Egoist okur

MONOGRAF’ın ilk sayısı okurla buluştu

Bir grup akademisyen adayı tarafından hazırlanan Monograf, edebiyata dair meselelerin eleştirel bilgi ve fikir düzleminde tartışılacağı yeni bir alan oluşturmayı hedefliyor.

Edebiyatın, sosyal bilimlerle kurduğu doğal ilişki gereği disiplinlerarası yöntemlerle de okunabileceğini öngören bir yayın anlayışına sahip olan Monograf, akademiyle bağı olan veya olmayan herkesin araştırmalarına açık, içeriğini bilimselliğin ve çeşitliliğin belirlediği bir dergi olarak tasarlandı.

Hakemli, uluslararası ve ücretsiz bir e-dergi olarak yayımlanacak olan Monograf okurla yılda iki kere olmak üzere altı ayda bir (Ocak ve Temmuz aylarında) buluşacak. Derginin internet adresinde Türkçe ve İngilizceye ek olarak Ermenice ve Kürtçe dil seçenekleri de mevcut.

Genel yayın yönetmenliğini Melek Aydoğan’ın yaptığı derginin yayın kurulu Ercan Akyol, Aysu Akcan A., Hazel Melek Akdik, Özge Ata, Betül Havva Yılmaz’dan oluşuyor.

Son olarak… Monograf Journal‘ı linkleri takip ederek takip edebilirsiniz.

 

monograf egoistokur edebiyat ve iktidar

Türkçe+İngilizce+Kürtçe+Ermenice 1 edebiyat eleştirisi dergisi 

Bir grup akademisyen adayı tarafından hazırlanan Monograf, edebiyata dair meselelerin eleştirel bilgi ve fikir düzleminde tartışılacağı yeni bir alan oluşturmayı hedefliyor.

Edebiyatın, sosyal bilimlerle kurduğu doğal ilişki gereği disiplinlerarası yöntemlerle de okunabileceğini öngören bir yayın anlayışına sahip olan Monograf, akademiyle bağı olan veya olmayan herkesin araştırmalarına açık, içeriğini bilimselliğin ve çeşitliliğin belirlediği bir dergi olarak tasarlandı.

Hakemli, uluslararası ve ücretsiz bir e-dergi olarak yayımlanacak olan Monograf okurla yılda iki kere olmak üzere altı ayda bir (Ocak ve Temmuz aylarında) buluşacak. Derginin internet adresinde Türkçe ve İngilizceye ek olarak Ermenice ve Kürtçe dil seçenekleri de mevcut.

Monograf‘a görüş ve önerileriyle katkıda bulunan danışma kurulu, edebiyat, tarih ve sosyoloji gibi alanlardaki çalışmalarıyla tanınan akademisyenlerden oluşuyor: Nazan Aksoy, Murat Belge, Besim F. Dellaloğlu, Rita Felski, Sibel Irzık, Selim Sırrı Kuru, Mahmut Mutman, Oktay Özel, Jale Parla ve Nuran Tezcan.

Belirli bir eleştiri anlayışına bağlı olmayan Monograf, edebiyat eleştirisinde klişe okumaların ve kanonik dayatmaların aşıldığı, eleştirel mesafeyi önceleyen çoğulcu bir ortam yaratmayı amaçlıyor. Genel yayın yönetmeni Melek Aydoğan, dergi için kaleme aldığı sunuşta Monograf‘ın iddiasını şöyle dile getiriyor:

Yazarı, okuru, eleştirmeni bir araya getirip, kimlik ve konum ayrımı gözetmeyen bir mecra yaratmayı hedefliyoruz. Susturulan ve bastırılan yaklaşımları, söylemleri, imkânları dile getirmeyi sorumluluk olarak görüp; siyasal, toplumsal ve kültürel tutumlara bağlanmayı değil eleştirinin yüzeyselleştiği yerde bütün yönelimleri sorgulamayı tercih ediyoruz.

Monograf’ın genç akademisyen adaylarından oluşan yayın kurulu “herkes” vurgusunun zenginleştirici olacağını düşünüyor. Akademi ile eleştiri arasındaki diyalogsuzluk ve özellikle güncel edebiyatla uzak, eski edebiyatla “kronolojik” bir ilişki kurulması edebiyat tartışmalarının derinleşemediğini gösteriyor. Üniversitelerdeki hiyerarşi, birbirini takip eden kuşakların akademik kariyer hırsı yüzünden, tek sesliliği hâkim, “gelenek”i sürekli kıldı. Bu, eleştiri için en önemli tehlikedir. Kişisel kariyerlerle ilgilenmediğimiz için, eleştirinin imkânlarını arayan herkesin ilgisini bekliyoruz.”

Birinci Sayı: Edebiyat ve İktidar

Monograf, ilk sayısında “Edebiyat ve İktidar” konusunu odağına taşıdı. Odak konusunda iktidar olgusunu siyasal erkle sınırlamaksızın, tarihsel ve kültürel dinamikler doğrultusunda sorular soran çalışmalara yer verdi. Bu bölüm, Shakespeare özelinde İngiliz edebiyatı, klasik Osmanlı edebiyatı ve yakın dönem edebiyatları gibi farklı alanlara yönelik bilimsel incelemeleri kapsıyor.

Edebiyat ve İktidar’ın ilk makalesi Anthony P. Pennino‘nun yazdığı The Reconstructed Bard: Chartism and Shakespeare. Pennino, çalışmasında İngiltere’de sanayileşme döneminde kentli işçi sınıfını örgütleyen Çartist hareketin Shakespeare yazınını yeniden tanımlama biçimini değerlendiriyor ve “ozanın yeniden üretilmesi” olarak kavramsallaştırdığı bu sürecin, Shakespeare’in işçi sınıfını destekleyen bir kimliğe bürünmesinde nasıl etkili olduğunu kültürel pratiklere dayandırarak açıklıyor.

İkinci olarak “Siyasi ve Edebi İktidara Tanıklık Edebiyatı ile Direnmek: O Hep Aklımda” adlı makalesiyle Hülya Göğercin Toker, 12 Eylül döneminin edebî üretimine tanıklık edebiyatı perspektifinden bir okuma önerisi sunuyor. Toker, makalesinde 12 Eylül 1980 darbesinin getirdiklerini anlatan bir edebiyatın yaratılamadığı yönündeki yaygın kanıya karşılık son yıllarda bu döneme ilişkin çok sayıda roman ve anı türünde eserler yayınlandığına dikkat çekiyor. Bu eserler arasından 12 Eylül’e dair bir tanıklık anlatısı niteliğindeki Pamuk Yıldız’ın O Hep Aklımda adlı kitabını inceleyen Toker’e göre, tanık-yazar aracılığıyla kültürel belleğin metne aktarımı “hem siyasi hem de edebî iktidara karşı bir direniş biçimi” olarak tezahür ediyor.

Odak konusunun üçüncü makalesi olan Secular Trauma and Religious Myth: The Case of Said Nursi Bediuzzaman’s Risale-i Nur başlıklı çalışmasında Emel Taştekin, kültürel travmanın oluşumunda mitleştirme sürecini örnekleyen bir metin olarak Risale-i Nur‘u inceliyor. Taştekin, incelemesinde Batılılaşma hareketiyle kesintiye uğrayan İslami geçmişin kültürel travma olarak algılanmasında genelde “apolitik bir metin” olduğu düşünülen Risale-i Nur‘un aslında kolektif bir kimliğin kuruluş metni olarak yorumlanabileceğini ortaya koyuyor.

Son olarak Naim Atabağsoy, Klasik Dönem Osmanlı Şiirinde Patronaj ve Şairin Üretim Süreci İlişkisine Bir Bakış başlığını taşıyan makalesinde patronaj sisteminin Divan şiirinin üretim sürecindeki hâkimiyet alanını sorguluyor. Makale, şairin ürettiği şiirin değer görmesinde padişah kadar saray çevresinin zevk ve eğilimlerinin de etkili olduğuna değinmesi bakımından önemli ayrıntılar içermekte. Ayrıca Divan şiirinin sistematiği ile onu değerlendiren çevrenin, şairin bireysel yeteneğini göstermesinde ne ölçüde belirleyici olduğunu tartışıyor.

Monograf‘ın, odak bölümünde makalelere ek olarak bir de söyleşi bulunuyor. Melek Aydoğan‘ın, geçtiğimiz günlerde Koç Üniversitesi Yayınları tarafından Türkçeye çevrilen Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Okumayı Öğrenmek kitabının yazarı Benjamin C. Fortna ile gerçekleştirdiği söyleşide, okuma pratiğinin küresel/yerel, aile/devlet gibi ikilikler üzerinden, doğrudan devlet kontrolünde olmayan ders kitabı, dergi ve anı gibi materyaller kullanılarak nasıl okunabileceği ve Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişin, okumanın tarihi perspektifinden nasıl değerlendirilebileceği konuşuluyor.

Monograf, bir sayıda bütün ayrıntılarıyla ortaya konulamayacak kadar derin ve kritik bir konu olan Edebiyat ve İktidar üzerine önümüzdeki sayılarda da makale kabul edecek.

Dergi ayrıca odak konusunun dışındaki makaleler için “Pasaj” başlıklı ayrı bir bölüme yer ayırdı. Bu sayının Pasaj’ında Emrah Pelvanoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü‘ne modernist edebiyatın anlatı stratejileri üzerinden bir yaklaşım getiriyor. Janus’un Gör Dediği: Saatleri Ayarlama Enstitüsü‘nde, Öznellik, Tarihsellik ve İroni başlıklı makale, romanı, gerçekliğin farklı düzlemlerde sorgulandığı modernist bir anlatı olarak ironi ekseninde yorumluyor.

Monograf‘ın her sayısında Monograf Buluşmaları üst başlığıyla düzenlenen açık oturumlara yer veriliyor. Monograf Buluşmaları’nın ilki Yalçın Armağan moderatörlüğünde, Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarından tanıdığımız Nüket Esen, Erol Köroğlu, Deniz Aktan Küçük ve Erkan Irmak‘ın katılımıyla gerçekleşti. “Akademik Eleştiri Alanında Aklın Kötümserliği, İradenin İyimserliği” başlıklı oturumda konuşmacılar, Türkiye’de edebiyat alanında üretilen bilgi ve eleştirinin mahiyetini tartıştı, akademi içinde ve dışında kabul gören eğilim ve anlayışların edebî eleştirinin inşasında üstlendikleri rollere değindi.

Bir seri olarak sürecek “Türkiye’de Akademi” Konuşmaları’nın ilkinde ise Özge Ata ODTÜ Tarih Bölümü öğretim üyesi Ferdan Ergut‘la söyleşti. Gerçek üniversiteyi “iktidar fikrini boşa çıkaran bir mekân” olarak tarif eden Ergut, üniversitelerin sermayenin mantığına göre işleyen yapısına karşılık bir yandan da bu ortamın nasıl özgürlükçü bir mücadele alanına dönüştüğüne dair fikir ve izlenimlerini paylaştı.

Derginin bir sonraki odağı “Edebiyatta Görsellik Temsilleri”. Monograf, “edebiyat ve görsellik” ilişkisine ayırdığı ikinci sayısı için özgür ve özgün fikirlere dayalı Türkçe veya İngilizce metinleri en geç 1 Mayıs 2014 tarihine kadar info@monografjournal.com adresine bekliyor.

 

İletişim:

İnternet sayfası, e-posta, Facebook ve Twitter adresleri
 
 
 
 

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of