Egoist okur

Altay Öktem yazdı: Teoman, Rugan, Haneke, bir de Egoist Okur var

Yani başka birçok şeyi ama işte Egoist Okur’u da. “Bir Haneke var ruhumuzu kurtaracak, bir Deniz Durukan’ın Rugan’ı, bir yeni albümüyle Teoman, bir de Egoist Okur” diyerek… Şöyle: “Bir ruh nasıl kurtarılır? Bunun formülü yok. Ama yöntemi var. Misal; bazı müzikler, bazı kitaplar, bazı dergiler, bazı filmler, bazı kadınlar ruh kurtarıcıdır. Bu keyifli kumpasın sorumlularından biri Başka Dünyalar ise, diğeri de Egoist Okur. Biri Teoman’sa, diğeri Rugan. Belki biraz da Haneke, o kadar. ”

Ve dahi şöyle: “Ruhla ilgili kurtarma seansıma geçerken cd çalara Teoman’ın albümünü, dvd player’a Haneke’nin Piyano Öğretmeni’ni koydum, yetmezmiş gibi Deniz Durukan’ın Rugan’ını aldım elime… Aynı anda seksen yere dikkatini verebilecek yetenekte olmadığım halde yaptım bunları; üstüne üstlük internette de, son yılların en hayret verici sitesi olan www.egoistokur.com‘a girdim. Günümüzün bütün edebiyat, kültür-sanat dergilerini solda sıfır nahiyesine taşıyıp, o mıntıkada hizaya girmelerini sağlayan cıvıl cıvıl bir internet sitesi Egoist Okur.” Yüzümde kocaman bir gülücükle “Yaşasın!” diyorum ve lafı daha fazla uzatmadan, Altay Öktem’in “Yarılan ruh dikiş tutmaz” başlıklı yazısını buraya aynen, virgülüne dokunmadan alıyorum. Ve unutmadan, ‘İstanbul’da bu yaz yapılacak şeyler’i yazan ve listesine zarafetle Egoist Okur’u da ekleyen Milliyet yazarı Gülüm Dağlı’ya teşekkür etmeyi unutmuyorum. 

altay oktem teoman haneke egoistokur

YARILAN RUH DİKİŞ TUTMAZ

Yeni bir yaz daha geldi, kapımıza dayandı. Özellikle “kapımızı çaldı” demiyorum, çünkü çok iyi biliyorum ki, hiç kimse, hiç kimsenin kapısını çalamaz öyle durduk yerde. Dahası, insan birinin kapısını çalıyorsa, muhtemelen, çaldığı kapıyı da kendi getirmiştir yanında. Hiç kimsenin, çalınacak bir kapısı yoktur aslında!

O yüzden de, yeni bir yaz, kapımızı çalmadı, tüm rehavetiyle geldi dayandı kapımıza. Boş boş oturmaya başladım sıcak, dalgın ve tedirgin. Sonunda boşluk mu battı bilmem, bari bir işe yarayayım, hiç olmadı ruhumu kurtarayım, dedim. Şaka gibi ama sahiden de söyledim bunu. Kendimi bu cümleyi kurarken buldum.

Bir ruh nasıl kurtarılır? Bunun formülü yok. Ama yöntemi var. Misal; bazı müzikler, bazı kitaplar, bazı dergiler, bazı filmler, bazı kadınlar ruh kurtarıcıdır.

İçine düştüğüm bu keyifli kumpasın sorumlularından biri Başka Dünyalar ise, diğeri de Egoist Okur… Biri Teoman’sa, diğeri Rugan. Belki biraz da Haneke, o kadar.

Çiçeği burnunda rock grubu Başka Dünyalar’ın hem yeni, hem her dem taze kalacak albümündeki bir şarkının adı Ruhumu Kurtar. Bana sıcağı ve sıkıntıyı alt etme ilhamı veren de o şarkı oldu aslında.

Vokalde Onur Urel, gitarda Veysel Çolak, basgitarda Alper Ketenci ve davulda Güçlü Başarır’dan oluşan Başka Dünyalar’ın dokuz sıkı parçadan oluşan bu albümünü dinlerken “O Zaman Olmaz”a da takılıp kaldım. Ya, dedim kendi kendime: hayatımızda en çok duyduğumuz laflardan biri değil mi bu? O zaman olmaz! Şimdi olmaz! Bu gece olmaz! Peki ne zaman olur Allah aşkına? Hele de bu itiraz ince yüzlü genç bir kadından geldiyse, ne onu, ne de kendimizi bağışlayamayız artık. Olacaksa eğer, şu anda ve her koşulda olur. Olması lazım.

Şimdi, hadisenin tam da bu noktasında, bu ince yüzlü, genç kadın nereden çıktı, diye düşünebilirsiniz. Teoman’dan. Ve Rugan’dan tabii. Teoman’ın, bu yazı ve geriye kalan diğer zamanları hareketlendirecek ve anlamlı kılacak olan albümü Aşk & Gurur, kulağımızın pasını silmeye başladı bile ne zamandır. “İnce yüzlü genç bir kadın göle girmişse” diye başlayan Ölüm Işığa Uzanmış adlı parçanın sözleri, Deniz Durukan’ın Rugan adlı kitabındaki şiirlerden, Teoman tarafından derlenmiş. Ve bu birliktelikten bomba gibi bir şarkı çıkmış.

Bomba gibi derken, en az albümdeki diğer şarkılar kadar bomba, diyorum tabii ki.

Ruhla ilgili bu kurtarma seansına geçerken cd çalara Teoman’ın albümünü, dvd playera Haneke’nin Piyano Öğretmeni’ni koydum, yetmezmiş gibi Deniz Durukan’ın Rugan’ını aldım elime… Aynı anda seksen yere dikkatini verebilecek yetenekte olmadığım halde yaptım bunları; üstüne üstlük internette de, son yılların en hayret verici sitesi olan www.egoistokur.com‘a girdim. Günümüzün bütün edebiyat, kültür-sanat dergilerini solda sıfır nahiyesine taşıyıp, o mıntıkada hizaya girmelerini sağlayan cıvıl cıvıl bir internet sitesi egoistokur.

Gelelim madalyonun diğer yüzüne… Tüm bunları yaptım da ne oldu? Bütün ruh hekimlerinin ve bilcümle terapistin öldür Allah beceremedikleri işi iki albüm, bir kitap, bir site ve bir filmi aynı zaman dilimi içine tıkıştırarak ben mi başardım? Kurtardım mı yani ruhumu?

Elbette hayır! Bütün ölümlüler bilir ki, yarılan ruh dikiş tutmaz.

Ancak kendimi oyaladım, içimdeki boşlukları az biraz doldurmaya gayret ettim ve emekli ilkokul öğretmenlerinin tabiriyle “hoşça vakit” geçirdim biraz. Kötü mü oldu peki? Asla. Bu bile yeterdi, yeterdi de artardı bile. Ölümcül oyunların ustası olan, filmlerinin bir çoğu bir tür nihilizm fırtınası ve yaşadığımız çağın ağıdı olarak da yorumlanabilecek Haneke’den, Deniz Durukan’ın deyimiyle “Bir yanıyla asi, pervasız bir adam, bir yanıyla mağrur, romantik bir aşk adamı” olan Teoman’dan bana sirayet eden haz bile yeterdi aslında.

Yarılan ruh dikiş tutmaz belki, ama hafif çaplı yamalar bile bazen yetiyor insanın “yetinme” duygusunun okşanmasına. Bu iyi. İyi de ne demek; süper aslında.

Altay Öktem, Esquire

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of