Egoist okur

Tuna Kiremitçi: “Nasıl mı yazıyorum?”

Tanıdığım en zeki ve yetenekli yazarlardan biri olan ve sıklıkla “Keşke daha çok yazsa” dediğim çok sevgili arkadaşım Tuna Kiremitçi‘den Egoist Okur‘un Yaratıcı Yazarlık Dersleri bölümüne bir yazı, ne bileyim işte, bir nevi şahsi yazarlık sırlarını isteyeli bir ay oluyor. Bir sohbetimizde öyle enfes şeyler anlattı ki “Bunları hemen yazıp bana ver, başkaları, yazmak isteyenler […]

Read More

Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler…

“Roman yazarken, daha doğrusu herhangi bir şey yazarken, defterlerle çarpık bir ilişkim var. Elimde kalem, önümde boş bir sayfa olunca kafam daha iyi çalışıyor, o yüzden defter tutmayı seviyorum. Ayrıca fiziksel olarak defterleri ve kalemleri seviyorum, yazı yazma sevgisini onlardan ayrı tutmam imkansız.” “Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan tarafı defterlerimi okumaktan karabasanlardan kaçar gibi […]

Read More

Gülayşe Koçak: “O mükemmel ilk cümleyi aramaktan vazgeçin!”

Arkadaşım Sibel Ateş Yengin, yetenekli bir kadın. Halihazırda Akşam gazetesinin hafta sonu ekleri için şahane söyleşiler yapıyor. Ondan önce de yıllarca çeşitli televizyon dizileri ve sinema filmlerinin kostüm tasarımcısı olarak çalıştı. Ayrıca gölgeli ve tekinsiz öykülerden oluşan ilk kitabını tamamlamaya çalışıyor. Yakında okuyacağınızı umuyorum… Şimdi sizi Sibel’in Egoist Okur için yaptığı Gülayşe Koçak röportajıyla başbaşa […]

Read More

Audrey Niffenegger: “Lütfen şenliği yarıda kesip milletin tadını kaçırmayın…”

“Esas soru şu: Neden böyle oluyor? Çünkü arkadaşlar, bu iş müthiş eğlenceli. Tamamen hayalinizin ürünü olan birtakım insanlar yaratıyor ve onlara içinde yaşamaları için bir dünya veriyorsunuz. Sadece sizin zihninizde yaşamalarına rağmen bir süre sonra onların arkadaşlıklarından felaket hoşlandığınızı fark ediyorsunuz. Sonra aniden zihninizin içinde bir şenlik başlıyor. (Tıpkı Talking Heads’in şarkısında olduğu gibi…) Ve […]

Read More

Tom Robbins’ten yazarlık dersi: Delireceksiniz!

Parfümün Dansı. Kovboy Kızlar da Hüzünlenir. Dur Bir Mola Ver. Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar. Ağaçkakan. Villa Meçhul. Biyografisinde aktarıldığına göre bütün bu romanların şahane yazarı Tom Robbins’in çalışma stili şuymuş: “Bir romana başladığında işler şöyle gelişir: Önce bir cümle yazar, sonra onu tekrar ve tekrar ve tekrar yazar. Her kelimeyi analiz ederek, kusursuzluğundan emin […]

Read More

Peter Straub’dan özel ders: “Yazmak gerçekliği icat etmektir!”

Ünlü müzisyen Nick Cave’in bile hayranlık ifadesi olarak iki şarkısını ithaf ettiği korku romanları yazarı Peter Straub aşağıda genç hayranı ve meslektaşı Christopher Morris’e içini döküyor, yazmaya ilişkin tavsiyelerde bulunuyor. Daha doğrusu Morris ona bir mektup yazıp yazarlıkla ilgili kafasını karıştıran birkaç soruyu cevaplayıp cevaplayamayacağını soruyor, o da üşenmeyip cevaplıyor. Hatta sonra hem Morris’in mektubunu, […]

Read More

Yüzme dersleri

Norveçli bilim adamlarından roman sanatına dair ne öğrenebilir insan? O olmaz belki ama içindeki yaratıcı motivasyona dair bir şeyler öğrenebilir. Psikopatlık testini hevesle hem de gözlerinizin önünde yapan ben bu noktada biraz duruyor ve Norveçli bilim adamlarının yaratıcılık testini şimdilik es geçiyorum. Korkağım çünkü, tırsıyorum gerçekleri göreceğim ve muhtemelen o gerçekler hoşuma gitmeyecek diye… Zen […]

Read More

Zen ve romana başlama sanatı

Biliyorsunuz, Egoist Okur’da ilk günden bu yana Yazma Dersleri diye bir bölüm var. Bazen ciddi ciddi kafa ütüleyen, mesela karakter nasıl yaratılır, hikaye nasıl kurgulanır türünden pek hoşlanmadığım dersler de oluyor ama çoğunlukla okumaktan zevk aldığım yazılara yer vermeye çalışıyorum. Bir de teorim var bu konuda; hakikaten iyi yazarlar bu tip dersleri de lezzetli bir […]

Read More

Leyla Erbil ve Sait Faik’le bir gün

Yıllar önce Murat Gülsoy’un yaratıcı yazarlık atölyelerinden birine gitmiştim. Ama acayip bir gidiş olmuştu, bir kere sanıyorum gelmiş geçmiş en devamsız öğrencisi bendim. Daha da beteri atölyeye kendi adımla yazılmıştım ama ilk ders başladığında aniden adımı değiştirmeye ve Gaye Birsam olmaya karar vermiştim. Tamam, lütfen bir şey demeyin. Yaptığımın çok kötü olduğunu biliyorum. Her neyse, […]

Read More

Chuck Palahniuk’tan 13 tavsiye

Hiç hesapta olmayan çeşitli rastlantılar sonucu Egoist Okur, Chuck Palahniuk seven bir site haline geldi. Arkadaşım Samed Karagöz de tutup Palahniuk’un yazar adaylarına tavsiyelerini gönderince, Chuck-Palahniuk-seven-site imajımız iyice kuvvetlendi. Bir sakıncası yok aslında, Egoist de ben de halimizden gayet memnunuz… İşe yarayıp yaramayacaklarını bilmiyorum, ama Chuck P.’nin tavsiyelerini okumak eğlenceli… Dahası bir gerçeği açıkça ortaya […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 7: ESAS KARAKTER

Umarım başladığımız ilk bölümden bugüne, polisiye roman yazmak için seçilmiş insan falan olmak gerekmediğini, işin yönetimi bilir ve onun üzerine çalışırsa herkesin polisiye yazabileceğini artık öğrenmişsinizdir. SİZ DE yazabilirsiniz! Bugün son ve bence en önemli dersimizi görecek, esas karakterimizi yaratmayı öğrenecğiz. Esas karakteri yaratmak Esas karakteri olmayan ve yine de başarılı olmuş pek az polisiye yazar […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 6: ARAŞTIRMA

Evet bir polisiye roman yazmak için gereken birçok unsuru hızlıca gözden geçirdik. Ama tabii kimse her şeyi bilemez. İşte burada devreye araştırmanın önemi giriyor. Bilmediğiniz konularda araştırma yapmalı, işi şansa bırakmamalı, hikayenizin gidişatını kumar oynar gibi yazı tura atarak belirlememelisiniz. Araştırma Almanız gereken ilk önemli ders şu aslında: Kitabınızda anlattığınız her şeyin doğru olması gerekmiyor. Ama inandırıcı […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 5: ÇEVRE

Bir önceki diyalog ödevi zordu, öyle değil mi? Ama eminim eğlenceli de buldunuz. Sizden istediğim şeyleri, mesela kalabalık yerlerde başkalarının konuşmalarını dinleme işini ben hâlâ zevkle yapıyor hatta sonradan o konuşmaları küçük değişikliklerle yeniden yaratıyorum. Kitaplarımdaki bazı diyaloglar açıkçası bu küçük egzersizlerden sonra ortaya çıktı. Polisiye romanda önemli bir diğer unsur da çevredir. Hatta bana göre […]

Read More

Camilla Läckberg’den Polisiye Okulu 4: DİYALOG

Evet, havadan yani bir hiçten karaktere benzer bir şey elde ettiniz. Yeni bir arkadaş edinmek gibi, öyle değil mi? Fakat romanlarda, hele polisiye romanlarda ilgi çekici karakterler yaratmak romanı zevkle okutmaya yetmez. Bütün o karakterlerin konuşmaları, birbirleriyle diyaloga girmeleri de gerekir.  Bu, üzerinde ciddiyetle çalışmanız gereken bir konudur. yeterince zaman ve enerji harcarsanız, emin olun polisiye roman […]

Read More

Camilla Läckberg’den Polisiye Okulu 3: KARAKTER

Olay örgüsünü, entrikayı, suç unsurunu konuştuk. Bütün bunlar iyi, güzel ama eğer enteresan ve inandırıcı karakterler yaratamazsanız, romanınız bir şeye benzemez. İşin güzel yanı, polisiye roman yazmanın en eğlenceli yönlerinden bir tanesi de karakter yaratmaktır. Bu da kendi zihninizde yarattığınız bir dünyayı çeşitli ruhlar ve bedenlerle zenginleştireceksiniz demek oluyor.  Onları yeterince eğlenceli ve ikna edici […]

Read More