Egoist okur

Efkâr Karması / Mehmet Said Aydın: Türküler Eylül’e yaraşır

“İçinde doğduğumuz ay ile aramızda hususi bir alaka oluyor sanki. Eylül, nereden bakarsak bakalım münbit bir ay; güz geliyor bir defa, yaz bitiyor. ‘Yazın bittiği her yerde söyleniyor’ sonra, Eylül’ün içinde yaşanan mezalimler akla geliyor, 80 yılı hiç unutulmuyor elbette. Ben de, o saçma günde, ama neyse ki aynı yıl değil, doğuyorum ‘uzak memleket’lerden birinde. Kulağıma ezan okunmuyor velakin türkü de söylenmiyor. Ama doğduğum hastanenin hemen ilerisindeki bir mahallede, ben doğmadan birkaç zaman önce Celal Güzelses’in yaşadığı gerçeğini sonradan öğreniyorum. Türkülere ‘düşmem’ tam olarak ne zaman oldu, aslında emin değilim. Kendimi bildim bileli, civarımda böyle sesler vardı, ben bazılarını sonra sonra bulabildim. Türkü eşittir keder gibi bir denklem daima tutmaz ama denebilir ki, türküler Eylül’e yaraşır.”

12 Eylül 1983 Diyarbakır doğumlu editör Mehmet Said Aydın’la tanışmıyoruz. Murat Özyaşar’ın Ayna Çarpması kitabını “Bîr” adıyla, Aziz Nesin’in Şimdiki Çocuklar Harika kitabını ise “Zarokê Niha Çi Jîr in” adıyla Kürtçeye çevirdiğini biliyorum. Sonra 160. Kilometre’den çıkan Kusurlu Bahçe diye bir şiir kitabı olduğunu. Bir de Nor Radyo’da Süleyman Sertkaya’yla birlikte Hênik isminde bir program yaptığını. Aydın, Efkar Karması için arayabileceğim en uygun isimlerden biriydi. Neyse ki beni kırmayarak Egoist Okur için türkülerden oluşan çok güzel bir liste hazırladı. Unutmadan, son videonun üzerindeki ses de ona ait…

Gülenay Börekçi

Efkâr Karması / Mehmet Said Aydın: Türküler Eylül’e yaraşır

“İçinde doğduğumuz ay ile aramızda hususi bir alaka oluyor sanki. Eylül, nereden bakarsak bakalım münbit bir ay; güz geliyor bir defa, yaz bitiyor. “Yazın bittiği her yerde söyleni[yor]” sonra, Eylül’ün içinde yaşanan mezalimler akla geliyor, 80 yılı hiç unutulmuyor elbette. Ben de, o saçma günde, ama neyse ki aynı yıl değil, doğuyorum “uzak memleket”lerden birinde. Kulağıma ezan okunmuyor okunmamasına velakin türkü de söylenmiyor. Ama doğduğum hastanenin hemen ilerisindeki bir mahallede, ben doğmadan birkaç zaman önce Celal Güzelses’in yaşadığı gerçeğini sonradan öğreniyorum. Türkülere “düşmem” tam olarak ne zaman oldu, aslında emin değilim. Kendimi bildim bileli, civarımda böyle sesler vardı, ben bazılarını sonra sonra bulabildim. Türkü eşittir keder gibi bir denklem daima tutmaz ama denebilir ki, türküler Eylül’e yaraşır.”

Hal Böyle Böyle, Erdal Erzincan

İlk olarak “Türküler Sevdamız”ın içinde dinlemiştim. Unuttuydum, kendini şedit biçimde anımsattı sonra. Erdal Erzincan’ın “zalimane” bağlaması ve abartısız icrasıyla. Bir Alevi deyişi. Pîri Mecnun olanların, pîrine Leyla olmaya talip oldukları türküler de söyleniyor elbette. “Nasılsın?” sorusuna, “Hal böyle böyle” diye cevap verenler de.

Bugün Ayın Işığı, Hacı Taşan

Şimdilerde Kırıkkale sınırlarında olan fakat hiç tereddütsüz “Kırşehir” diyebileceğimiz yöreden, Keskin’den Hacı Taşan’ın bozlağı. Ömrümün en kokusuz zamanlarında, “Mehmetçik İnternet Kafe”den defaatle dinlemişliğim, kişisel tarihim açısından çok kıymetlidir. Sevdiğine “pambığım” diyen biridir bu yüzden en çok, Keskinli Hacı Taşan.

Oy Akşamlar, Cengiz Özkan

Cengiz Özkan’ın Veysel Dalsaldı’yla beraber yaptığı CRR’deki “Hasan Hüseyin Aşkına” konserine gidenler, içeriden ağlamakla çıkmadılarsa, büyük bir “şişkinlik”le çıktılardı. Bu türkü de Elazığ derlemesi; birçok icrası var fakat Kalan Müzik’ten çıkan “Gelin” albümündeki Özkan’ın bu icrası kadar “fena”sı azdır. Eylül akşamlarına, şüphesiz yaraşacaktır.

Küstün mü Benden, Yasemin Göksu

Bu türkünün kaydolunduğu gün, stüdyonun civarında olup oraya intikal etmemiş olmamın kusuru bir ömür yeter. Bağlamayı Mazlum Çimen çalıyor, türkü Pirimiz Abdal’ın, icra Yasemin Göksu. Şu anda “türkü” diye bir şeyin üzerine bunca konuşabiliyorsak, Kalan Müzik’in büyük emeğiyle konuşuyoruz; bu türkünün içinde yer aldığı albümü de Kalan yayınladı, ardından da “Urumeli Hatırası”nı. İmdada on iki imam yetişsin için.

Yalan Dünya, Burhan Ertaş

“Türkü” denince, herhalde ilk akla gelenlerden biridir bu türkü. Binlerce defa, binlerce türlü söylenmiştir; siz bunları okuyorken yüksek ihtimalle biri tarafından, bir kere daha söyleniyordur. “Bozkırın Tezenesi” konserine çıkarken, “Bu kadar insan kim için gelmiş?” diye etrafındakilere soran Çiçekdağlı Muharrem Ağa’nın oğlu Neşet Ertaş’ın “kategori dışı” türküsü. Turgut Uyar’ın “ben de bu dünyaya geldim geleli/ ucu mor püsküllü marpucum mu var?” dizelerini anımsamamıza kim engel olabilir? Videonun sonunda adını soracak korosunda olduğu Burhan’ın, Neşet Usta ve soyadının da “Ertaş” olduğunu duyacak. Onun için çekilen “Garip” belgeselinden, arkada dünyanın en şahane korosuyla.

Fotoğraf: Mehmet Erte

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of