Egoist okur

İnsana kibrini ve zayıflığını gösteren çocuk klasiği

İngiliz yazar Kenneth Grahame’in çocuklar için yazdığı “Söğütlükte Rüzgar”ı okudunuz mu? Bu kitap bir masal, kahramanları da yabanıl ormanda yaşayan türlü çeşit minik hayvan, mesela iyi huylu Köstebek, fedakâr Fare, kendini beğenmiş Karakurbağası ve huysuz Porsuk… İyi huylu Köstebek, bir sabah bahar temizliği yapmaktan sıkılıp süpürgesini bir kenara atar. Yeşil kırlarda amaçsızca dolaşırken nehir kıyısında […]

Read More

Tim Parks’ın Joyce, Dickens, Hardy ve Lawrence’la düşsel buluşmaları

Tim Parks New Yorker için James Joyce, Charles Dickens, Thomas Hardy ve D.H. Lawrence’la tanışmanız, buluşmanız halinde yaşayacaklarınızı yazmış. Ama tabii söz konusu edebiyatçılara pek de sevecen davranmamış. Yerden yere vurmuş onları, karakterlerinin en berbat, en dayanılmaz, en pislik özelliklerini ifşa etmiş. Hepsini çok sevdiğim yazarlar olduğu için, başta biraz bozulduğumu, Parks’ın neden böyle yaptığını […]

Read More

Zivkoviç’ten Egoist Okur’lara öykü armağanı: TELEFON

Zoran Zivkoviç okudunuz mu hiç? Alacakaranlık kuşağında geçen tuhaf, yaşanması olanaksız ama kışkırtıcı öyküler yazıyor. “İmkansız Karşılaşmalar” adlı kitabını hatırlayalım. Tadına doyulmaz bir kitap, yazarla Egoist Okur için kısa bir sohbet gerçekleştiren Ayşe Kilimci’ye göre Zivkoviç’in dilimizde yayınlanan en esaslı yapıtı. Öldüğünün farkında olmayan birine hayata dönüş fırsatı sunulursa tepkisi ne olur sizce, nasıl tercihler […]

Read More

Kaybettiğimiz Münir Özkul’u 62 yıllık bir yazıyla anıyoruz

Münir Özkul öldü dün. Daha ne diyeyim, konuşmaya halim ve arzum yok. O yüzden istedim ki, onu bu kez ben anlatmayayım, en yakınlarından biri anlatsın. Bir başka büyük aktör, Kâmran S. Yüce;  hani biriciğimiz Deniz Yüce Başarır’ın babası. Kâmran Yüce 62 yıl önce Küçük Sahne dergisine yazdığı şahane yazıyla anlatıyor Münir Özkul’u… Gülenay Börekçi “Münir tanıdığım […]

Read More

Umberto Eco, Kafka’yı, Joyce’u, Proust’u, Sade’ı üzülerek iade ediyor

“Umberto Eco ölmüş. Ben buna hiç hazır değildim. (‘Bir sınırımız var, pek heves kırıcı, küçük düşürücü bir sınır: Ölüm’ demişti.)” diye yazdım Twitter’da. Ama hazırmış aslında, İstanbul’da Orhan Pamuk’la söyleşisinde açıklamıştı bunu: “İnsanların yüzde 100’ü değil belki ama yüzde 50’si aptal olduğuna göre, ben de ölmeye hazırım.” Çok önemli bir edebiyatçı, çok önemli bir araştırmacıydı. […]

Read More

İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU?

Yolculuklar sadece uzak diyarlara yapılmaz; insan geçmişindeki anları, kafasını kurcalayan soruları, okuduğu kitapları ve şahit olduğu irili ufaklı hadiseleri de ziyaret edebilir… Bu öteki yolculuklardan geriye zihinde varlığını, canlılığını hep sürdürecek olan soyut fotoğraflar, yani anlar kalır. İşte İnci Aral, yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”nda bu soyut fotoğrafları kelimelere döküyor. Şöyle de denebilir: […]

Read More

Murakami’den bir aşk öyküsü: Yüzde 100 Kusursuz Kız

Sokakta hayatının aşkına rastlayan bir adamın zihninden geçenler ve sonrası… Aşk üzerine, cesaret üzerine, hayat üzerine bir öykü. Okumalısınız, çünkü çok güzel. Ayrıca ünlü romanı 1Q84’ün bu öyküden çıktığını yazarın kendi söylüyor. Gülenay Börekçi Güzel Bir Nisan Sabahı Yüzde 100 Kusursuz Kıza Rastlamak üzerine Güzel bir nisan sabahı, Tokyo’nun işlek Harujuku mahallesindeki dar bir sokakta, […]

Read More

Caner Fidaner yazdı: Registannâme’nin öyküsü

Beşinci Nihat Akkaraca Öykü Ödülü yarışmasında ikincilik kazanan bu çok güzel öykü, Caner Fidaner’in “Kalem Kutusu” adlı kitabında yer alıyor. Caner kitap yayınlanmadan önce göndermişti öyküyü, geçenlerde yeniden okuyunca yayınlamak istedim. Umarım devam ediyordur yazmaya… Gülenay Börekçi Registannâme Taşınmayı sevmesem de o bahaneyle kitapları derleyip toplamak hoşuma gider. Her seferinde dolapların, çekmecelerin diplerinde, kaybolduğu için […]

Read More

“O sabah Mona Lisa bana pek güzel görünmedi!”

81 yaşında olmasına rağmen hâlâ çok ama çok seksi görünen Sophia Loren’in otobiyografisini, “Dün, Bügün, Yarın: Bütün Hayatım” adıyla Kırmızı Kedi Yayınları bastı. İtalyan Sineması’nın efsane yıldızı ve bana göre bu dünyanın gelmiş geçmiş en güzel iki üç kadınından biri olan Sophia Loren’in kitabında karşımıza cazibesine ve şöhretine rağmen şaşırtıcı derecede ürkek bir kadın çıkıyor. […]

Read More

Javier’in melankolisi: Aldatmak bir cinayet şekli olabilir mi?

Tesadüfen gerçekleşen bir olay, peşi sıra gelen ani bir ölüm, kulak misafiri olunan tuhaf bir diyalog… İspanyol yazar Javier Marias, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan yeni romanı “Karasevdalılar”da, “Tesadüf diye bir şey yoktur” diyor. “Tesadüf sandığımız şey, çevremizde olup bitenlere kayıtsızlığımızdan bir an için sıyrıldığımızda fark ettiğimiz şeydir çoğu zaman. Halbuki dikkatimizi her daim hazır tutsak, […]

Read More

Rebecca Solnit: “Feminist bir devrimin içindeyiz”

“Yakındaki Uzak” ve “Kaybolma Kılavuzu”yla tanıdığımız Amerikalı Rebecca Solnit, Encore Yayınları’ndan çıkan yeni kitabında kadın hikayeleri anlatıyor: IMF’nin Fransız başkanının New York’ta Afrikalı bir mülteciye cinsel tacizde bulunması. Yeni Delhi’de tecavüze uğrayan Jhoti Singh’in öldürülmesi. Ohio’daki tecavüz vakası. Güney California’daki kadın katliamı. Hepsi ürpertici, hepsi gerçek. Bir de tabii kitaba adını veren şu “bilgiçlik taslayan […]

Read More

Kazuo Ishiguro, Pauline Kael ve ihtiyarlığa dair birkaç fikir

Amerikalı sinema eleştirmeni Pauline Kael, Sean Connery ile Audrey Hepburn’ün oynadığı “Robin ve Marian”dan bahsederken, “zenginden çalıp fakire veren” soyguncu Robin Hood ile karısı Marian’ın yaşlılık yıllarını anlatan filmin gerçek bir kahramanlık hikayesi olduğunu söylemişti. “Filmlerde kahramanlar hep gençtir, yaşlılarsa genellikle yan unsur olur, en iyi ihtimalle gençlere yol gösterirler. Tabii ayaklarına bağ olmadıkları zaman…” […]

Read More

Sylvia Plath soruyor: Şiir kibirli bir sanat mıdır?

Sylvia Plath Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı”ndaki bu yazıda, romancıların yapabildiği bazı şeyleri bir şair olarak asla yapamayacağını anlatıyor. Mesela “Belki şiirin kibirli olduğunu ima ederek bazı şairleri kızdıracağım, şiirin her şeyi konu edebileceğini söyleyecekler bana” diyor ve ekliyor: “Ama asla bir şiire diş fırçasını dahil etmedim.” Tartışılabilir tabii ama ben […]

Read More

Nilgün Belgün’den birkaç leziz çocukluk hatırası

Nilgün Belgün’le kitabımızın en gözyaşartıcı bölümleri babasına dair anlattıkları oldu. Anladığım kadarıyla, ikisi arasında çok kuvvetli, derin ama bir türlü ifade edilememiş bir sevgi vardı. Nilgün hep babası ona tatlı sözler söylesin, sarılsın, öpsün istemişti. Çocukken de, sonrasında da… Ama Atilla Bey’in katı, eğilip bükülmeyen karakterinden ötürü bu bir türlü olmamış, olamamıştı. Geçen hafta Atilla […]

Read More

SICAK GÖZYAŞLARI: Zeki Müren’in yazdığı öykü

Zeki Müren 1950’lerde şarkıcılık ve oyunculuğun yanında gazeteciliğe de başlayınca Naci Sadullah, Peri Kızı dergisinde “Zeki Müren Bey Evladım” diye başlayan bir mektup yazarak kağıdı kalemi bir an önce bırakmasını tavsiye eder. “Sanat Güneşi” bunun üzerine Yeni Yıldız dergisine “Nazım Hikmet’in arkadaşı Naci Sadullah’a cevabımdır” diye başlayan bir mektup gönderir. Anlaşılan Nazım Hikmet’in arkadaşı olmak o tarihlerde bayağı […]

Read More