Egoist okur

Binnur Kaya ile aşklar, korkular, zaaflar üzerine bir röportaj

Binnur Kaya ile bu röportajı Vavien filminin setinde yapmıştım, anlatayım. Senaryosunu Engin Günaydın’ın yazdığı ve Taylan Biraderler’in yönettiği Vavien, Tokat’ın Erbaa ilçesinde çekiliyordu. Kalktım gittim röportaj için. İlk sabah uyandığımda kaldığım otelin kahvaltı salonuna indim. Baktım Binnur Kaya da orada, açık büfede. Bir çay alayım, sonra da yanına gidip kendimi tanıtayım diye düşündüm. Bir baktım […]

Read More

Nabokov’un çevirmen olarak portresi

Nabokov beş yıl çalışarak Puşkin’in 250 sayfalık manzum romanı Yevgeni Onegin’i Rusçadan İngilizceye çevirdiğinde ortaya 1500 sayfalık bir metin çıkmıştı. Uzun açıklamaları ve yorumlarının yanı sıra çeviride uyguldığı stratejiyi ayrıntılı anlattığı makalelerle dikkat çeken bu şerhli çevirinin hikâyesini Nabokov sonradan bir makalesinde anlatmıştı. Meraklısına minik bir tüyo: İngiliz düello kurallarının Rusya’da nasıl uygulandığını, bankacılığı, yahut […]

Read More

“Öykülerim çırılçıplak çünkü onları ben seve seve soydum”

Yalçın Tosun’u ilk okuduğumda beni etkileyen, kitaplarını merakla beklememe neden olan şey, öykülerinin çağrıştırdıklarıyla, anımsattıklarıyla, bastırılan, geride kaldığı sanılan şeyleri gün yüzüne çıkarmasıyla insanı bazen günler, bazen aylar süren bir boşluğa itivermesiydi. Okunur okunmaz unutulan, hafızada yitip giden öyküler değildi bunlar. Varlığını inatla sürdüren, insanın içinde yaşayan, gününe karışan, en sıradan hayat pratiklerine dahil olan […]

Read More

Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü

Jorge Luis Borges, 1955 tarihinde yazdığı bir makalede, Binbir Gece Masalları’nın Richard Francis Burton, Dr. Joseph Charles Mardrus, Enno Littman hatta Jean Antoine Galland, Edward Lane gibi geçmiş çevirmenlerini ele almış, kaynak metni gizli gizli (ya da açıkça) kutsal sayan geleneksel çeviri anlayışına karşı çıkarak Binbir Gece Masalları’nın Avrupalı çevirmenlerinin özgün metne nasıl büyük bir […]

Read More

BÜYÜK SORU: Dünyanın beklediği on birinci romancı kim?

Kemal Tahir’in, 1960 tarihli bir mülakatta söyledikleri öyle etkileyiciydi ve düşündürücüydü ki. Yazar bu kısacık mülakatta hem hâlâ nihayetlenmemiş bir tartışmayı başlatıyor hem de okurlarıyla roman sanatı, romancının sorumluluğu gibi konulardaki fikirlerini paylaşıyordu. Hatta araya eşsiz bir yazma dersi bile sıkıştırıyordu. (yazma dersi kısmını birazdan ayrı bir postta paylaşacağım.) Gülenay Börekçi Birkaç büyük romancı. Dünyanın […]

Read More

Bizzat Kemal Tahir’den yazarlık dersi almaya ne dersiniz?

Yazarlık dersi veren verene şu günlerde. Ama ben size daha iyisini teklif ediyorum: Bizzat Kemal Tahir’den yazarlık dersi almaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi “En usta romancı bile, aslında çıraktır. Ustalığı bu çıraklık süresini kısaltmaya yarar.” Bizzat Kemal Tahir’den yazarlık dersi almaya ne dersiniz? “Ben romancı olarak yaşıyor, insanlara, olaylara romancı gözüyle bakıyorum. Aklımda, notlarımda birçok […]

Read More

Siz hiç Odradek gördünüz mü?

Meşhur Odradek’i bilen biliyor, peki ya siz? “Neyin nesi, kimin fesi  bu Odradek denen şey?” diyorsanız okuyun… Daha da derine dalmak isteyenler, Amerikalı feminist kuramcı Judith Butler’ın Odradek ce Kapitalizm başlıklı konuşmasını izleyebilir. Linki yazının sonunda bulabilirsiniz. Gülenay Börekçi Max Ernst’ün çizgileriyle Odradek Siz hiç Odradek gördünüz mü? Odradek, Franz Kafka’nın “Evin Beyinin Tasası” adlı öyküde […]

Read More

Carroll’dan mektup yazma dersleri: Yazdığımı geri alamam!

Alice kitaplarının yazarı Lewis Carroll’ın matematik ve cebir kitaplarını biliyordum da mektuplaşma adabını anlattığı bir el kitabı yazdığını bilmiyordum doğrusu. O yüzden okuma kopyasını bağımlısı olduğum internet mekânı Internet Archive’da görünce havalara uçtum ve sizinle paylaşmak istedim… Bu arada, Carroll, bu minicik kitabı güzel mi güzel bir mektup kitinin parçası olarak yazmış. Mektup kiti de […]

Read More

Can sıkıntısına karşı PORTATİF EDEBİYAT

Enrique Vila-Matas’ın edebiyat tarihiyle edebiyat dedikodusunu harmanladığı oyuncaklı romanlarından biri daha çıktı: “Portatif Edebiyatın Kısaltılmış Tarihi” adlı kitapta, modernist dönemin ilk yarısında yaşamış önemli yazarların yeniliğe ve edebiyata saplantılı aşkları, karanlığa sempatileri, arsızlık sanatında yetkinlik düzeyine ulaşmalarını sağlayan doğal kabiliyetleri ve elbette her birinin özenle muhafaza ederken bir yandan da dehşetle uzak durmaya çalıştığı doppelgänger’ları, […]

Read More

Faulkner’dan Murakami’ye yazar ritüelleri

Yazarlar alışkanlıklarına bağlı insanlar olmalı. Belki yazabilmelerinin öncelikli sırrı budur, bilmiyorum. Ama işte, edebiyatçılar arasında kendine fazlasıyla hunharca davranan “işkolik” yazarlar da var, yazı masalarının başına âşıklarının yatağından gizlice kaçanlar da. Ne deresiniz, bir göz atalım mı? Gülenay Börekçi “Hazır ol! Az sonra hayal kurmaya başlayacaksın…” Yazarlar alışkanlıklarına bağlı insanlar olmalı. Belki yazabilmelerinin öncelikli sırrı […]

Read More

Murakami’den bir aşk öyküsü: Yüzde 100 Kusursuz Kız

Sokakta hayatının aşkına rastlayan bir adamın zihninden geçenler ve sonrası… Aşk üzerine, cesaret üzerine, hayat üzerine bir öykü. Okumalısınız, çünkü çok güzel. Ayrıca ünlü romanı 1Q84’ün bu öyküden çıktığını yazarın kendi söylüyor. Gülenay Börekçi Güzel Bir Nisan Sabahı Yüzde 100 Kusursuz Kıza Rastlamak üzerine Güzel bir nisan sabahı, Tokyo’nun işlek Harujuku mahallesindeki dar bir sokakta, […]

Read More