Egoist okur

Schopenhauer’a göre zor iş bir kirpinin bir kirpiye sarılması

Alman felsefeci Schopenhauer bir vakitler kirpileri gözlemleyerek insanları, iç dünyalarındaki boşluklarla tekdüzeliklerin buluşturduğunu öne sürmüştü. Schopenhauer’a göre, insanlar ancak sayısız gel-gitler yaşadıktan sonra birlikte olabilecekleri ortak bir noktada buluşabiliyordu. Belki biraz daha detay gerek, anlatayım… Nereden çıktı anlamadım ama konuya bir biçimde siyaset bilimci Isaiah Berlin, edebiyatçı Tolstoy ve tilkiler de dahil oldu. Bence siz […]

Read More

Freud’a göre dünyada 4 çeşit kirpi ve 4 çeşit âşık var

Sigmund Freud’un “kirpi” saplantısını duymuş muydunuz? Şu dikenli ve sevimli hayvandan bahsediyorum. Freud Müzesi’ne giderseniz, Freud’un çalışma masasının üzerinde minik bir kirpi biblosu göreceksiniz. Psikanalizin babasının sağlığında da böyleymiş, kirpi biblosunu bir an bile gözünün önünden ayırmazmış. İşte Freud’un, Schopenhauer’den ilhamla oluşturduğu “kirpi kuramı” ve edebiyat dünyasından birkaç âşık kirpi… Gülenay Börekçi Freud’a göre dünyada […]

Read More

William Golding ve “Sineklerin Tanrısı”nın büyük yanılgısı

“Sineklerin Tanrısı”, William Golding’in en önemli eserlerinden. Yazarın Nobel kazanmasıyla büyük üne kavuşan bu eser, ıssız ada deneyimini bambaşka bir yönden ele alıyor, davranışlara ve karakter analizlerine odaklanıyor, dahası masum çocukların bile kendilerini amansız bir hayatta kalma mücadelesi içinde bulduklarında ne kadar vahşileşebileceklerini göz önüne seriyor. Arka kapakta böyle yazıyor. Öyle romanlar vardır ki, etraflarına […]

Read More

Bu kitap cevapları değil soruları önemseyenler için

Hilal Bebek’in kaleme aldığı ve Tara Kitap etiketiyle çıkan “Çemberin Dışı”, okuru hayata dair önemli konuları sorgulamaya, yeni bakış açıları geliştirmeye davet ediyor, değişimin, gelişimin, hayat sapaklarında doğru yolu tutturmanın izini sürüyor. Şahsen yazarın kişisel gelişim kitaplarını eleştirirken söylediği şu cümleye bayıldım: “Düşünün, mutluluk satan bir dükkân sahibi olsanız müşterilerinizin mutlu olmasını ister misiniz?” Doğru soruya […]

Read More

Edebiyatçının TROL olarak portresi: ARTHUR CRAVAN

Sürrealist şair Arthur Cravan otuz bir yaşında Meksika sahillerinde sırra kadem bastığında, kendi ölümünü sahnelediği şeklinde rivayetler dolaşmaya başlamıştı. Ölümünün bile gerçek olmadığının düşünülmesi doğaldı çünkü Cravan bir bakıma günümüz sosyal medya trollerinin yüz yıl önceki karşılığıydı. Şiir de yazsa, dergi de çıkarsa, boks ringine de çıksa öncelikli amacı sansasyon yaratmak, her eylemiyle kendini bir […]

Read More

Edebiyatçının bir marangoz olarak portresi: MARQUEZ

Gabriel Garcia Marquez’in yıllar içinde başta Paris Review olmak üzere birkaç dergiye verdiği röportajlardan çıkardığım bir mini yazma dersi. Yazar adayları ve roman severler için… Daha önce yazmıştım ama bu genişletilmiş hali… Marquez, Paris Review dergisine verdiği röportajda edebiyatçının aslında bir tür marangoz olduğunu söylemiş, nedenini de şöyle açıklamıştı: “Edebiyatçı da, marangoz da sıkı çalışır. […]

Read More

Sadede gelelim: Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür?

Lawrence Venuti’nin editörlüğünde hazırlanan ve çeviri tarihi araştırmalarında önemli bir kaynak kabul edilen The Translation Studies Reader‘dan daha önceki iki yazıda söz etiştim. Şimdi üçüncü bir yazıyla bu bir nevi mini çeviri dizisini tamamlıyorum. Gülenay Börekçi Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü Nabokov’un çevirmen olarak portresi Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür? The Translation Studies […]

Read More

Nabokov’un çevirmen olarak portresi

Vladimir Nabokov beş yıl çalışarak Puşkin’in 250 sayfalık manzum romanı Yevgeni Onegin’i Rusçadan İngilizceye çevirdiğinde ortaya 1500 sayfalık bir metin çıkmıştı. Uzun açıklamaları ve yorumlarının yanı sıra çeviride uyguldığı stratejiyi ayrıntılı anlattığı makalelerle dikkat çeken bu şerhli çevirinin hikâyesini Nabokov sonradan bir makalesinde anlatmıştı. Meraklısına minik bir tüyo: İngiliz düello kurallarının Rusya’da nasıl uygulandığını, bankacılığı, […]

Read More

Tolstoy’un esrarengiz turtası ve zihin açan naneli kurabiyeleri

Egoist Okur olarak epeydir ihmal ediyordum yemek tariflerini. Tolstoy’ların ailecek oluşturdukları tarif kitabıyla bir dönüş yapayım dedim. Büyük yazarın kızı Anna Tolstoy da kendi Lev Tolstoy biyografisinde, babasının çok sevdiği geleneksel naneli kurabiyelerin tarifini veriyordu, onu sona ekledim. İlginize, bilginize, merakınıza… Gülenay Börekçi Tolstoy’un esrarengiz turtası ve zihin açan naneli kurabiyeleri Lev Tolstoy hakkında birçok […]

Read More

Eleştirmenden “Ben bir Uçurum İncisiyim” yazarına mektup

Şeyma Koç’un İthaki Yayınları etiketli “Ben Bir Uçurum İncisiyim” kitabındaki öyküleri henüz okumadım. Fakat eleştirmen Hülya Soyşekerci okudu, okumakla kalmayıp yazara, kitabına dair bir mektup gönderdi. Egoist Okur’a da bu mektubu yayınlamak düştü. (Şeyma ile Hülya Hanım’ın izniyle.) Söz! Şeyma Koç’un kitabını okuduktan sonra kendi düşüncelerimi de yazarım… Belki yazarla bir röportaj bile yaparız. Gülenay […]

Read More

Siz hiç Odradek gördünüz mü?

Meşhur Odradek’i bilen biliyor, peki ya siz? “Neyin nesi, kimin fesi  bu Odradek denen şey?” diyorsanız okuyun… Daha da derine dalmak isteyenler, Amerikalı feminist kuramcı Judith Butler’ın Odradek ce Kapitalizm başlıklı konuşmasını izleyebilir. Linki yazının sonunda bulabilirsiniz. Gülenay Börekçi Max Ernst’ün çizgileriyle Odradek Siz hiç Odradek gördünüz mü? Odradek, Franz Kafka’nın “Evin Beyinin Tasası” adlı öyküde […]

Read More

Pandemi romanlarından hayata dair ne öğrenebiliriz?

Yaşadığımız Covid-19 salgınından Albert Camus’nün “Veba” adlı romanının dünyada satış rekorları kırdığı gerçeği dışında öğrenebileceğimiz şeyler var mı? Düşündüm de, tüm dünyada yerleşik kurumsal süreçleri ve ekonomik sistemleri kökünden sarsacağı kesin görünen COVID-19 salgınına tepkileri değerlendirirken ya da salgının sadece insan sağlığına ilişkin değil, siyasal ve ekonomik sonuçlarını hesaplarken edebiyattan niçin yararlanılmasın? Sonuçta, klasiklerden çağdaş romanlara […]

Read More

Yıldız Kenter: “En zor rol, şimdi oynayacağım roldür”

Selim İleri 2005’te Yıldız Kenter’le bir röportaj yapmıştı, biz de bunu Picus dergisinde yayınlamıştık. Sahnelerimizin o en parlak yıldızını bu röportajla anmak istedim ben, yanında en sevdiği dostlarından biriyle… (Bilin isterim, bu zarif röportajın satır aralarında bazıları can yakan, bazıları büyüleyici öyle önemli ayrıntılar var ki. Tek sazıyla nasıl bir orkestra haline geldiğini de anlatıyor, […]

Read More

Yıl 1912… Peter Newell, devrim yapmaya devam ediyor

Geçen sene çok sevdiğim bir kitaptan, Peter Newell’ın imzasını taşıyan 1908 tarihli “The Hole Book”, yani “Delik Kitabı”ndan bahsetmiştim. İsteyen resimlerine baksın, isteyen de bir arşivde rastladığım dijital versiyonunu okusun diye. (Linki buraya bırakayım.) Şimdi Peter Newell’ın 1912 tarihli bir başka kitabını koyayım siteye dedim. Adı, “The Rocket Book”, yani “Roket Kitabı”. İlk kitapta bir silah […]

Read More

En güneşli ütopyanın üzerinde bile baskıcı bir gücün gölgesi hep var

Dünyanın geleceğine dair kurulmuş aydınlık ve karanlık hayallere, ütopyalara ve distopyalara bakıyoruz bu yazıda. Ve görüyoruz ki en güneşli ütopyaların üzerinde bile baskıcı bir gücün, bir çeşit toplum mühendisliği çabasının gölgesi duruyor hep. Bu kitaplarda birilerinin ideali daima ötekilerin yıkımı, bir grubun aydınlığı mutlaka ötekilerin karanlığı oluyor. Kısacası ütopyaların peşindeki ısrarlı yolculuklar mutluluk getirmiyor. Gülenay […]

Read More