Egoist okur

Hayatımın Uriah Heep’leri

Çocukluğumun karabasanı. Benden epey büyük olan kuzenimin plakları arasında rastlamıştım Uriah Heep grubunun adına ilk kez. Dehşetten ürpermeme yol açan albüm kapakları şimdi çok komik geliyor. Halbuki o yıllarda kuzenimin odasının önünden geçerken bile başka tarafa bakardım, kapı açıksa gözüme ilişirler de gene ödüm kopar diye…

Grubun adının Charles Dickens’ın David Copperfield adlı romanından geldiğini birkaç yıl sonra öğrendim. Hem de romanın en fena, en hain karakterinden… Charles Dickens’ın “kadavra suratlı” Uriah Heep’i sürekli olarak nizam intizamdan, saygı ve ahlaktan söz ederdi ama ne nizam intizamdan ne saygı ve ahlaktan nasibini almıştı. Uzmanlık alanı eziklik, yalakalık, dolandırıcılık ve zalimlikti. David’le tokalaştığında, biricik kahramanım sonradan ellerini silmek, yıkamak zorunda kalırdı, o berbat yapış yapışlık hissi geçsin diye. Öyle tiksindirici bir tipti işte.

uriah-heep

Anlayacağınız, çocukken ödümü patlatan Uriah Heep topluluğu üyeleri, kötülükte sınır tanımayan Uriah Heep karakterinin yanında öyle masum, öyle sevimli kalıyor ki. Onları hâlâ biraz seviyorum, çocuklukla ergenlik arasında kıyısından yakaladığım bütün diğer şeyler gibi…

Son olarak bir geçmiş zaman dedikodusu: Söylenen o ki; Charles Dickens Uriah Heep karakterini şahsen çok sevdiğim bir diğer 19. yüzyıl yazarı olan Danimarkalı masalcı Hans Christian Andersen’den esinlenerek yaratmış. İkilinin birbirlerinden pek hazzetmedikleri zaten biliniyor. Öte yandan sevdiğim adamların mesela yazarların giriştiği kavgaların bana göre pek bir sakıncası yok, öfkeleri onları kamçıladığı yani daha iyi yazmalarını sağladığı sürece…

 Gülenay Börekçi

Uriah Heep: The Park from Vincente Nagy on Vimeo.

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of