Egoist okur

“Hayata âşığım. Evlatlarıma, kendime. Yazmaya, resim yapmaya, sahnede olmaya…”

Romantik hikayelerde kahramanlar çoğunlukla 20’lerinde belki 30’larında nadiren de 40’larındadır. Barbara Rose Brooker’ın yakında televizyon dizisine dönüşecek romanındaki kahramanın yaşıysa 65. Evet, doğru okudunuz; Viagra Günlükleri’nin kahramanı gazeteci ve ressam Anny Applebaum tam 65 yaşında.

Yazara gelince; yalnızlık canına tak edince vaktini chat odalarında geçirmeye başlayıp üstüne üstlük iki aşk arasında kalan, aldatan, aldatılan ama bütün bunlar olurken olağanüstü espri duygusunu ve tatlılığını hiç kaybetmeyen Anny onun yanında “çıtır” sayılır! Zira bir süredir oyunculuk dersleri alan ve “Bir Hollywood filminde rol almadan bu dünyadan gitmeyeceğim” diyen Barbara Rose Brooker, halihazırda 77’sini sürüyor. Onu niçin cesur bulduğumu anladınız değil mi? Günümüzde birçok kadın yaşını gizler, görüntüsünü silikon ve kolajen takviyeleriyle gençleştirirken Bayan Brooker yaşını açıkça söylemekle kalmıyor, o yaşta da âşık olunabileceğini, flört edilip seks yapılabileceğini, dahası bunlardan zevk alınabileceğini iddia ediyor.

Lafı uzatmayayım;  istiyorum ki Barbara Rose Brooker’la röportajımızı okuyun ve “üçüncü baharını süren” bu tatlı kadına benim gibi siz de hayran olun.

Gülenay Börekçi

viagra diaries viagra gunlukleri egoistokur gulenay borekci

Barbara Rose Brooker: “Bir Hollywood filminde oynamadan gitmeyeceğim”

Romanınızı sevmeyeceğimi sanmıştım ama tam tersi oldu. Ve nasıl biri olduğunuzu merak ettim…

77 yaşındayım ve birkaç yıldır oyunculuk dersleri alıyor, ara sıra da sahneye çıkıyorum. En büyük hayalim film yıldızı olmak. Bir Hollywood filminde başrol oynamadan gitmeyeceğim.

Peki bu romanı niye yazdınız?

Bu ilk romanım değil. Ayrıca 35 yıldır gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapıyorum. Amerika’da yaşlı biri olmanın katlanılmaz derecede zorlaşması ve medyanın yaşlıları tamamen görmezden gelmeye başlaması üzerine artık bir şey yapmaya karar verdim. Viagra Günlükleri’ni yazdığımda 60 yaşındaydım, kural bozan, tabu yıkan kahramanımsa 70’ini geçmişti.

Anny’nin daha genç olduğunu sanıyordum…

Haklısınız, daha genç. Ama o iş biraz karışık…

Nasıl?

Gittiğim hiçbir yayıncı 70 yaşında bir kadının romanını yayımlamak istemedi. Neyse ki kolay pes etmem. Yıllarca büyük yayınevlerinin kapılarını aşındırıp düş kırıklığına uğradıktan sonra imdadıma bağımsız yayıncılık yetişti. Romanımı internet üzerinde yayınladım ve birkaç gün içinde on binlerce kişi okudu.

Mücadeleyi siz kazandınız yani…

Elbette. Romanıma şahane bir şekilde sahip çıkan okurlara minnettarım. 60, 70 hatta 80’lerinde insanlar yolda beni durdurup Anny’nin onlara cesaret verdiğini anlatıyor. Para ve şöhret bu yaştan sonra çok umurumda değil ama 60’ın üstünde birisi romanımı okuduktan sonra rüyalarının peşine düşerse, bu beni her şeyden çok mutlu eder.

‘Anny benden daha cüretkâr ve çılgın’

Anny’nin yaşından söz ediyorduk…

E-kitap olarak kazandığı başarı üzerine Viagra Günlükleri’ne Amerikan yayıncılık devi Simon & Schuster talip oldu. Tek koşulu vardı, Anny’nin yaşını 65’e indirmem. Uzatmadım, inatlaşmaya gerek yoktu, Anny 65 yaşında bir kadın olarak da son derece ilgi çekiciydi.

Böylece başta sizden yaşlı olduğu halde yayınlandığında çok daha genç oldu. Peki sonra?

Romanım başka dillerde de yayınlandı. Ardından TV dizisi yapmak istediler. Bu arada Anny’nin maceralarının devamını merak edenler için ikinci cildi tamamladım. Anlayacağınız, durmadım.

Anny sizsiniz değil mi?

Olmak istediğim kişi o. Benden daha cüretkâr, daha çılgın. Kuralları umursamıyor. Punk değil belki ama kesinlikle funk ruhu taşıyor. Sonra giyim kuşamdan, kozmetikten anlıyor. Benim gibi o da ruhun yaşsızlığına inanıyor. İkimiz de hem gazeteciyiz hem ressamız. En güzeli ikimizin de flörtleri oluyor. Keşke imza günlerimden birine gelebilseniz… Orada platform topuklu ayakkabılar, şık şapkalar ve “I love Anny” yazılı tişörtler giymiş bir sürü güzel kadın göreceksiniz.

‘Asla yaşını göstermeyeceksin!’

Anny neden bu kadar sevildi sizce?

Çünkü kötü bir kanser türü gibi önü alınamaz şekilde yayılan ageism (yaşlıların ikinci sınıf görülmesi), ırkçılıktan farksız bir olgu. Anny insanların bunu fark etmesini sağladı. Ayrıca yaşı ve cinsel hayatı konusunda yalan söylememesi insanlara seksi geldi.

O yaşta bir kadının cinsel hayatından söz etmesi, alışılmadık bir şey gerçekten. Medyanın tepkisini sorsam…

Kafası çalışanlar önemli bir iş yaptığımı fark ettiler. Açıkçası belli bir yaşın üstündeki kadınların botoks yaptırmaya, saç ektirmeye ve memelerine silikon taktırmaya mecbur edildiklerini hissediyor ve buna üzülüyordum. Müsebbibi medya. Moda dergilerinin okura verdiği emir hep aynı: “Asla yaşını göstermeyeceksin!” O dergilerde 60’ın üzerindeki kadınları göremezsiniz. Televizyona gelince; hâkimiyet erkeklerde ve kaç yaşında olurlarsa olsunlar dizilerdeki kadın karakterlerin hepsi saçma bir şekilde 20’sinde gibi davranıyor.

Sizin romanınız da dizi oluyor…

O iş biraz gecikecek. İlkin HBO’yla anlaşacaktık ama Anny’yi 55 yaşına indirmemi istediler. Ben de sözleşmeyi yırtıp attım. Şimdi CBS’le görüşüyoruz. Anny’yi Goldie Hawn ya da Cher oynayacak. Her neyse, sonuçta yaşlanmanın medyada utanç verici bir şey gibi algılanması beni hasta ediyor.

Demin Anny gibi sizin de flörtleriniz olduğunu söylediniz… Âşık mısınız?

Hayata âşığım. Evlatlarıma, kendime… Sonra yazmaya, resim yapmaya, sahnede olmaya… Elbette aşka da. Bir flörtüm olmasını çok isterdim ama şu sıra ne yazık ki ilgilendiğim biri yok. Endişelenmiyorum. Benim için iyi bir şeyse, yakında gene âşık olurmuşum gibi geliyor.

Türkçe’de bir laf var, hayırlıysa olsun deriz…

Evet, hayırlıysa olsun.

‘Ben de insanım!’

Yaşlılara ikinci sınıf vatandaş muamelesi edilmesine karşı çıkan Age March’ın yaratıcısısınız…

İnsanlar barış için yahut eşcinsel evliliklere karşı çıkan yasalarla mücadele etmek için protesto yürüyüşleri düzenleyebilir ve bunu kimse garipsemez. Ama kimse ırkçılığın bir türü olarak ageism’i protesto etmek için toplanmaz. Neden olmasın diye düşündüm ve San Francisco’daki ilk yürüyüşü düzenledim. 400 kişi katıldı. Eylemcilerin bazıları 20 yaşındaydı, bazılarıysa daha yaşlıydı. En önde yürüyen 96 yaşında bir protestocu kadın, “Ben de insanım” yazılı bir pankart taşıyordu. İkinci yürüyüşü Los Angeles’ta gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıllarda Age March’ı uluslararası hale getirmek istiyorum.

4 soruda Barbara Rose Brooker

En derin korkunuz nedir?

İnsanların savaşmaya ve birbirlerini öldürmeye devam etmesi. İkincisi de çılgın bir bilim adamının tutup herkesin aynı yaşta görünmesini sağlayacak bir gençlik hapı icat etmesi. Felaket olmaz mıydı?

Sizi en çok ne mutlu eder?

Kızlarım. Bir de okulda yaratıcı yazarlık dersi verdiğim 50 yaşın üstündeki kadın öğrencilerim.

En sevdiğiniz edebiyat yapıtlarını sorsam…

Anna Karenina ve Madam Bovary. Virginia Woolf’un romanları, Sylvia Plath ve Anne Sexton’ın şiirleri. Hitchcock’un ve Bergman’ın yönettiği filmleri çok sevdiğimi de eklemek isterim. Ha, bir de Woody Allen’ı.

Peki gerçek hayattaki kahramanlarınız kimler?

Feminist yazar Gloria Steinham. Hillary Clinton. Rahmetli Nora Ephron ve Nelson Mandela.

Gülenay Börekçi

5
Leave a Reply

3 Comment threads
2 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
Dilek

Çok ilgimi çekti ve daha okumadan nedense bence de Susan Sarandon :)

Ümran

Dünya insanlarının genel bir sorunu ayrıştırmak ve dışlamak bence. Burada, karakterden yola çıkılarak yaşlıların dışlanması anlatılmış ancak sürekli birilerine ikinci sınıf insan muamelesi yapıyoruz. Bazen kendimi de birilerini dışlarken bulduğum oluyor. Özellikle ergenlere karşı! Sanki hiç ergen olmamışım gibi. Ya da -çok kişide gözlemlediğim- çocukları ikinci sınıf insan olarak görmelerimiz… Empati kurmuyor olmamızla başlıyor her şey. Tahammülsüzlüklerimiz körüklüyor çoğu kez. Korkularımız ve olmaya çalıştığımız insan bazen de bizi insanlıktan çıkarıyor. Bu röportaj, yazmadığım nice ayrıntıyı ve bariz bir şekilde ortada olan ama görmek istemediğim pek çok şeyi sorgulamama neden oldu.

[…] yaşlı bir erkeğin şişkin egosuyla yazdığı seks günlükleri olduğunu düşünmüştüm. egoist okur‘da yazarla röportajı okuyunca önyargılarımdan arındım. Koşup kitabı […]