Egoist okur

Douglas Coupland, Clive Barker ve o meşum kelime: AŞK

Douglas Coupland’ın bir öyküsünde okuduğum aşk tarifi ve Clive Barker’ın bir yerlerde karşıma çıkan formüle etme çabası terk edilmiş birini teselli etmeye yarar mı? Açıkçası ben denedim, pek işe yaradı diyemem ama göz yaşları içindeki bir arkadaşımı biraz olsun güldürebildim. Belki size de iyi gelir. Gülenay Börekçi Douglas Coupland, Clive Barker ve aşka dair işe […]

Read More

Huzurlarınızda Safiye Aylâ ve J.R.R. Tolkien

İş Bankası Kültür Yayınları etiketli iki biyografi var elimde. Çıktığını öğrenince havalara uçmama sebep olan ilki, gazeteci Murat Bardakçı’nın imzasını taşıyor ve büyük şarkıcımız Safiye Aylâ’nın hüzünlü hayat hikayesini anlatıyor. İkinci biyografinin odağındaysa, “Yüzüklerin Efendisi” serisinin yaratıcısı J.R.R. Tolkien var. Gülenay Börekçi Safiye Aylâ: “isyankâr ve solcu” Murat Bardakçı, “Akdeniz Bölgesi’nden, 1930’lu senelerde dört güçlü kadın […]

Read More

Simenon’dan Dave Eggers’a 9 yazardan 9 roman

Savaşın silahları, hayatın mektupları… Mikail Şişkin imzalı “Mektupların Romanı”nı gördüğüm an çarpıldım. Kapağın çağrısına uyduğum için pişman değilim. Şu cümlenin de artık hayatımda bir yeri var: “Başından geçenlerin sözcüklerle anlatılabileceği fikrine kapılırsan, başından hiçbir şey geçmemiş demektir.” Buna ve aşağıda tanıttığım diğer romanlara da bir göz atmalısınız. Mektupların Romanı, Mikail Şişkin Çehov, Nabokov hatta James Joyce’la […]

Read More

Leonardo ile Michelangelo’nun öldürücü rekabeti

Leonardo da Vinci ve Michelangelo… Mona Lisa tablosu ile Davut heykeli… İtalyan Rönesans’ına saplantılı bir ilgi duyan televizyon yapımcısı Stephanie Storey ilk romanı “Yağ ve Mermer”de dönemin iki büyük ustasını amansız bir rekabet savaşının ortasında karşı karşıya getiriyor. Sürükleyici ve çok eğlenceli. Gülenay Börekçi YAĞ VE MERMER: Leonardo ile Michelangelo’nun öldürücü rekabeti Stephanie Storey’nin romanı […]

Read More

Romanlarıyla okura şeytani düzenekler kuran Gombrowicz

Filozof, dahi, kültürel şeytan avcısı Witold Gombrowicz’in külliyatı ilk kez toplu olarak yayınlanıyor. Everest’ten çıkan ilk kitap, otobiyografik roman “Trans-Atlantik” ve ardından gelen “Kosmos”. Sırada Gombrowicz’in 1952-69 arasında bir dergide yayımladığı “Günlükler” var. Sürgündeki bir edebiyatçının tıpkı günümüz bloggerları gibi hayatının en mahrem ayrıntılarını okurlarıyla paylaşması heyecan verici. Gülenay Börekçi “İstiyorsanız, kesin gırtlağımı. Ama böyle […]

Read More

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi Bu sayısıyla arşivinizde bulunması gereken Rabarba Dergisi’ne teşekkürler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın film eleştirilerinden […]

Read More

Bir portakalın sizi kullandığını hiç düşündünüz mü?

“Arzunun Botaniği” ve “Slow Food Devrimi” epeydir ilgimi çeken kitaplardı. Eh, “Şehirdekiler için Sürdürülebilir Yaşam Rehberi”ni biz şehir esirlerinin okuması gerektiği zaten ortadaydı. Fakat Stefano Mancuso ile Alessandra Viola’nın yazdığı “Bitki Zekası” kadar ufuk açıcı bir kitabı açıkçası uzun zamandır okumamıştım. Hadi başlayalım… Gülenay Börekçi Olaf Hajek’in bir illüstrasyonundan. Bitkilerin sırf birbirleriyle değil insanlar ve hayvanlarla […]

Read More

Atwood soruyor: Güvende olmak mı, özgür olmak mı?

Margaret Atwood imzalı “Damızlık Kızın Öyküsü”nün yeniden basımını uzun zamandır bekliyordum. Bizde Doğan Kitap etiketiyle çıkan romanda Atwood, kadınların erkeklerin altında bir kast sistemine göre sınıflandırıldığı ve doğurmanın her şeyden değerli görüldüğü totaliter ve teokratik bir sistemi anlatıyor. İki yıl önce Anna ve Elena Balbusso tarafından yaratılan olağanüstü güzel ve ödüllü illüstrasyonları görünce Egoist Okur’a […]

Read More

Kendi cehennemini yaratan dev yönetmen: Elia Kazan

“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu, hem hepsi hem de hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam. Adı Elia. İlya, İlyas, Aliya. Soyadı Kazancıoğlu. Kazan.” Zülfü Livaneli’nin Amerikalı yönetmen Elia […]

Read More

İstiridye, kahve, elma sirkesi… Peki ya koegzistans?

Biri istiridyesiz yazamıyor, diğeri fıstıksız düşünemiyor. Zihnini koyunun koyusu kahveyle açan da var, elma sirkesiyle açan da… Peki ya koegzistans? İşte edebiyatçıların yazma rutinleri… Gülenay Börekçi Edebiyatçıların vazgeçemedikleri alışkanlıkları Yazarların yaratma süreci esnasında vazgeçemedikleri alışkanlıkları var. Mesela Walt Whitman güne istridye ve etle başlamazsa iyi yazamıyormuş, Gustave Flaubert ise yumurtalı, sebzeli, peynirli ve meyveli hafif […]

Read More

Alys, ruhyiyiciler ve karanlık bir peri masalı

“Seni canavarlıkla suçlayanlar arasında kendi haklılığından en fazla emin olanlar, aslında en korkutucu canavarlardır…” Ünlü yazarların editörü Peternelle van Arsdale’in ilk romanı “Mahluk da Orrman’a Ait” karanlık bir peri masalı. Genç Yetişkin kategorisindeki kitap ünlü yönetmen Ridley Scott’ın ilgisini çekti, yakında sinema uyarlamasını da izleyeceğiz. Ben romanı çok sevdim. Tek sevmediğim yanı açıkçası Türkçe yayıncının […]

Read More

‘Bunu ben de yaşadım’ dedirten kitap: KAVGAM

Norveçli Karl Ove Knausgaard, en ince ayrıntıyı bile atlamadan kendini anlatıyor ve böylelikle ruhunu parçalara ayırarak önümüze servis ediyor. Ve biz o parçalarda kendimizi de buluyoruz. “Kavgam”ın yeni cildi yayında. Gülenay Börekçi Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım” Hayatını “roman” yapan adam: Karl Ove Knausgaard Knausgaard: “Kalp için hayat basittir, atabildiği kadar atar […]

Read More

O / STEPHEN KING: Sizinle şu meşum sahneyi konuşmalıyız

Palyaçolardan niye korkulur? Ya da korkulur mu hakikaten? Ben korkmam mesela ama bu konu açıldığında nedense hemen herkes tersini söylüyor. Oysa palyaçolar, genellikle çocukları, kısmen de yetişkinleri güldürmeye çalışan, zaten hayatlarını da böyle kazanan insanlar değil mi? Yine de palyaço korkusunun bir dayanağı, temeli olmalı. Sizce ne kadar geriye gidebiliriz palyaçoların kökenini araştırırken? Biraz inceleyelim bunu. […]

Read More

Murakami + Owen Davey: Uzayın derinliğinde kaybolan bir âşık ve bir köpek

Haruki Murakami’nin son romanı “Sputnik Sevgilim”, bir üçlü aşk hikayesi ekseninde, K’nın uzak bir Yunan adasında kayboluşunu ve kendini buluşunu anlatıyor. Astronot Köpek Laika ise, insanın amansız dünyayı değiştirme hırsını konu alan bir kitap. Gülenay Börekçi “Ona Laika’yı, o talihsiz köpeğin uydunun minik penceresinden dışarı bakan kara, nemli gözlerini hatırlattım. Laika nereye bakıyor olabilirdi?” Bu […]

Read More

Elif Nuray’dan beklenen O KORKUNÇ MAHÂRET

“Şiir kitapları içeriğinde barındırdıkları evrensel, ulusal, kültürel, kültürlerarası, sosyolojik, psikolojik, mitolojik, tarih, felsefe, din, dil gibi öğelerle çok katmanlı okumaya ve yorumlamaya müsait eserlerdir.  Elif Nuray’ın İz Yayıncılık tarafından yayımlanan ilk şiir kitabı ‘O Korkunç Mahâret’ için ‘ilk dizeden itibaren çok katmanlı üslubu ve şiir sesinin saflığı ile okurlarını eşikte karşılıyor’ diyebiliriz.” Şiir, deneme ve […]

Read More