Gerçek, unutulmuş, uydurulmuş, düşsel 174 dilde Alice
Alice çevirmek meselesiyle ilgili yazımın ikinci bölümüne geldi sıra. Sadece Alice çevirilerimi değil bu yazımı da mutlaka okuyun.
Sayısız dilsel ve kültürel zorluğu barındıran Alice Harikalar Diyarında’nın niçin rahatlıkla bir çevirmenin kâbusu sayılabileceği üzerine kafa yormuştuk ya, bu kez gerçek, unutulmuş, uydurulmuş ve varsayımsal 174 dildeki bazı Alice çevirmenlerinin uyguladıkları stratejilere göz atıyoruz…
Varsayımsal bir dile çeviri ne demektir? Hangi dile çeviride Alice ve Deli Şapkacı çay yerine bira içiyordu ve neden? Vladimir Nabokov Alice’i çevirirken neyi değiştirmişti? Stalin’in Alice çevirileriyle alakası neydi? Kazakça, Başkurtça, Altayca, Kırgızca çevirilerin özellikleri neler ve Türki dillere bu çeviriler “gerekli” miydi, neden? Eşkenaz çevirmen, metinde neleri, hangi gerekçelerle değiştirmişti? Svahili diline çevirilerde kolonyalizmin izleri nerelerde saklıydı? Hangi dile çeviride sevimsiz Düşes’in adı, Kuzey Rüzgarının Ruhu olmuştu? Türkiye’de 1970 tarihli bir çeviride yer alan “Vatandaş Türkçe Konuş,” cümlesi neden o günlerde bazı vatandaşları derinden incitmişti?
Gözbebeklerim olan Alice çevirilerimin linklerini aşağıya ekliyorum.
Alice Harikalar Diyarında‘yı almak için
Alice Aynalar Ülkesinde‘yi almak için
Alice kitapları niçin bir çevirmenin kâbusudur?
Yukarıdaki Alice benim yaratımım, onu yapay zeka programlarından birini kullanarak üretim. Lewis Carroll ise bizzat Lewis Carroll, yani kendisi.
Gerçek, unutulmuş, uydurulmuş, düşsel, varsayımsal 174 dilde Alice
Açıkçası bu yazıyı hazırlarken Alice Harikalar Diyarında’nın dünyadaki çevirilerinin tamamına ulaşma olanağım yoktu, ulaşsam bile erek metinleri okuyamayacağım için sağlıklı bir sonuç elde edemeyecektim. Bu yüzden bazılarının kaynak dile geri çevirilerine baktım ya da çevirmenlerin, uyguladıkları stratejileri anlattıkları makaleleri okudum. Warren Weawer’ın Alice in Many Tongues, Jon A. Lindseth ve Alan Tannenbaum’un Alice in a World of Wonderlands: The Translations of Lewis Carroll’s Masterpiece ve Riitta Oittinen’in kitabın Fince çevirilerini incelediği Translating for Children adlı kitapları da bana özgün ve değerli malzemeler sundu.
Bahsettiğim ilk iki kitapta Alice Harikalar Diyarında’nın farklı dillere çevirileri “A Mad Tea Party” başlıklı yedinci bölüm çerçevesinde inceleniyordu. Son 50 yılda Alice çevirilerinin nasıl pıtrak gibi çoğaldığı sırf şu bilgiden bile anlaşılabilirdi: Weaver’ın 1964 tarihli kitabında 47 dildeki çeviriler karşılaştırılırken Lindseth-Tannenbaum’un 2015 tarihli kitabında 174 dildeki çeviriler karşılaştırılıyordu. (Rakam bugün artmıştır muhtemelen.)
Yazarken İrlanda merkezli bir yayınevi olan Evertype Publications’ın bulabildiğim kitaplarından da yararlandım. Kod yazarı, font tasarımcısı ve dilbilimci Michael Everson, Evertype bünyesinde “Wonderland and Carrolliana” (Harikalar Diyarı ve Carroll Ülkesi) başlıklı bir kitap dizisi başlatmış durumda. Lewis Carroll’un önemli yapıtları ve başka yazarların bu yapıtlardan yola çıkarak yazdığı parodi kitapların yanı sıra eski, yeni, minor, majör hatta unutulmuş ya da icat edilmiş dillere yapılmış onlarca Alice Harikalar Diyarında çevirisi de yer alıyor.
Romanın çevrildiği 174 dil arasında Türkçe, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Katalanca, Çince, Çekçe, Danca, Macarca, Norveççe, Lehçe, Rusça, Sırpça, İsveççe, Japonca, Urduca, Farsça, Uygurca, Kazakça, Başkurtça, Altayca, Kırgızca, İbranice, Korece, Hintçe, Ladino, ayrıca Fiji, Maori, Manş, Gujarati, Svahili, Lingwa de Planeta dilleri ve daha onlarcası bulunuyor.
Hepsi bu kadar mı sandınız, değil. Alice Harikalar Diyarında, bazı arkaik dillere de aktarılmış. Eski İngilizce, eski Norse dili, bir zamanlar Almanya’nın bazı bölgelerinde konuşulan Gothic bunlardan bazıları. Esperanto, Volapük, Alphagram, Braille, Mormon dininin kurucusu Joseph Smith’in 19. yüzyılda yarattığı Deseret, 12 yaşındaki Kanadalı bir programcının ileri fiziksel ya da zihinsel engelli kişilerin iletişim kurmasına olanak sağlamak amacıyla ürettiği Blissymbols gibi sonradan icat edilmiş ve çok küçük azınlıklar dışında pratikte kimsenin kullanmadığı diller de var. Alice Harikalar Diyarında, Pitman Stenosu, uluslararası şifre dili Cypher, 21. yüzyılın dijital işaret dili Emoji ve QR BarCode dillerine hatta bizzat Lewis Carroll’un icat ettiği bir alfabe sistemi olan Nyctographic’e de çevrilmiş.
Nabokov’un Rus dilinde Anya’ya dönüşen Alice’i.
Alice ve diğer karakterlerin değişen adları
Yerlileştirme ve yabancılaştırma tercihlerine göre dünyadaki Alice Harikalar Diyarında çevirmenlerinin bazıları dilsel yapıyı, bazılarıysa kültürel motifleri aktarmaya önem vermiş. “Twinkle Twinkle Little Star” adlı popüler çocuk şarkısının parodisi olan “Twinkle Twinkle Little Bat” şiirindeki yarasa Belarusça çeviride “kedi”, Bulgarca çeviride “altın renkli arı”, Kernevekçe çeviride “uçan fare”, Danca çeviride “baykuş”, İbranice çevirideyse “keçi” olmuş sözgelişi. Metne diyelim ki keçinin dahil olması başka değişikleri de gerekli kıldığı için çevirmen zorunlu olarak adaptasyon yöntemine başvurmuş, böylece erek metin, her küçük değişiklikle birlikte derece derece dönüşmüş.
Çevirilerde ana karakterin adı da çoğu kez değiştirilmiş. Nabokov’umuz Alice’i Anya yapmış. Karakter, Çekçe Eva, Fince Liisa, eski İngilizce çevirideyse Æthelgyth olmuş, Blissymbols çevirisinde ise adı “Curious Girl” (Meraklı Kız) olarak geçmiş.
Birkaç özel çeviri örneği: Eski İngilizce ve Eşkenazca
Eski İngilizce çeviride tarihsel olguların önemi belirgin bir biçimde anlaşılıyor. Romanı eski İngilizceye Æðelgyðe Ellendæda on Wundorlande adıyla çeviren ve parodi şiirleri çevirirken söz dizimi, vezin ve kafiye açısından eski İngilizce’nin yaşayan bir dil olduğu dönemin kahramanlık destanı Beowulf’tan yararlanan Peter S. Baker, M.S. 700-1000 yıllarında konuşulan bu dilin çeviride tüm kültürel ortamın değişmesini gerekli kıldığını düşündüğü için “Delice Bir Çay Daveti” bölümünde (başlık benim çevirimden) radikal bir değişiklik yapmış. Çay o tarihlerde henüz İngiltere’ye gelmediği için Deli Şapkacı romanda çay değil de bira daveti veriyor. Günümüzde “saat” adını verdiğimiz mekanizma da o tarihlerde icat edilmediğinden Şapkacı, zamanı saatle değil, günümüzde kullanılmayan bir alet olan astrolabe ile ölçüyor.
Kitabı, Di Avantures fun Alis in Vunderland adıyla Eşkenazcaya çeviren Joan Braman’a gelince; uyguladığı stratejiyi şöyle anlatıyor:
“Metni Eşkenazlaştırmanın büyüsüne kapılmamaya gayret ettim. Karakterlerin Yahudi yemekleri yemesini ya da Yahudi gelenekleriyle hareket etmesini istemedim. Öyle yapsaydım çoktan kaybolmuş bir Doğu Avrupa Yahudi kültüründe yaşamak zorunda kalacaklardı ve çeviri edimi benim için bir tür nostalji alıştırmasından öteye gitmeyecekti. Bunun yerine üslupla, dilbilgisiyle ve seslerle uğraşmayı tercih ettim.”
Eşkenazcada adlar eril ve dişil olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ancak Braman, kitapta geçen hayvanların ve tuhaf yaratıkların cinsiyetlerini dilbilgisi kurallarına uygun şekilde kullanmak yerine onların olası cinsiyetlerini kullanmış. Sözgelişi Şapkacı ile Mart Tavşanı’nın “bir hanıma” kaba davranmalarının okurları rahatsız edebileceğini düşündüğünden, Eşkenazca dilbilgisi kurallarına göre dişil olması gereken Uykucu Fare’yi eril hale getirmiş. “Twinkle Twinkle Little Bat” adlı parodi şiiri eski Yahudi ninnilerinden seçtiği motiflerle aktaran çevirmen, kuyudaki üç kız kardeşin hikayesini çevirirken de, Ezkenazcada “zengin bir erkekle evlenmek” anlamında kullanılan “yağ mahzenine inmek” deyimini kullanmış, böylece kaynak metindeki “treacle well” ifadesi “yağ kuyusu” olmuş. (Ben şerbet kuyusu dedim mesela, belki bir ara kendi çeviri tercihlerimi de yazarım.)
Byron W. Sewell’ın bizzat resimlediği bir başka çeviriden. çeviride kim bilir hangi çizgili hayvana dönüşen kedi (ağaçtaki) ve kim bilir hangi renkte bir kangruya dönüşen beyaz tavşan.
Şahane illüstrasyonlarla benzersiz bir çeviri deneyi
Alitji in the Dreamtime, Alice Harikalar Diyarında’nın 1975’te Nancy Sheppard tarafından Avustralya yerli dillerinden Pitjantjatjara’ya çevrilmiş hali. Byron W. Sewell da resimlemiş. İngilizceye geri çevirisi de bulunan bu versiyonda Beyaz Tavşan bir kangroo, Uykucu Fare ise koala olmuş. Başka değişiklikler de var; Beyaz Tavşan’ın yelpazesi bir boomerang olmuş mesela. Tırtıl bir cadı kurtçuğu olurken Düşes Kuzey Rüzgarı’nın Ruhu, Deli şapkacı, Ambarcı, Mart Tavşanıysa onun atı olmuş.
Varsayımsal Zumorigénflit diline yapılan gerçek çeviri
Byron W. Sewell’in Áloþk üjy Gígið Soagénličy başlıklı “varsayımsal” Zumorigénflit çevirisi ise başlı başına önemli bir deney. Sewell, söz konusu “çeviriye” başlamadan önce Zumorigénflit adlı bir ülke hayal ediyor ve haritada Özbekistan yakınlarına konuşlandırdığı bu ülke için bir tarihçe oluşturuyor. Elimizde Zumorigénflit halkının Sovyetler Birliği’nin Stalin döneminde soykırıma uğratıldığı gibi bir “bilgi” var mesela. (Hesapta Róaž Wiðz Alice’i Áloþk üjy Gígið Soagénličy adıyla Zumorigénflit diline çevirmiş, Byron W. Sewell da geri çeviriyle ve bu kez Áloþk’s Adventures in Goatland adıyla metni yeniden İngilizceye aktarmış. Güzel bir delilik.) Sewell’ın bu “varsayımsal çeviri” deneyini gerçekleştirme amacı, Alice Harikalar Diyarında’nın sadece majör ve minör dillere değil, olmayan bir dile de çevrilebileceğini göstermek.
Türki dillere çeviriler
Kitabı Kazakçaya Älïsäniñ Ğajayıp Eldegi Basınan Keşkenderi adıyla çeviren Fatima Moldashova, aktarım sürecinde zihnini en çok “Bu romanı 150 yıl sonra Kazakçaya çevirmek neden gerekli?” sorusunun meşgul ettiğini ama bunun toplumsal bir görev olduğunu idrak ettiğini söylüyor. (Yakın geçmişe kadar Kazaklar, İngiliz edebiyatından örnekleri ancak Rusça çevirilerinden okuyabiliyorlardı. Kazakçanın yeniden saygınlık kazanması, kullanıma girmesi ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla mümkün oldu. İngilizceden Kazakçaya çevirilerin geçmişiyse topu topu 10 yıl.)
Moldashova, daha önce yapılan yarım yamalak çevirileriyle karşılaştırıldığında Alice’in bu son çevirisinin Kazakçanın normalleşme sürecinde çok önemli bir adım olduğunu söylüyor. Önceki çevirilerde karakterin adı, Rusça harflerle Alia olarak verilmişken bu yeni edisyondaysa Kazakça Älïsä kullanılmış. Rusçalaştırdıkları isimlerini terk ederek yeniden kendi dillerindeki isimlerine dönen Kazaklar açısından bu hiç azımsanacak şey değil. Moldashova’nın erek metinde nadiren kullandığı Rusça kelimelerden biri, baskıcı Düşes karakterini imleyen ve gene bir asalet unvanı olan “Gercogïnya” kelimesi. Çevirmen, “Delice Bir Çay Daveti” bölümünde de yerlileştirme stratejisi uygulamış. Örneğin kaynak metinde “Elsie, Lacie, Tillie” olarak geçen üç kız kardeş, erek metinde “Raysa, Ayjan, Marwsya” haline gelmiş. Moldashova bu isimleri, “On Altı Kız” adlı çok eski bir Kazak türküsünden aldığını yazıyor.
Başkurtça çevirinin adı, Ӓlisӓneñ Sӓyerstandağı Majaraları. Çevirmen Güzӓl Ramaźan Kızı Sitdykova Ufa, erek metni Başkurtçanın sözlü aktarım geleneğinden ve folklorundan faydalanarak oluşturmuş.
Kitap, Küler Tepukov tarafından Kaykaldıñ Cerinde Alisala Bolgon Uçuraldar adıyla Altaycaya, Aida Egemberdieva tarafından Alisanın Kızıktar Ӧlkösündögü Ukmuştuu Okuyaları adıyla da Kırgızcaya çevrilmiş.
Svahilice çeviride Alice’in Afrikalı örgüleri var, Beyaz Tavşan ise tabii ki fes takıyor.
Svahilice Çeviriler
Alice’in Svahili dilinde farklı stratejilerle üretilmiş iki ayrı çevirisi bulunuyor.
İlki, 1940’ta, yani Svahili dilinin standartlarının ve kurallarının yeniden belirlendiği yıllarda Elisi Katika Nchi Ya Ajabu adıyla yayınlanmış ve 1966’da İngiliz The Sheldon Press yayınevi tarafından bir kez daha basılmış. Çevirmen Ermyntrude Virginia St. Lo Malet, İngiliz kültürünü hiç bilmeyen çocuklar da kitaba yakınlık duyabilsinler diye Alice’i Svahilili bir küçük kız haline getirme kararı almış.
Bu versiyonda illüstrasyonlar da Svahilileştirilmiş. “Mama-Mkubwa” (Koca Ana) adını alan Düşes karakteri ve diğer Harikalar Diyarı sakinleri uzun beyaz cübbeler giyiyorlar. Deli Şapkacı ve Beyaz Tavşan karakterlerinin başlarında fes bulunuyor. Afrikalı Elise’in saçları örgülü. Elise, görkemli giysileriyle Kraliçe Victoria’yı andıran Kupa Kraliçesi’nin karşısında kaba kumaştan gömleğiyle yalınayak duruyor.
Svahiliceye yapılan ikinci çeviriyse Alisi Ndani ya Nchi ya Ajabu adını taşıyor. Çevirmen Ida Hadjivayanis, kitaptaki turtaları, çörekleri ya da marmeladı çevirirken çok zorlandığını, bu yiyeceklerden hiçbirinin Svahili kültüründe yeri olmadığından sonunda hepsini açıklayıcı söz öbekleriyle karşıladığını belirtiyor. Kitaptaki hayvanlar da Svahili kültüründe yok. Bu yüzden her birine uygun karşılıklar bulunmuş, mesela Uykucu Fare, Yavru Maymun haline gelmiş.
Öte yandan Alice’i Svahilileştirmeme kararı alan Hadjivayanis, “Speak English” cümlesinin çevirisinde neden çok zorlandığını, “Afrikalı bir çocuk okur, kitaptaki bir başka çocuğa ‘İngilizce konuş’ anlamında bir buyruk verilmesini yanlış algılayabilirdi,” sözleriyle açıklıyor. Sorunu cümleyi “anladığım dilde konuş” manasındaki “lugha yetu” deyimiyle karşılayarak çözebilmiş.
Bir not: Küçükken okuduğum Alice çevirilerinden birinde bu cümlenin “Vatandaş Türkçe konuş!” olarak aktarıldığını okumuş ve açıkçası o zaman bunu komik bulmuştum. Sonuçta çok okuyan bir çocuk olarak romanın aslının İngilizce olduğunu biliyordum. Yıllar sonra “Vatandaş Türkçe konuş!” cümlesinin gerçekte epey sıkıntılı bir cümle olduğunu öğrendim. Bu cümle, azınlıkların kendi dillerini konuşmalarını yüksek para cezalarıyla engelleyen hükümet destekli bir kampanyanın sloganıydı. 13 Ocak 1928’de başlatılan kampanya 30’lu yıllar boyunca sürmüştü ve dolayısıyla Türkiyeli kimi okurlar için epey incitici olmuştu. Alın size çevirinin önemine dair bir ayrıntı.
Svahilice çeviriye dönersek, çevirmen, dokuzuncu bölümde yer alan ve “çarpma” anlamındaki “multiplication”a gönderme yapan “uglification” kelimesini “zihin açma” anlamına gelen ve Svahilili öğretmenlerin derslerde sıkça kullandığı “kuchangamsha” kelimesiyle karşılamış. Lewis Carroll’un romanda “uglification”ın karşısına “beautify”ı çıkardığı düşünülürse, “kuchangamsha”nın “sıkıntıdan patlamak” diye çevirebileceğimiz zıt anlamlısı “kuboa” da bağlama şahane oturmuş. Carroll’un yaşadığı dönemde okullarda ders olarak okutulan “Latince ve Yunanca”, yani “Latin and Greek” söz öbeklerini bozarak “gülmek ve yas tutmak” anlamındaki “laughing and grief” söz öbeklerini kullanmasına gelince; çevirmen Ida Hadjivayanis, “Latince” anlamındaki “Kilatini” ve “Yunanca” anlamındaki “Kigiriki”yi bozarak “Kilaini ve Kudiriki” söz öbeğini elde etmiş. (“Kilani kudiriki” deyimi, “sanki bir parça cüretkâr” olarak çevrilebilir.) İşin aslı, Hadjivayanis de yaptığı çeviriyi tam olarak bu kelimelerle, “sanki bir parça cüretkâr” olarak tanımlıyor. (Kendi çözümümü buraya yazmayayayım, rica ediyorum alıp okuyun. Çeviride en zorlandığım bölümdü ama sonunda çok tatlı oldu.)
Gülenay Börekçi
Bir mini Alice çevirileri galerisi
Üstte, varsayımsal Zumorigénflit dilinden İngilizceye Byron W. Sewell tarafından yapılan geri çevirinin kapağı. Aşağıda ise Byron W. Sewell’ın bizzat resimlediği bir başka çeviriden,
Harikulade bir arşiv çalışması, emeklerinize sağlık, teşekkürler.
Teşekkür ederim :)