Egoist okur

Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor”

Beş Sevim Apartmanı, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulade Yılı ve Madam Arthur ve Hayatındaki Her Şey adlı romanların yazarı Mine Söğüt, tartışmaları bambaşka bir açıdan değerlendirdi:

“Shakespeare’i Tolstoy’dan, Joyce’u Woolf’tan tanıyamayacağımız gibi Oğuz Atay’ı da Şavkar Altınel’den tanıyamayız. O yüzden birçoklarının telaşlandığı gibi Altıner’in görüşleri Atay’ın çoğunluk tarafından onaylanmış değerini zedelemez. Ama Tolstoy, Woolf veya Altıner hakkında edebiyata bakışları, beklentileri, hatta kişilikleri, kendilerini ifade konusundaki beceri veya cesaretleri hakkında bir fikir sahibi olabiliriz. Bu da yazarların katmanlarını merak eden okurlar için iyi bir şeydir.  Bu arada Altıner’e ateş püskürenlerin de kendi kişiliklerinin şifreleri hakkında ele güne ipucu verdiğini unutmamak gerek…”

Gülenay Börekçi

TUTUNAMAYANLAR polemiği

Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben”

Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz”

Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…”

Toros Öztürk: “Şavkar Altınel’e sarfedilen sözlere en çok Oğuz Atay bozulurdu”

Hamdi Koç: “Atay olanları görse bir kez daha ‘Neredesin, ey okur?’ diye sorardı”

Tolga Meriç: “Kimse Oğuz Atay’ı sevdiği için aptal çıkmayacağı gibi, sevmediği için de aptal çıkmaz!”

“Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor”

Tolstoy, Shakespeare’in oyunlarını ilk okuduğunda büyük bir şaşkınlığa düşer. Yere göğe sığdırılamayan o büyük oyun yazarının dünyasından estetik bir haz duymayı beklerken okudukları karşısında “iğrenir, canı sıkılır, şaşırır”. “Bütün aydın dünyanın mükemmelliğin doruğu olarak gördükleri bu yapıtları beş para etmez, düpedüz berbat bulmakla ben mi bir delice tutum içindeydim, yoksa bütün bu aydın dünyanın Shakespeare’in yapıtlarına yükledikleri önem mi delice bir şeydi” diye sorar. Sonra oyunların hepsine tek tek otopsi yapar ve otopsi raporundan da tümünün çöp olduğu sonucu ortaya çıkar. Virginia Woolf da Joyce’un bir edebiyat kutsalı sayılan Ulysses’ini “sığ” bulur, o müthiş yapıta doğrudan “mide bulandırıcı” der.

Bence yazarların başka yazarlar hakkındaki görüşleri bize bahsedilen yazar ve eserine dair değil de bizzat fikrini söyleyen yazara dair ipuçları verir.. Yani Shakespeare’i Tolstoy’dan, Joyce’u Woolf’tan tanıyamayacağımız gibi Oğuz Atay’ı da Şavkar Altınel’den tanıyamayız. O yüzden bir çoklarının telaşlandığı gibi Altıner’in görüşleri Atay’ın çoğunluk tarafından onaylanmış değerini zedelemez… Ama Tolstoy, Woolf veya Altıner hakkında edebiyata bakışları, beklentileri, hatta kişilikleri, kendilerini ifade konusundaki beceri veya cesaretleri hakkında bir fikir sahibi olabiliriz. Bu da yazarların katmanlarını merak eden okurlar için iyi bir şeydir…  Bu arada Altıner’e ateş püskürenlerin de kendi kişiliklerinin şifreleri hakkında ele güne ipucu verdiğini unutmamak gerek…

Bana sorarsanız, saldırı reflekslerinin pek matah bir şeymiş gibi günden güne arttığı ve “bizden olmayı hemen alaşağı edelim” ahlağının yüceltildiği bir çağda Altıner’in sözlerinin hemen “casus belli” sayılmasına şaşmamak gerek. Ama çok sevdiğim bir grafiti vardır: Savaş çıkmış ve kimse gitmemiş… Keşke hayat da edebiyat da öyle bir şey olsaydı…

Mine Söğüt

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments