Egoist okur

“Yeni hikâyeler” denemeye cüret eden bir tasarımcı

Türkiye’de erkek giyimi dendiğinde ilk akla gelenlerden olan Hatice Gökçe, hayran olduğum moda tasarımcılarından biri. Adına moda dediğimiz ve değişim hızına ayak uydurmakta zorlandığımız o çılgın göçebe ruhlar arenasında kendine bakma cesaretiyle, orijinalliğiyle, sade ama enfes tasarımlarıyla etkiliyor insanı.

Kimselere benzemiyor ayrıca… Düşünüyor, okuyor, araştırıyor, hayal ediyor, “yeni hikâyeler” deniyor ve cüret ediyor…

İlham kaynakları çok zengin, bazen Edgar Allan Poe’nun Kuzgun’undan bir koleksiyon çıkarıyor, bazen Clarissa Pinkola Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar’ından… Bir kutsal kitap gibi başucunda tuttuğu Kurtlarla Koşan Kadınlar’daki masallardan o kadar etkilenmiş ki yaptığı gömlek tasarımlarına “Küçük Kibritçi Kız”, “İskelet Kadın” gibi isimler koymuş mesela. Matematik âlimi, minyatür sanatçısı ve tarihçi Matrakçı Nasuh’un adını taşıyan harikulâde bir koleksiyonu bile var.

Truva Müzesi’nde ve müzedenal.com’da satışa sunulacak bir yaz koleksiyonu hazırlıyor şimdilerde, adı “Truva” olacak. Kara Karga adlı madalya koleksiyonunu da pek yakında bizlerle paylaşacak.

Ama ben, başka türlü bir zihin neler okur, hangi kitaplarla besler kendini, onu merak ettim ve Hatice Gökçe’ye okuduklarını sordum. Merak edenleri aşağıya davet ediyorum…

Bana Michel Pastoureau’nun Şeytan Kumaşı adlı kitabını keşfettirdiği için ona ayrıca teşekkür ederim. Ben de kendisine John Harvey’nin çok sevdiğim kitabı Siyah Giyen Adamlar‘ı tavsiye edeyim bu vesileyle :)

“Kurtlarla Koşan Kadınlar”la dirilen “Vahşi Kadın” arketipi

Punk ruhu taşıyanlara Yüzyıllık Yalnızlık modası

Hatice Gökçe’nin “Matrakçı Nasuh” koleksiyonu için yapılan çekimlerden

“Yeni hikâyeler” denemeye cüret eden bir tasarımcı: Hatice Gökçe

Çocukken neler okuyordunuz, en sevdiğiniz kitaplar hangileriydi?

Çok sevdiğim dayım, bir İş Bankası çalışanı olduğu için İş Bankası çocuk kitapları serisinden ve dergilerinden bana getirirdi. Sanırım 1980-85 yılları arasındaki o yayınevinden çıkan çocuk serilerinin hepsini okumuş olabilirim. Bunların dışında şimdi aklıma gelenler, Jules Verne’in Denizler Altında 20000 Fersah, Ernest Hemingway’in İhtiyar Balıkçı, Orhan Kemal’in Cemile, Dale Carnegie’nin Meşhur Adamların Meçhul Tarafları adlı kitapları olmuştu. Okuduğum şeylerin özetini çıkarmayı seviyordum o zamanlar. Özellikle İhtiyar Balıkçı çok etkilemiştir beni.

 O zamanlar sizden kaçırılan kitaplar var mıydı? Gizli gizli neler okurdunuz?

1980’li yıllarında ablam henüz bir genç kız iken Beyaz Dizi kitaplarını okurdu gizlice, benden de kaçırırdı. O yüzden hiçbirinin tamamını okuyup bitirmek kısmet olmamıştı.

Okumayla ilgili kötü alışkanlıklarınız oldu mu? Mesela hiç kitap çaldınız mı? Ya da ödünç aldığınız bir kitaba el koydunuz mu?

Hiç kitap çalmadım. Ya da ödünç aldığım bir kitaba el koymadım. Hep kendi kütüphanemi oluşturmak için çabaladığımı hatırlıyorum. Çünkü babamdan kalan bir alışkanlık olmalı, babamın kitaplarının ilk sayfasındaki kaşede, kendi adı ve soyadının yanı sıra o kitabın numarası da yer alırdı. Babam, bu kaşeyi her kitaba basardı. Kitapların kütüphanesine girdiği tarihler ve şehirler bile yazılı olurdu. Babam ben bir yaşımdayken vefat etmiş. Onun benimle yazılı iletişim kurduğunu düşünerek sakladığım tek hatıra olan bir kitap var, ilk sayfasına Anatole France’ın şu cümlesini daktiloyla yazıp yapıştırmış. “Kitaplarını başkasına verme. Çünkü ben kütüphanemi başkalarından aldığım kitaplarla kurdum.”

Okumak için tercih ettiğiniz özel bir saat ve yer var mı? İdeal okuma deneyiminizi paylaşır mısınız?

Akşama doğru, henüz güneş batmamışken, odamda ayaklarımı uzatıp okurken dünyanın hiç sonlanmayacağını düşünmek geçici bir mutluluk veriyor. İlk defa gittiğim şehirlerde yanımdaki kitaptan okuduğum birkaç sayfanın verdiği mutluluğu bile seviyorum ben.

Hatice Gökçe’nin “Kara Karga” adlı koleksiyonundan.

“Kütüphanemin yarısı tekstil ve modayla ilgili kitaplarla dolu”

Kütüphanenizin bir haritasını çizmenizi istesem neler anlatırsınız? Okumayı en az sizin kadar seven biri kütüphanenizi görse ne hazinelerle karşılaşır?

Romanların dışında aslında ben mesleğimle ilgili de pek çok kitabı okuyorum. Kütüphanemin yarısı tekstil ve modayla ilgili kitaplarla dolu. Mesela Hülya Tezcan ve Nurhan Atasoy kitaplarının hayranıyım. Detaycılıklarının, arşive verdikleri önemin, aktarım biçimlerinin hayranıyım. Okumayı seven o kişi kütüphanemde bu iki değerli ismin pek çok kitabıyla karşılaşacaktır. Minyatür sanatıyla ilgiliyim, Metin And’ın eserleri benim için çok kıymetli. Alphonse Mucha, Gustav Klimt ve Hundertwasser gibi sanatçıların kitapları da var. Bu kitaplar, renk ve desen ilişkilerini göstermeleri açısından benim için her zaman ilham verici oldular. Ayrıca erkek giyim alanında çok az kaynak olması sebebiyle erkeklerle ilgili kitapları topluyorum. Özellikle Türkiye’de yazılmış olanları.

Şimdi neler okuyorsunuz, sehpanızın, masanızın üzerinde hangi kitaplar duruyor?

Latife Tekin’in Zamansız adlı romanını okuyorum. Ayrıca Simone de Beauvoir’dan Nelson Algren’e Aşk Mektupları ile Clarissa Pinkola Estes’ten Kadını Serbest Bırakın.

Asla almam dediğiniz kitaplar var mı, ne tarz kitapları ya da yazarları hiç okumazsınız?

Polisiye roman okumam. Denedim ama nedense hiç sevemedim. Kişisel gelişim kitapları aldığım bir dönem olmuştu geçmişte, kendime ibret olsun, o dönemi hiç unutmayayım diye onları hâlâ saklıyorum.

Sizi düş kırıklığına uğratan ya da aşırı övüldüğünü düşündüğünüz kitaplar hangileri? Hoşlanmanız beklenen ama hoşlanmadığınız bir kitap oldu mu?

Okuduğum neredeyse bütün kitaplar ihtiyacım olduğu zamanlarda karşıma çıktı hep. Bu sebeple okuduklarımdan memnunum.

Son zamanlarda yayımlanan kitapları düşünürseniz, bir keşiften söz edebilir misiniz? “Bir gün herkes şu kitaptan ya da şu yazardan söz edecek,” gibi…

Bir gün herkes Fırat Demir’den söz edecek. Yeni Cüret Çağı ve Ötegeçeler okuduğum iki kitabı.

David Bowie (Ziggy Stardust), Lou Andreas Salome, Patti Smith ve aralarında kendine has ruhuyla Hatice Gökçe…

Yangında İlk Kurtarılacaklar

Şeytan Kumaşı, Michel Pastoureau (Çizgili kumaşın hikâyesini anlatan nefis bir kitap.)

David Bowie is Inside, Victoria Broakes, Geoffrey Marsh (Gerçek bir müzisyenin, bir sanatçının nasıl da güzel sanatların her noktasına dokunduğunun kanıtı olan bir kitap.)

Erkeklerin Geleceği, Marian Salzman, Ira Matathia, Ann O’Reilly (Erkeklerin son yüzyıldaki değişiminin başlangıcını anlatması açısından çok kıymetli bir kitap.)

Çoluk Çocuk, Patti Smith

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Benim için adeta bir kutsal kitap.)

Salome: Yaşamı ve Yapıtları, Angela Livingstone

Bir Kadının Penceresinden, Oktay Rıfat

Deliliğe Övgü, Erasmus

Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar, Ursula K. Le Guin

Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek, Boris Vian

Gülenay Börekçi

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments