Egoist okur

Camilla Läckberg’den Polisiye Okulu 2: İSKELET

Umarım artık polisiye romanın temel olay örgüsünü kurmanın hiç de sandığınız kadar karmaşık bir iş olmadığını görmüşsünüzdür. Hikayeyi zenginleştirmek için eklediğiniz ayrıntıları çıkaracak olursanız, her şey aslında bir katil, bir sebep ve bir -veya iki- “modus operandi” yani uygulamadan ibaret sayılabilir.  Şimdi bu iskeleti alıp üzerine biraz et ve kan ekleyelim. Ve elbette buna en […]

Read More

Şahsa özel yazarlık kursu, hem de en sevdiğiniz yazardan!

Michael Chabon, “Eğer birinci tekil şahıs tarafından anlatılan bir roman yazmayı planlıyorsanız, ‘Lolita’ gerçekten de iyi bir ders metnidir” demişti. Yani gelecekte yazar olmak istiyorsanız Nabokov’dan ders almak hakikaten de iyi bir fikir sayılabilir. Bunun için yapacağınız şey basit diyemeyeceğim ama zevkli… En yakın kitapçıya gidip evinize cilt cilt Nabokov romanlarıyla ve onun harikulade ders […]

Read More

Stephen King’den yazar adaylarına 7 tavsiye

Yazmak Üzerine adlı bir kitabı da olan ünlü korku ve gerilim romanları yazarı Stephen King’in, yazar adaylarına birkaç tavsiyesi var… Gülenay Börekçi 1. Olay örgüsünü, hikayenin başladığı ana nasıl gelindiğini bir kenara bırakıp duruma odaklanın. 2. Metaforlara özen göserin. Benzetmeye yapmaya uğraşırken, inandırıcı olamazsanız, komik olursunuz. Dil oyunlarından elbette yararlanın ama onlar sanki aslında yokmuş […]

Read More

Michael Thomas Ford: “Bayan Austen’a bir parça aşk ve macerayı çok görmeyin”

“Jane Austen’ı vampir haline getirdim. Ve S-E-K-S yapmasını mümkün kıldım. Öyle abartılı bir açık saçıklık yok benim romanlarımda fakat çekingen bir bakıştan veya omza küçük şefkatli bir temastan fazlası Jane Austen hayranlarını acil durum alarmına geçirmeye yetiyor. O zaman onlara sormak istiyorum: “Sizin deyişinizle ‘Zavallı Bayan Austen’, daha ne kadar hayatında tam anlamıyla hiçbir şeysiz […]

Read More

Büyük ustalardan yazar adaylarına tüyolar

Ernest Hemingway, yazar adayları için en iyi egzersizin gidip kendilerini tavana asmaları olduğunu söylüyor. “Kadınlara elinizin tersini göstermelisiniz. O zaman belki önünüzde sürünürler” diyen “maço” William Faulkner başarıyı kadınlara benzetiyor. (Maço dediğime bakmayın çok çok çok seviyorum.) Truman Copete yazarın üslubunun göz rengi gibi doğuştan belirlendiğine, yani değiştirilemeyeceğine inanıyor. Stephen King, bütün romanlarının aynalarımızdaki çatlaklardan […]

Read More

Orhan Pamuk: “Beni yazmaya zorlayan küçük takıntılarımı sevip kabul etmeyi öğrendim”

Faulkner’a göre romancılığın üç sırrı var: Yüzde 99 yetenek,  yüzde 99 disiplin, yüzde 99 çalışmak… “İnsan yaptığıyla hiç yetinmemeli. Yapılan hiçbir zaman yapılabilecek kadar iyi olmaz. Her zaman hayal kurup yapabileceğini düşündüğünden daha yukarıya koy çıtayı. Sadece öncekilerden ya da aynı dönemdekilerden daha iyi olmaya çalışma; kendinden daha iyi ol. Sanatçı gözünü karartıp kendisini işine […]

Read More

Anais Nin: “Baştan çıkarmak için yazıyorum”

Erotik yapıtları ve günlükleriyle tanıdığımız Anais Nin yapıtlarını, o yıllarda müdavimi olduğu Paris kafelerinde çalınan caz müziğine benzeyen enteresan bir kolaj tekniğiyle yazıyordu. Gülenay Börekçi Nasıl yazıyordu? Anais Nin, şahsi deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı yapıtlarında başkalarının belirlediği kurallara uymaktansa sezgilerine güveniyordu. Serbest çağrışım ve emprovizasyon gibi o güne kadar pek de edebiyatla ilişkilendirilmeyen teknikler uyguluyor, […]

Read More

Kişisel gelişimde Tolstoy etkisi

Savaş ve Barış, Anna Karenina gibi dev romanların yazarı Lev Tolstoy’a göre mutluluğun altın kuralları… Şahsen epey sıkıntı verici ve zorlayıcı bulsam da, Tolstoy’un listesini alıyorum. Okuyun, sonra isterseniz uyun isterseniz unutun. Gülenay Börekçi Biyografisini yazan Henri Troyat anlatıyor; Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi dev romanların yaratıcısı Lev Tolstoy henüz 18 yaşındayken mutlu […]

Read More