınları’ndan çıktı. Sönmez romanını İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun ölümsüz klasiği Decameron’dan ilhamla yazmış. Orada bir veba salgını sırasında karakterler birbirlerine 10 gün 10 gece boyunca hikayeler, masallar anlatıyorlardı; aynısını burada hapishanedeki mahkumlar yapıyor. 10 gün ve 10 gece boyunca hücrede İstanbul konuşuluyor. […]

Read More