Egoist okur

Nilgün Belgün’den birkaç leziz çocukluk hatırası

Nilgün Belgün’le kitabımızın en gözyaşartıcı bölümleri babasına dair anlattıkları oldu. Anladığım kadarıyla, ikisi arasında çok kuvvetli, derin ama bir türlü ifade edilememiş bir sevgi vardı. Nilgün hep babası ona tatlı sözler söylesin, sarılsın, öpsün istemişti. Çocukken de, sonrasında da… Ama Atilla Bey’in katı, eğilip bükülmeyen karakterinden ötürü bu bir türlü olmamış, olamamıştı. Geçen hafta Atilla […]

Read More

SICAK GÖZYAŞLARI: Zeki Müren’in yazdığı öykü

Zeki Müren 1950’lerde şarkıcılık ve oyunculuğun yanında gazeteciliğe de başlayınca Naci Sadullah, Peri Kızı dergisinde “Zeki Müren Bey Evladım” diye başlayan bir mektup yazarak kağıdı kalemi bir an önce bırakmasını tavsiye eder. “Sanat Güneşi” bunun üzerine Yeni Yıldız dergisine “Nazım Hikmet’in arkadaşı Naci Sadullah’a cevabımdır” diye başlayan bir mektup gönderir. Anlaşılan Nazım Hikmet’in arkadaşı olmak o tarihlerde bayağı […]

Read More

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü

Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar‘ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma‘ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu:  “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]

Read More

Korkma: BIRAK IŞIK GİRSİN İÇERİ…

Profesör Kemal Sayar‘ın yeni bir kitabı çıktı. Beni Sessiz de Sevebilir misin? ünlü psikiyatrın  çeşitli vesilelerle kaleme aldığı makalelerinden oluşuyor. Kemal Sayar cevaplara inanmıyor, gene de bıkmadan, usanmadan soru soruyor ve kendi deyişiyle bütün yazılarını aslında “hem kendine hem de kendi gibi ruhlara birer şifa mektubu niyetine” yazıyor. Bu da öyle… “Şu âlemde yalnız değilmişim meğer” dedirten, zihnimizi […]

Read More

COLETTE: “Şu gülden başka hiçbir şey beni avutamaz!”

Jane Austen bir bahçesi olmadığı zamanlarda neden yazamaz hale gelmişti? Jean-Paul Sartre kendi halinde bir parktan neden ölesiye nefret ediyor, o parkın tetiklediği “bulantı” duygusuyla tüm yaşamı boyunca nasıl mücadele ediyordu? George Orwell‘ı en güç koşullarda toprağında delice çalışmaya iten neydi? Birkaç bodur, çirkin saksı çiçeği Marcel Proust‘a ne ifade ediyordu? Voltaire, “Bahçemizi ekip biçelim,” […]

Read More

Anneler ve sadık köleleri

Şu hayatta en büyük tehlikenin evin dışında değil içinde olduğunu Laura Esquivel’den okumaya ne dersiniz? Saklı Lezzetler adlı kitabın yazarı Esquivel’a göre, an gelir hayatta rastlayabileceğimiz en tüyler ürpertici mahluğun çocukluğumuzdan beri zaten yanı başımızda olduğunu fark ederiz. Görünüşü dikkat çekmez, herhangi bir anneye benzer. Lakin öyle büyük bir manevra kabiliyeti vardır ki; çocuklarının ellerini […]

Read More

“Bana dayım olacak it öğretmişti bu moonwalk denen naneyi”

Deliduman, taşrada başlıyor ama sonra İstanbul’da hatta 31 Mayıs 2013 sonrası Gezi Parkı’nda, barikatların arkasında buluyoruz kendimizi, on yedi yaşındaki Çağlar İyice’yle beraber. Çağlar, kız kardeşi Çiğdem’i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz’i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği babasını anlatıyor bize. Ve çok güzel anlatıyor. […]

Read More

Uğur Yücel ve o mel’un New York şehrinde sihirli bir tesadüf

“İsmiyle örtüşenler vardır. Çoklu anlamlar taşıyor benim ismim. Talih, şans, iyilik kaynağı olarak geçer anlamı. Tesadüf de var anlamları içinde. Ben şanslı ve bahtı açık biriyim. Ama tesadüf hayatımın en şaşılası yanıdır. Benim başıma gelen tesadüfleri duyanlar içten içe ‘bu adam mitoman mı’ diyebilir. Ya da bir yerde okumuştum, hayat tesadüfleri, onları güzel anlatan insanların […]

Read More

Ahlaki bir ikilem: Hitler’in kazağını giyer miydiniz?

Rolf Dobelli’nin Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabında, tekrar tekrar tuzağına düştüğümüz “en sinsi düşünce hataları” mercek altına alınıyor. Ve bize çok acayip gelen bazı soruların cevaplarını veriliyor. Mesela… Kendi bilgimizi neden sistematik olarak gözümüzde büyütür ve neden diğer insanları olduklarından daha aptal sanırız? Neden bir şeyi, sırf milyonlarca insan doğru buluyor diye olduğundan daha doğru sanırız? Neden yanlış […]

Read More

Sylvia Plath’in insanı sersemleten dürüstlüğü

Büyük şair ve yazar Sylvia Plath sadece otuz yıl yaşadı ve bu otuz yıla fırtınalı bir hayat, unutulmaz eserler sığdırdı. 1963 yılında hayatına kendi eliyle son vermesinden sonra eşi Ted Hughes‘un büyük kısmını sansürleyerek ilk kez yayımlattığı Günlükler, yıllar sonra özgün haliyle yayımlanmıştı. Kırmızı Kedi Yayınları‘nın yayınladığı yeni versiyon da zaten bu ikinci versiyon. Sylvia Plath’ın hayatının […]

Read More

Sylvia Plath & Ted Hughes: Yakıcı, yıkıcı, kanlı bir aşkta ilk karşılaşma

“… sonra birden dudaklarıma yapıştı ve güneşten ve fazla sevilmekten yıpranmış ve benzerini asla bulamayacağım saç bandımı, o çok sevdiğim kırmızı saç bandımı ve en sevdiğim gümüş küpelerimi zorla çekip aldı: hah, bunlar bende kalsın, diye böğürdü. Boynumu öperken yanağını uzun uzun sertçe ısırdım, odadan çıktığımızda, yüzünden kanlar sızıyordu. Onun şiiri, “I did it, I.” Böylesi […]

Read More

Artemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi

Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]

Read More

JIMI HENDRIX: Göçmüş kedilerin en şahanesi

Jimi Hendrix (27 Kasım 1942 – 18 Eylül 1970) Çocukken kendini nasıl hissettiği sorulduğunda “Bu, Mars’ta insanların kendilerini nasıl hissettiğine bağlı aslında” diyen Jimi Hendrix 25 yaşına geldiğinde, yani müziğe başladıktan dört yıl sonra dünyanın en iyi gitaristi sayılmaya başlamıştı. Müziği ve gitarıyla yaptıkları öylesine özgün ve çarpıcıydı ki neredeyse dinleyen herkes onun başka bir […]

Read More

MERHABA ASKER

“Onun ölümünün ardından adını vermeyen bir kişi ailesini arayarak Mustafa’nın arkadaşı olduğunu söylemiş ve şu bilgileri vermişti: “Çocuğunuzu öldüresiye dövdükleri sırada üzerinde sivil elbiseler vardı, sonra onu bir malzeme deposuna götürdüler. Burada, bir üniforma giydirdiler ve intihar süsü vermek için astılar. Ardından, sivil kıyafetlerini attılar. Onlar gittiklerinde, ben elbiseleri topladım ve size ulaşması için gizlice […]

Read More

KADINLAR ARASINDA

“Öykü küratörü” Murathan Mungan, okurla ilk kez buluşan öykülerden oluşan iki yeni seçkiyle yeniden okur karşısında. “Merhaba Asker”i gelecek hafta tanıtacağım, bu haftanın konusu “Kadınlar Arasında”. Küratör dediğim için anlamışsınızdır zaten, öyküler Mungan’ın değil, başka edebiyatçıların. Konu? Kendi deyişiyle; “Kısaca ve kabaca, kadınlar arasında aşk… Öte yandan her aşk hikâyesinin aslında başka şeylerin de hikâyesi […]

Read More