Egoist okur

Ufkunuzu açacak 7 kitap: Kurtlarla Koşan Kadınlar ve diğerleri

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, Joseph Campbell. Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa Pinkola Estés. Beethoven Kuş Gözlemcisi miydi, David Turner. Mavibent, Maggie Nelson. Panzehir: Pozitif Düşünmeye Katlanamayanlar İçin Mutluluk, Oliver Burkeman. Aşk Dersleri, Alain de Botton. Modern İnsanın Kutsal Kitabı, Michael Norton.

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, Joseph Campbell

Joseph Campbell’ın  mitoloji ve insan psikolojisi arasındaki güçlü bağa dair kitabı “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu”, benzersiz bir eser. (Gerçi arka kapak yazısında “yazarın tüyleri diken diken edecek anlatımı”ndan bahsedilmesi biraz saçma olmuş. (Tüylerin ürpermesi ile diken diken olması arasındaki muazzam farktan haberdar olmayanların sayısı giderek artıyor ve açıkçası bu da benim tüylerimi diken diken ediyor.)

Her neyse,  ben arka kapak yazısını bırakıp küçük bir özet sunmaya çalışayım: Amerikalı antropolog ve mitoloji uzmanı Joseph Campbell, hayatı boyunca insanlık tarihinin çeşitli dönemleri, kültürleri ve dinlerinden binlerce öyküyü, miti derinlemesine analiz ederek ortak noktalarını çıkardı. Döngü hepsinde aynıydı. Kahramanın alıştığı, bildiği, içinde rahat ettiği dünyayı terk etmek zorunda kalması ve daha karanlık ve tehlikeli bir dünyaya adım atmasına “Ayrılık” deniyordu ve bu ilk bölüm oluyordu. Ardından ikinci ana bölüm olan “Yolculuk” geliyordu, burada kahraman giderek zorlaşan bir dizi ağır sınavdan geçiyordu ve yendiği her düşman, kazandığı her sınav onun gerçek karakterinin göstergesi oluyordu. “Dönüş” adlı son bölüme gelince; kahraman her şeyin başlangıcına, evine dönüyor ama yanında mutlaka keşfettiği karanlık dünyaya ait bir şey getiriyordu. Campbell’ın “iksir” adını verdiği bu şey hem ona aslında ne kadar güçlü olduğunu hayatı boyunca hatırlatacak, ayrıca insanlık adına kurtarıcı bir işlevi olacaktı.

Ama yukarıdaki çok sadeleştirilmiş özetle yetinmeyip kitabı okuyun. Campbell, insan yaşamının da bu döngüye birebir uyduğunu ve hayatında türlü çeşit zorluğu aşan, karşısına çıkan irili ufaklı düşmanları yenen ve sonunda evine sağ salim dönen herkesin bir kahraman olduğunu söylüyor. Yeter ki iksiri getirmeyi unutmasın, yani başına gelenlerin etkisiyle olumlu yönde değişmeyi, dönüşmeyi becersin ve öğrendiklerini başkalarına aktarsın.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa Pinkola Estés

“Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar. Keskin bir duyarlılık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi. Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, dayanıklı ve güçlü olmaları bakımından yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür, sürekli değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidirler, tuttuklarını koparmalarının yanında çok da cesurdurlar. Ancak her ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş, dahası yanlış bir şekilde obur, sapkın, saldırgan ve hasımlarından daha değersiz olarak tanımlanmıştır. Hem vahşiliği hem de ruhun vahşi yanlarını yok eden, içgüdüsel olanın soyunu kurutan ve arkada iz bile bırakmayanlar için, ikisi de birer hedef haline gelmiştir. Kurtların ve kadınların kendilerini yanlış anlayanlar tarafından yok edilmesi çarpıcı bir benzerlik taşır.”

Psikiyatrist Clarissa Pinkola Estés, “Kurtlarla Koşan Kadınlar” adlı kitabında, kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. 19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşundan ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkan Estés, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi, yabanıllığı keşfetmek olduğunu söylüyor. En büyük desteği de masallar. İnsanlığın ortak bilinçdışının aynaları saydığı masallar aracılığıyla kadın ruhunun derinliklerine iniyor ve birçok problemden kurtulmalarına yardımcı olacak “masal tadında” terapiler uyguluyor. (Ayrıntı Yayınları)

Beethoven Kuş Gözlemcisi miydi, David Turner

Beethoven’ın 2. Senfoni’sine ilham veren kuş hangisi? Peki ya kuşlar aleminin en fedakâr babası? Alabanda Yayınları etiketli kitapta, kuşlarla ilgili bu ve bunun gibi sorulara cevap arıyor, bu arada da edebiyat, bilim, din, sanat ve popüler kültür alanlarına dalıyorsunuz. Mesela hem tanrı gibi tapılan hem de şeytan gibi taşlanan kuş türleri bulunduğunu, bunlardan bazılarının bilim alanında ilerlemelere sebep olurken bazılarınınsa insanlar arasında savaşlara yol açtığını öğreniyorsunuz.

David Turner Financial Times kadrosundan bir ekonomi gazetecisi ama hayatının büyük bir bölümünü hobisi olan kuş gözlemciliğiyle geçirmiş. Thames Nehri kıyısındaki ofisinde de, Japonya’ya taşındıktan sonra yaşadığı evde de boş zamanlarında hep kuşları gözlemlemiş. Ve elbette olmadık şeylere şahit olmuş. Kitabında da yönetmen James Cameron ve müzisyen Paul McCarthey gibi ünlülerle anılarına da yer vermiş. Bu anıların mütemadiyen kuşlarla ilişkili olduğunu söylememe gerek yok, değil mi? (Alabanda Yayınları)

Mavibent, Maggie Nelson

Kütüphanemde renklerle ilgili kitapların yeri ayrı. Victoria Finlay’in “Renkler: Boya Kutusunda Yolculuklar” ve Michel Pasotureau’nun “Mavi: Bir Rengin Tarihi” adlı kitapları ilk aklıma gelenlerden. Ama açıkçası en sevdiğim, John Harvey’nin “Siyah Giyen Adamlar”ı herhalde. O korkunç bilimkurgu serisiyle alakası yok; siyah rengin Ortaçağ’dan bu yana erkek giyiminde gittikçe artan önemini inceleyen ve bu rengin nasıl olup da 19. yüzyıldan sonra gözde hale geldiğini ele alan bir kitap bu. Okurken çok şaşırmıştım, çünkü eskiden insanların nasıl da festival havasında rengarenk giyindiklerini bilmiyordum. Hem de neredeyse her toplumda… Wittgenstein’ın “Renkler Üzerine Notlar” ve Goethe’nin “Renk Öğretisi” kitapları da hep elimin altında duranlardan.

Bunların sonuncusu olan “Mavibent”, anlatılmaz güzellikte bir küçük kitap. Simone Weil, Cezanne, Leonard Cohen, Joni Mitchell ve Billie Holiday’le beraber yürüyen nevi şahsına münhasır bir yazarın nesir formunda kaleme aldığı 240 şiirden oluşuyor. Ama şiir kitabı değil. Fragmanlar halinde yazılmış bir roman daha çok. Bir renge, maviye aşk ilanı desem, o da yalan olmaz. Zaten yazar doğrudan böyle giriyor konuya ve büyülenmesinin çeşitli safhalarıyla devam ediyor. Alkol ve cinsellik eşliğinde, ıstırap, melankoli, inanç, arzu ve kaybediş dile geliyor ve biz özetle, mavi rengi geçmişte ve günümüzde, hayatta ve ölümde, sanatta ve felsefede takip eden Maggie Nelson’un tuhaf bir dansı andıran arayışını okuyoruz. Zaten kitabın orijinal adı, bir dans türüne gönderme yapan bir kelime oyunu; “Bluets”. Bu arada çevirmen Selin Siral’ın genel olarak çok iyi bir iş başardığını söylemek gerek. Yazdığı enteresan sonsözü okumak da eğlenceli. Tavsiye ederim.

Panzehir: Pozitif Düşünmeye Katlanamayanlar İçin Mutluluk, Oliver Burkeman

Kişisel gelişim kitaplarının, yani mutluluk arayışının zamanımızdaki örneklerinin bizi mutlu kılmayı başaramayan şeyler arasında olduğu açık. Mutlu olma meselesinin bir kitapta derli toplu çözümler sunan haline can atmamız anlaşılır bir şey, fakat bu kitapların ortak mesajı olan “pozitif düşünce” son derece tartışmalı bir kavram.

The Guardian gazetesinde psikoloji ve kişisel gelişim konularında yazan Oliver Burkeman, “Mutluluğun geçerli tek hedef olduğunu kim söylüyor?” diye soruyor ve pozitif düşünme çılgınlığına panzehir olarak “olumsuz yol”u ortaya koyuyor: Olumsuzluğu sürekli neşeli bir ruh haliyle bastırmaya çalışmak yerine, olumsuz olmak yoluyla doğan mutluluğu aramak.

“Panzehir”, mutluluğa giden olumsuz yolu izleyen diri ya da ölü insanlarla yapılan bir yolculuğun kaydı. Yolculuklar, bizi yazarın meditasyon inzivasına çekildiği uzak ormanlara, ölümün uzak durulan değil, kutlanan bir şey olduğu Meksika’ya, güvensizliğin gündelik yaşamın göz ardı edilemez gerçeği olduğu son derece yoksul varoşlara götürüyor. Her durumda bir hazine… (Aylak Kitap)

Aşk Dersleri, Alain de Botton

Günümüzde “normal” ilişkiler şu şekilde tanımlanıyor: İki kişi tanışır, âşık olur, bu aşkı evlilikle taçlandırır, çok geçmeden çocuk yapmaya karar verir ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Bu son, aslında hikâyenin başlangıcıdır.

Alain de Botton uzun zamandır beklenen yeni romanı “Aşk Dersleri”nde bu yanılsamanın peşine düşerek, edebi kamerasını yolları aşka açılan bir kadın ve erkeğe çeviriyor. Uzun soluklu bir ilişkinin karmaşık ve çetrefil yollarının izlerini sürdüğü bu yolculukta, sevgililerin o romantik ve büyülü başlangıçlarının ardından didişmelerden surat asmalara, ilgisizliklerden ihanetlere uzanan küçüklü büyüklü sarsıntılarına odaklanıyor.

Aşkın yalnızca bir heves ya da deneyim değil edinmemiz gereken bir beceri olduğunun altını çizen Botton, günümüz ilişkilerinin arka planını sorgulayarak insanlığın en büyük bulmacalarından birine dair oldukça kışkırtıcı bir okuma vaat ediyor. “Aşk Dersleri”, içinde yaşadığımız bu yanılsamalar çağında gerçeklikle başa çıkmak isteyen okurlar için davetkâr bir kitap. (Sel Yayıncılık)

Modern İnsanın Kutsal Kitabı, Michael Norton

Bu kitabın alt başlığı, “Dünyayı Değiştirmenin 365 Yolu”. Dünyada bir fark yaratmak istiyor, fakat nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, artık işe koyulabilirsiniz. Elimizdeki kitap gündelik hayatınızda yapabileceğiniz birçok ilginç ve eğlenceli etkinlikten bahseden heyecan verici bir kılavuz… “Modern İnsanın Kutsal Kitabı”, uygulamak için fazla beceri gerektirmeyen, fakat olumlu bir değişim yaratacak fikirlerle ve yılın her gününde başvurulabilecek yeni bilgilerle dolu.

Kitabın önerdiği aktivite ve yöntemler bir birey ve tüketici olarak harekete geçmenizi, topluma katkıda bulunmanızı, çevre, sağlık, küreselleşme ve insan hakları gibi on iki farklı alanda önemli değişimler yaratmanızı sağlayacak. İlk adımı atmak ve birçok kaynağa doğrudan ulaşmanızı sağlayacak web sitelerini öğrenmek için kitabı sayfası sayfasına, günü gününe takip edebilir ya da en fazla ilginizi çeken meselelere yönelebilirsiniz. Her gün bir adım atarak dünyayı daha yaşanır hale getirmek için başvurulabilecek ilham verici ve kullanışlı bir kaynak. (Maya Kitap)

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of