Egoist okur

Bronte Kardeşler’in çocukken yarattığı fantastik dünya

Nehirlerinden süt ve bal akan, zümrüt ağaçlarla bezeli harikulade bir dünya, sakin ve huzurlu Gondal…

Bir de karşıtı var, Angria. Orada nehirler kan kırmızı sularla çağlıyor, yer altından gümbür gümbür sesler duyuluyor. Vahşi mi vahşi, acımasız mı acımasız bir yer.

Gondal ile Angria, üçü sonradan çok ünlü olacak dört çocuk tarafından yaratıldı. Hem de 19. yüzyılda… Bu kadarı bile yeterince ilginç sayılır. Durumu daha ilginç hale getiren şeyse, dört ufaklığın yarattığı Gondal ile Angria’nın Tolkien Amcanın Yüzüklerin Efendisi romanına ilham kaynağı olduğunu söyleyen eleştirmenler olması.

Peki ama kim bu ufaklıklar?

Gülenay Börekçi

Nehirlerinden sütle bal akan, ağaçları zümrütten Gondal’ı Uğultulu Tepeler’in yazarı Emily Bronte ile kardeşi Anne çocukken oyalanmak için yaratmıştı. Onlara hediye edilen oyuncaklar, bebekler, kurşun askerler o düş ülkesinin halkı oluyordu. Salonda oturup masallar, hikayeler, maceralar uyduruyor, bütün günü bu şekilde geçiriyorlardı. Gondal’ın gerçek hayattan kişilere, mesela ünlü krallara ve şairlere benzeyen ulusal kahramanları bile vardı.

Bronte’lerin malikanesinde Gondal dışında bir düş ülkesi daha vardı, Jane Eyre’in yazarı Charlotte ile erkek kardeşi Branwell’in yarattığı Cam Kent Angria. Adını İngilizcedeki anger, yani öfke sözcüğünden alan bu ülke biraz daha farklıydı. Nehirleri kan kırmızı sularla çağlıyor, yer altından gümbür gümbür sesler duyuluyordu. Adı da kendi de vahşi bir yerdi anlayacağınız. (Sonradan öfkesi ve kindarlığıyla da tanınacak olan Charlotte’un zihninden belki sadece böyle karmakarışık bir cehennem ülke çıkabilirdi

Dört kardeş, Gondal ile Angria’yı tam on yıl boyunca yeni öykülerle geliştirdiler, hatta bunları yazıya bile döktüler. Bazı sayfaları resimlerle süslediler, Gondal ile Angria’nın haritalarını çizdiler, gerçekmişçesine ayrıntılı tarihçeler oluşturdular, “Gondalist” ve “Angrian” şiirler yazdılar, bazı Gondallılarla Angrialıların günlüklerini kaleme aldılar. En güzeli bunları kendi kendilerine kitap biçimine getirip kapaklar hazırladılar. O yıllarda her evin mutfağında bulunan mavi şeker kutularının kartonlarından yaptıkları kapakları süslemek için her seferinde mutfağı talan ediyor, ellerine geçen her türlü ıvır zıvırdan yararlanıyorlardı, ekmek teknesinden biraz hamur aşırıp kapakların üzerindeki harfleri kabartma hale getirmeyi bile akıl etmişlerdi. Ve inanmayacaksınız ama Bronte Kardeşler tüm çocuklukları boyunca bu kitaplardan 10-20 değil, yüzlerce yaptılar. Biri çıkıp onlara günün birinde Angria ve Gondol Masalları’nın özel baskılarının hem de büyük yayınevleri tarafından yayınlacağını söylese, sonra Tolkien gibi başka yazarlara ilham vereceğini inanırlar mıydı, bilemem ama mutluluktan havalara uçacakları kesin. Zira romancı olacaklarından bile habersizdiler. Dedim ya, dördü de daha çocuktu.

 Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of