Egoist okur

Umay Ana, nasıl Al Karısı oldu?

“Ulu anaların ışıkları hiyerarşik düzenlerin tepesindekilerin yarattığı korkuyla ne kadar sır edilirse edilsin, onlar bir yolunu bulup kendilerini aşikâr ederler. ‘Sır olmaları’ yok oldukları anlamına gelmez. Sadece tehlike anlarında, şiddetli fırtına ve kasırga dönemlerinde korunma iç güdüsüyle bir yere daldalanmaları, siper almaları demektir.” Kıymet Erzincan Kına’nın Umay Ana’dan Al Karısı’na Atlı Gelip Yaya Kalanlar adlı […]

Read More

Nabokov sevdiğim yazarlara, şairlere sağlı sollu girişirken

“Kabul görmüş birçok yazar benim için yok hükmünde. Adları boş mezarlara kazınmış, kitaplarıysa sayfaları pek tenha defterler kadar bile işe yaramıyor. Kısacası okuma zevkim söz konusu olduğunda ortada koskoca bir hiçlik var,” demiş son derece sözünü sakınmaz biri olan, yapay nezaket gösterilerine yüz vermeyen Vladimir Nabokov. Ben de işte oturup eski röportajlarını karıştırarak Nabokov’un hangi şairlerle romancıları yerden […]

Read More

Paul Auster’a neden kızgınım?

David Lodge’un Bir Kadının Portresi, Yürek Burgusu, Güvercinin Kanatları ve Washington Meydanı’nın yaratıcısı Henry James’ten bahsettiği romanı Yazar, Yazar’ı hatırlayalım. Lodge, Henry James’in tanıştığı insanları, bilhassa kadınları yazarlık hırsları uğruna nasıl kullandığını, onların zaaflarıyla kusurlarını nasıl ifşa ettiğini anlatıyordu. Çevresindekileri romanlarına malzeme olsunlar diye kışkırtmayı ihmal etmezken James’inaklında tek bir fikir oluyormuş: “Acaba bundan iyi […]

Read More

“Kendi mafyasını kuran” harikulade bir yönetmen: John Cassavetes

John Cassavetes, New York’un neon ışıkları ve gökdelenlerden ibaret olmadığını gösteren küçük bütçeli minimalist filmlerin yaratıcıydı. Kendi üslubunu yarattıktan sonra bir yapımcıya değil sadece seyirciye hesap vermek için kendi mafyasını kurmuştu. Nasıl mı? Okuyalım… Egoist Okur’da pop kültür John Cassavetes John Cassavetes: “Kendi mafyasını kuran” harikulade bir yönetmen John Cassavetes, 9 Aralık 1929’da New York’ta doğdu. Yunan […]

Read More

Tolkien’den ilhamla yazılan roman: GESTUMBLINDI

Gestumblindi için “Tolkien’in Orta Dünya evrenine hayran olan herkesin okuması gereken harika bir eser,” diye yazmış Jasper Kent. Gavin Chappell’ın yorumu, “Kadim destan geleneğinden alınmış sürükleyici ve gürüldeyen bir Viking Destanı” olmuş. Lila Azam Zanganeh ise “Parıldayan bir hayal gücünün ürünü. Zamanla efsaneleşecek bir hikâye. Büyüleyici!” demiş. Arda Keskinkılıç’ın Viking mitolojisinin temel figürlerinden sayılan ve Tolkien’in […]

Read More

Milan Kundera ve Marcel Proust’la bazı mühim konular

“Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti? Ah, nerede geçmişin aylakları?” diyen Milan Kundera ve “Ölüme sandığımızdan daha yakın olduğumuzu bilseydik, hayat bize harikulade görünmeye başlardı” diyen Marcel Proust’a danışalım bazı konuları… Hem tatil yeri hem okul hem de hapishane… Proustvâri! Marcel Proust’tan KÖTÜ MÜZİĞE methiye “Ânı yaşamayı sevmek için felakete gerek yok” Açıkçası bugüne dek başka […]

Read More

İspanyol Edebiyatına inanmayan İspanyol yazar: Javier Marías

Büyük İspanyol yazar Javier Marías’la yapılmış bir röportaj okudum geçenlerde. Okuma alışkanlıkları ve zevkleri üzerineydi, hemen atladım tabii. Bir kısmını buraya alıyorum) Açıkçası sık sık not aldım okurken, size de tavsiye ederim. Marías’ın çocukken okuduğu Enid Blyton romanlarını hâlâ saklamasıysa beni bile şaşırttı. Javier Marías Javier’in melankolisi: Aldatmak bir cinayet şekli olabilir mi? Javier Marías (solda) […]

Read More

Öldükten sonra da yazmaya devam eden V. C. Andrews

Tekinsiz evler, zehirli ot bahçeleri, tuzaklarla dolu odalar, kilitli kapılar, bastırılmış arzular, sırlar, yalanlar, korkunç aileler, kızlarına şehvetle bakan babalar, çocuklarını aç bırakan anneler, torunlarını zehirleyen anneanneler, tavan arasına hapsedilen çocuklar, şiddet, tecavüz, ensest, acı… Büyük Amerikan ailesinin çürümesi ve çöküşü… Bildiğim en tuhaf yazarlardan biri olan hatta gerçekliğinden de emin olamadığım V. C. Andrews’in […]

Read More

Bohem, flâneur, seri masalcı, romancı: Richard Fariña

Bohem. Flâneur. Seri masalcı. Kendi deyişiyle “aynalar tasarlayan adam”. Yalandan da olsa gerilla. Şair sonra, öykücü. Thomas Pynchon’un hem arkadaşı hem de hayran olduğu bir romancı. Bob Dylan’ın hem dostu hem de sıkı rakip gördüğü bir müzisyen. New York’un folk müzik patlaması yaşadığı yıllarda sahneye çıkıp şarkılar söylemiş, masallar anlatmış. Kendine maceralar uydurmuş ve hayatının […]

Read More

Seks ve Ceza: UNUTMAMALI!

Eşcinseller için hatta aslında cinselliği özgürce yaşamak isteyenler için hayat hiç de kolay olmadı çünkü cinselliğin baskıyla son derece alakalı upuzun bir tarihi vardı. Kolektif Kitap’tan çıkan Seks ve Ceza adlı kitap bu konuyu hatırlamak, bilmediklerimi öğrenmek için şahane bir fırsat oldu benim için. “Yatak odasından mahkeme salonuna seks hukukunun hayret verici tarihi” diye özetlenebilecek […]

Read More