Egoist okur

Sadede gelelim: Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür?

Lawrence Venuti’nin editörlüğünde hazırlanan ve çeviri tarihi araştırmalarında önemli bir kaynak kabul edilen The Translation Studies Reader‘dan daha önceki iki yazıda söz etiştim. Şimdi üçüncü bir yazıyla bu bir nevi mini çeviri dizisini tamamlıyorum. Gülenay Börekçi Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü Nabokov’un çevirmen olarak portresi Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür? The Translation Studies […]

Read More

Nabokov’un çevirmen olarak portresi

Vladimir Nabokov beş yıl çalışarak Puşkin’in 250 sayfalık manzum romanı Yevgeni Onegin’i Rusçadan İngilizceye çevirdiğinde ortaya 1500 sayfalık bir metin çıkmıştı. Uzun açıklamaları ve yorumlarının yanı sıra çeviride uyguldığı stratejiyi ayrıntılı anlattığı makalelerle dikkat çeken bu şerhli çevirinin hikâyesini Nabokov sonradan bir makalesinde anlatmıştı. Meraklısına minik bir tüyo: İngiliz düello kurallarının Rusya’da nasıl uygulandığını, bankacılığı, […]

Read More

Tolstoy’un esrarengiz turtası ve zihin açan naneli kurabiyeleri

Egoist Okur olarak epeydir ihmal ediyordum yemek tariflerini. Tolstoy’ların ailecek oluşturdukları tarif kitabıyla bir dönüş yapayım dedim. Büyük yazarın kızı Anna Tolstoy da kendi Lev Tolstoy biyografisinde, babasının çok sevdiği geleneksel naneli kurabiyelerin tarifini veriyordu, onu sona ekledim. İlginize, bilginize, merakınıza… Gülenay Börekçi Tolstoy’un esrarengiz turtası ve zihin açan naneli kurabiyeleri Lev Tolstoy hakkında birçok […]

Read More

Eleştirmenden “Ben bir Uçurum İncisiyim” yazarına mektup

Şeyma Koç’un İthaki Yayınları etiketli “Ben Bir Uçurum İncisiyim” kitabındaki öyküleri henüz okumadım. Fakat eleştirmen Hülya Soyşekerci okudu, okumakla kalmayıp yazara, kitabına dair bir mektup gönderdi. Egoist Okur’a da bu mektubu yayınlamak düştü. (Şeyma ile Hülya Hanım’ın izniyle.) Söz! Şeyma Koç’un kitabını okuduktan sonra kendi düşüncelerimi de yazarım… Belki yazarla bir röportaj bile yaparız. Gülenay […]

Read More

Siz hiç Odradek gördünüz mü?

Meşhur Odradek’i bilen biliyor, peki ya siz? “Neyin nesi, kimin fesi  bu Odradek denen şey?” diyorsanız okuyun… Daha da derine dalmak isteyenler, Amerikalı feminist kuramcı Judith Butler’ın Odradek ce Kapitalizm başlıklı konuşmasını izleyebilir. Linki yazının sonunda bulabilirsiniz. Gülenay Börekçi Max Ernst’ün çizgileriyle Odradek Siz hiç Odradek gördünüz mü? Odradek, Franz Kafka’nın “Evin Beyinin Tasası” adlı öyküde […]

Read More

Pandemi romanlarından hayata dair ne öğrenebiliriz?

Yaşadığımız Covid-19 salgınından Albert Camus’nün “Veba” adlı romanının dünyada satış rekorları kırdığı gerçeği dışında öğrenebileceğimiz şeyler var mı? Düşündüm de, tüm dünyada yerleşik kurumsal süreçleri ve ekonomik sistemleri kökünden sarsacağı kesin görünen COVID-19 salgınına tepkileri değerlendirirken ya da salgının sadece insan sağlığına ilişkin değil, siyasal ve ekonomik sonuçlarını hesaplarken edebiyattan niçin yararlanılmasın? Sonuçta, klasiklerden çağdaş romanlara […]

Read More

Yıldız Kenter: “En zor rol, şimdi oynayacağım roldür”

Selim İleri 2005’te Yıldız Kenter’le bir röportaj yapmıştı, biz de bunu Picus dergisinde yayınlamıştık. Sahnelerimizin o en parlak yıldızını bu röportajla anmak istedim ben, yanında en sevdiği dostlarından biriyle… (Bilin isterim, bu zarif röportajın satır aralarında bazıları can yakan, bazıları büyüleyici öyle önemli ayrıntılar var ki. Tek sazıyla nasıl bir orkestra haline geldiğini de anlatıyor, […]

Read More

Yıl 1912… Peter Newell, devrim yapmaya devam ediyor

Geçen sene çok sevdiğim bir kitaptan, Peter Newell’ın imzasını taşıyan 1908 tarihli “The Hole Book”, yani “Delik Kitabı”ndan bahsetmiştim. İsteyen resimlerine baksın, isteyen de bir arşivde rastladığım dijital versiyonunu okusun diye. (Linki buraya bırakayım.) Şimdi Peter Newell’ın 1912 tarihli bir başka kitabını koyayım siteye dedim. Adı, “The Rocket Book”, yani “Roket Kitabı”. İlk kitapta bir silah […]

Read More

En güneşli ütopyanın üzerinde bile baskıcı bir gücün gölgesi hep var

Dünyanın geleceğine dair kurulmuş aydınlık ve karanlık hayallere, ütopyalara ve distopyalara bakıyoruz bu yazıda. Ve görüyoruz ki en güneşli ütopyaların üzerinde bile baskıcı bir gücün, bir çeşit toplum mühendisliği çabasının gölgesi duruyor hep. Bu kitaplarda birilerinin ideali daima ötekilerin yıkımı, bir grubun aydınlığı mutlaka ötekilerin karanlığı oluyor. Kısacası ütopyaların peşindeki ısrarlı yolculuklar mutluluk getirmiyor. Gülenay […]

Read More

Selim İleri: “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok!”

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı olması vesilesiyle çağdaş edebiyatımızın büyük ustası Selim İleri’nin iki romanı arka arkaya yayımlandı, bir de elbette fotoğraflı anılar kitabı. Romanların ikisi de birer ikisi de birer “yalnızlık haykırışı”… Kumkuma bir dönem “Şair-i Azam” olarak anılan ve yere göğe sığdırılamayan ama sonra hızla unutuluşa terk edilen Abdülhak Hamid Tarhan’ın […]

Read More

Selim İleri: “Bu filmi mutlaka seyretmenizi rica edeceğim sizden”

Selim İleri sohbetinde bir arkadaşımın sorusunu da götürmüştüm yanımda. İşte o soruyu yönelttiğimde, Selim İleri’yi de, Türkan Şoray’ı da daha fazla sevmeme yol açan bir an yaşandı. Röportajın bu kısacık bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Röportajda bahsi geçen filmin YouTube’da bulduğum bir kopyasını da sona ekliyorum. Gülenay Börekçi “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı […]

Read More

Çernobil’den Sealand’e gerçek görünmez kentler, ülkeler

“Yıktığımız bu yer köy sayılmaz, sonuçta hiçbir haritada yok” diyen mi istersiniz, “4 kişilik krallık da krallıktır sonuçta” yargısına varan mı? Feng-shui’ye uygun tasarlanmış bir şehircilik felaketi mi, 1000 yıl sonrasına kadar “sanki dün gibi” kalacak şehir mi? Lanetli beldeler, cehenneme benzeyen cennetler ve daha neler neler… Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap “Harita Dışı”. […]

Read More

YABANIN ÇAĞRISI’nın efsane yazarı Jack London’la röportaj

Öykü ve roman yazarlığının yanı sıra boksörlük, siyaset, sendikacılık, insan ve hayvan hakları savunuculuğu, gazetecilik, yayıncılık da yapan Jack London’ın en önemli iki yapıtı Turkuvaz Kitap’tan çıktı. “Yabanın Çağrısı”, ehlileşmiş bir köpeğin ruhunun derinliklerinden gelen çağrıya uyarak yabanıl hayata dönmesi konu ediyor. “Beyaz Diş”te ise London hikayeyi tersine çeviriyor, yani yabanıl bir köpeğin insanlarla tanıştıktan […]

Read More

Sanat ne işe yarar?

Herkes sanattan söz ediyor ama sanatın ne işe yaradığı meçhul. Tamam, koleksiyonerler, galeri sahipleri, yayıncılar ve daha bir sürü profesyonel için önemini anlıyoruz. Ama bir sanat eseri ona hayranlık duyan kişide ne gibi bir değişime yol açar, işte o biraz belirsiz. Bu hafta sanat kitapları arasında dolaşıp bu konuyu ele alalım istiyorum… Gülenay Börekçi Broegel’in […]

Read More

“İç sesime sorarsanız, okumak tembellere göre bir şey”

Knausgaard ne okur, ne sever, merak ediyorsanız bu röportaj size göre. Uzun uzun konuşmuş, kendiniz bakın. Ama en sevdiği kitabı buraya alayım bekletmeden. Diyor ki Karl Ove, “‘Savaş ve Barış’ dışında çılgınca bir arzuyla okuyabileceğim başka kitap yok. İlk okuduğumda 12 yaşındayım. Zayıf hafızama şükürler olsun, o sayede her beş yılda bir yeniden okuyorum.” Yazarlar […]

Read More