Posted by gülenay börekçi on December 13, 2016 · Leave a Comment
Cemal Süreya’nın Zelda’sı Nilgün Marmara’nın günlükleri, “Defterler” adıyla yayınlandı. Everest Yayınları’nın bastığı “Defterler”, yaşamının son yıllarına kadar, eşi ve en yakın arkadaşları dahil kimseye göstermeden, neredeyse “gizli gizli” şiir yazan ve bir bakıma ölümünden sonra “keşfedilen” Nilgün Marmara’yı belki de en dolaysız, en “çırılçıplak” haliyle getiriyor karşımıza. Okur olarak reddedebileceğim bir okuma deneyimi değil… “Arkadaşları […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 20, 2016 · 1 Comment
Nobel’iyle ilgili eleştirileri Mehmet Hakan Kekeç’in yazısında okumuştuk, sıra methiyelerde… Bob Dylan’ın bir vakitler “şair” olarak Allan Ginsberg, Jack Kerouac, Kenzoburo Oe hatta Samuel Beckett gibi edebiyatçıların hayranlığını kazanmış olduğunu şahsen yeni öğrendim. Şeytanla sözleşme ve troubadourluk meselesine gelince; ayrıntıları aşağıda… Bob Dylan önümüzdeki ay İsveç’te düzenlenecek Nobel ödül törenine katılmayacakmış. Katılacağını düşünmemiştim zaten. Yine […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, müzik, okuma odası, vitrin · Tagged with allan ginsberg, bob dylan, egoistokur, etyen mahçupyan, gülenay börekçi, homeros, jack kerouac, kenzaburo oe, nobel, samuel beckett, shakespeare
Posted by gülenay börekçi on November 14, 2016 · 1 Comment
Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın harikulâde bir bölümü var, antika yani çok eski ve kıymetli kitaplar sergileniyor. Hele benim gibi gazeteci olarak gitmişseniz, kitaplara dokunmanıza, sayfalarına bakmanıza, fotoğraflarını çekmenize de izin veriyorlar. Bir tek çok özel bir alan var, oradaki kitaplara dokunmak yasak, içeri telefonunuzu ve çantanızı bırakarak giriyorsunuz. Eski kitapları seven biri olarak antika kitaplar […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 5, 2016 · Leave a Comment
“Kedili deli kadın” deyişi ve “kedilerini tepesine çıkaran yalnız ve yaşlı kadın” klişesi hep içime otururdu ama kapandı kapanacak denilen harika mekân The Internet Archive’de gördüğüm bazı kitaplar bu klişe deyişin sadece bize özgü olmadığını gösterdi bana. Ayrıca meğer yeni de değilmiş bu terim. Araya müzik grubu Brazzaville’in David Brown’ıyla yıllar önce yaptığım bir röportajdan birkaç paragrafı […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 25, 2016 · Leave a Comment
Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”de, her şeyin çoktan kaybolmuş olduğu bir zamana ve aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz bir yere götürüyor bizi. Sputnik Sevgilim’de Murakami bizi, aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz o yere götürüyor “Sahilde Kafka”, “Yaban Koyununun İzinde”, “Kadınsız Erkekler”, “1Q84” gibi kitaplarıyla ülkemizde hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip olan Haruki Murakami, dilimize çevrilen son romanı […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 9, 2016 · 2 Comments
Kısa ve öz anlatayım: David Foster Wallace’ın “Amerikan edebiyatında bundan büyük roman yazılmadı” dediği “Wittgenstein’ın Metresi”, Jaguar Yayınları’nın mücevherlerinden biri ve tarafınızdan okunmayı bekliyor. Wittgenstein’ın Metresi Jaguar Yayınları’ndan çıkan “Wittgenstein’ın Metresi”, David Markson’ın leziz mi leziz deneysel eseri. Biraz Samuel Beckett biraz da Wittgenstein’ı andıran bir üslupla yazılmış romanda anlatıcı bir kadın. Yeryüzünde yaşayan tek […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 9, 2016 · Leave a Comment
Peri Diyarı düşündüğünüz kadar uzakta olmayabilir. Bazen bir de bakmışsınız zerre farkında olmadan görünmez bir sınırı geçmişsiniz ve huysuz prenseslerle, intikam peşinde koşan baykuşlarla, korkunç yazgılar işleyerek vakit geçiren hanımlarla ya da karanlık, sık bir ormandaki sonu olmayan patikalarla ve ikinci defa baktığınızda asla aynı görünmeyen evlerle boğuşmak zorunda kalmışsınız… “Jonathan Strange ve Bay Norrell”in […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 9, 2016 · Leave a Comment
Bugünlerde çoğu kişi gibi siz de başka yerlere ve zamanlara hatta belki başka dünyalara kaçabilmeyi hayal ediyorsanız, Tim Burton’un filmi “Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları”, uygun bir seçim olabilir. Hem zaten Ransom Riggs’in bizde İthaki Yayınları etiketiyle çıkan üç kitaplık ünlü serisini okuduysanız, siz de filmi aylardır sabırsızlıkla beklenlerden olmalısınız. “Yeni Harry Potter” olarak da anılan […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 9, 2016 · 2 Comments
Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları hiç yoktur. Spora ve sanata büyük önem veren gözetmenleri onlara sürekli ‘özel’ olduklarını hatırlatarak bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini söyler. Peki ama neden? Japon kökenli İngiliz yazar Kazuo Ishiguro, Beni Asla […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on September 14, 2016 · Leave a Comment
Geçenlerde adamın biri Mona Lisa’ya pasta fırlattı ve dünya bir kez daha ayağa kalktı. O halde çok eski bir soygunu neden hatırlamayalım? Hani şu Mona Lisa’nın çalınış hikayesini… “Yitirdiğimiz zamanlar ve insanlar niçin peşimizi bırakmaz? Niçin hayatımız zenginleştikçe geçmiş bize garip bir şekilde daha çekici gelmeye başlar? Hayal gücünü sahip olduklarımız mı ateşler, hiçlik mi? […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on September 7, 2016 · Leave a Comment
Bu yazının konusu, sanıldığından çok daha politik bir yazar olan, mesela sosyal medyada islamofobiye karşı bir ara epey kararlılıkla mücadele veren J.K. Rowling’in Harry Potter’larındaki alt metinler… Ayrıntılar sizi çok şaşırtabilir. Harry Potter romanlarında bile siyaset oyunları oynanıyor ve kötülük her yerde aynı İnsanlığın bilmediği, şahit olmadığı bir hayat biçimi ya da sistemi hayal edecek […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on July 17, 2016 · 1 Comment
“Shakespeare Müslüman’mış, gerçek adı da şeyh Pir’miş.” Haydaaa! Ortalık birbirine girdi tabii. Bana gelince, Shakespeare hakkında o kadar çok söylenti işitmiştim ki, şaşırmadım.Yine de işin aslını astarını araştırmayı ihmal etmedim tabii… Burada bazı Shakespeare’lerin hikayesini bulacaksınız: Müslüman Shakespeare, Kraliçe Shakespeare, Hırsız Shakespeare, Kasap Shakespeare, Casus ve Anarşist Shakespeare, Çapkın Shakespeare, Ayyaş Shakespeare… Şahsi fikrim, hiçbiri […]
Read More
Tahereh Mafi ve Ransom Riggs ikilisinden epeydir söz etmek istiyordum. Ünlü yönetmen Tim Burton’ın, Riggs’in romanından uyarladığı “Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları”nın fragmanlarının dönmeye başlaması vesile oldu. Tabii serinin İthaki etiketli devam kitaplarının yayınlanması da… Acayip fotoğraflar ve tuhaf çocukların yazarı Ransom Riggs’le röportaj Ransom Riggs + Tahereh Mafi: Fantastik edebiyatın iki süperstarı Fantastik edebiyatın son […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on June 12, 2016 · 1 Comment
Yayın dünyasının birkaç yıldır yeni bir fenomeni var: Norveçli Karl Ove Knausgaard… Yazarın, 4000 sayfalık “Kavgam” adlı romanının ikinci cildi “Âşık Bir Adam” çıktı. Peki ama Knausgaard neden bu kadar büyük ün kazandı. Doğrudan kendi hayatından yola çıkarak yazan ilk yazar o muydu, yoksa bunu daha önce başkaları da yapmış mıydı? Knausgaard röportajı: “Hayatı kitaplar […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on June 10, 2016 · Leave a Comment
William Goldman’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmi “Princess Bride”, Westley adlı bir genç adamın, büyük aşkı Prenses Buttercup’ı bulma macerasını anlatıyor. Westley, prensesini ararken bin türlü belayı atlatıyor, defalarca vuruluyor, yaralanıyor hatta bir keresinde ölüyor ve “sihir yardımıyla” diriltiliyor. Masal bu ya; sonunda da aşkına kavuşuyor. Gelin görün ki o zorlu yolculuktan geriye birkaç küçük […]
Read More