Egoist okur

Ilgın Sönmez: “Heath’i tanıdıktan sonra bir dokunuş bin sevişmeye bedel oldu”

Kadınlara, özellikle de genç olanlara seslenen Artemis Yayınları’nın kimselere benzemeyen über-aktif yöneticisi Ilgın Sönmez, kadın okurların romanlara entelektüel farkındalıktan çok, duygusal açlıkla bağlandığını yazarak bence kesinlikle tartışılması gereken bir saptama yaptı.

Gülenay Börekçi

Ilgın Sönmez

“Kime bir nedenle içim kaysa, onda Heath’in vahşi anlarla yüklü ifadelerini, gücünü, açlığını, tutkusunu aradım”

Ben dünya kadınlarının hatırı sayılır bir bölümünün, roman kahramanlarıyla seviştiğini düşünüyorum. Bunu anladığımda altı yedi yaşındaydım desem, hiç abartmam. Kadınların romanlara duygusal ve seksüel açlıkla bağlandığı öyle aşikar ki. Diyeceksin ki ya entelektüel farkındalık? Duygusal açlık çoğu zaman bin basar diyeceğim. Temas özürlü ve otosansürcü bir gelenekten gelmemizin de etkisi büyük elbette. Ben mesela baba özürlü biri olarak erkeklerle bi’ türlü ‘beceremedim’. Hatta erkeklerden asla sürdüremeyeceğim, hemen ama hemen kopacağım ütopyalar yarattım. Okumayı öğrendiğimde ilk Paul ve Virginie’yi okumuştum. Karşı komşunun oğlunda bir Paul aradım, daha o yaşta… Cemo’yu okudum, etrafa Cemo, Cemo diye bakındım. Uğultulu Tepeler ise beni Heathcliff’e hapsetti adeta. Kime bir nedenle içim kaysa, onda Heath’in vahşi anlarla yüklü ifadelerini, gücünü, açlığını, tutkusunu aradım. Ve açıkçası ben de içimde o adamın karşısındaki güç, yani Catherine olarak kaldım. Bir dokunuş bin sevişmeye bedel oldu. Bir an yetti gemileri yakmak için. Heathcliff’le ‘yatmayı’ hic düşünmedim. Ama karşıma çıkan en ‘tahrik edici adam’ gerçekten de oydu…

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments