Egoist okur

Adorno’dan Cioran’a parçalanmış edebiyat

Paul Valery, bir kitap hakkında makale yazmak için o kitabı karıştırıp sayfalarına şöyle bir göz atmanın yeterli olduğuna inanıyor, hatta bazı kitaplar söz konusuysa yazmadan önce okumanın sayısız sıkıntılar yaratabileceğini düşünüyormuş. “Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam, insan etkileniyor” diyen Oscar Wilde ise, bir kitabı okumak için en uygun sürenin altı dakika olduğunu, bu süre uzarsa okuma sürecinin zihnimizde kendi otobiyografimizi yazma sürecine dönüşebileceğini öne sürüyormuş. New Yorker yazarı Mark O’Connell da benzer şekilde düşünüyor günümüz okurunun bildiğimiz edebiyata, daha doğrusu başı, sonu, ortası olan standart romanlara değil, fragmental kitaplara ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bir bakmaya değer…

Read More

Tim Parks’ın Joyce, Dickens, Hardy ve Lawrence’la düşsel buluşmaları

Tim Parks New Yorker için James Joyce, Charles Dickens, Thomas Hardy ve D.H. Lawrence’la tanışmanız, buluşmanız halinde yaşayacaklarınızı yazmış. Ama tabii söz konusu edebiyatçılara pek de sevecen davranmamış. Yerden yere vurmuş onları, karakterlerinin en berbat, en dayanılmaz, en pislik özelliklerini ifşa etmiş. Hepsini çok sevdiğim yazarlar olduğu için, başta biraz bozulduğumu, Parks’ın neden böyle yaptığını […]

Read More

Darian Leader: “Tıbben çok ilerlediğimiz algısı bir illüzyon”

Size Paris’te yaşanmış gerçek bir kız kaçırma olayından bahsedeceğim… Bir badanacı 1911 yılında, belki ona gülümsediğine inandığından, belki de eski sevgilisine benzettiği için Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sını Louvre Müzesi’nden kaçırmış. Ardından kalabalıklar, eskiden Mona Lisa’nın sergilendiği boş duvarı görmek için müzeye akın etmeye başlamış. Aralarında Franz Kafka gibi mühim şahsiyetler de varmış. Merak etmemek […]

Read More

Uzun roman yazılmasın mı yani?

Marcel Proust’un 9,609,000 harften oluşan (Fransızca orijinali) şahane romanı “Kayıp Zamanın Peşinde”si en uzun roman. Her şeyi bilen Umberto Eco’ya göre, Augusto Monterroso’un yedi kelimelik  “El Dinosaurio”su ise en kısa roman. Türkçesi dört kelime: “Uyandığında, dinozor hâlâ oradaydı.” Yine de fikrim aynı. Ben klasikleri ve birkaç istisnayı bir kenara bırakırsak, uzun roman sevmeyenlerdenim. Anlatayım… Gülenay […]

Read More

Genç Ursula K. Le Guin, Ged’i yaratırken kimden ilham aldı?

Portlandlı tutkulu okur Ursula K. Le Guin, bir süre sonra kendi hikayelerini yazmaya karar veriyor. Her gece çocukları uyuttuktan sonra sabahlara kadar yazdığı öyküleri beğenen yok. Hangi dergiye gönderdiyse red cevabı alıyor, şurada burada tek tük şiirleri çıksa da editörler onun yazdıklarıyla ilgilenmiyor. Peki ya sonra? Okuyalım… Gülenay Börekçi Küçük Ursula kitaplara gömülmüşken. Fantastik edebiyatın […]

Read More

Judith Malika Liberman: “Masal dinlerken hepimiz hafif bir transa giriyoruz…”

Judith Malika Liberman’ın adını eminim duydunuz. Hani şu şehrin şurasında burasında masal geceleri düzenleyen ve anlattığı masallar aracılığıyla zihnimizin en derininde gizlenenlerle yüzleşmemizi sağlayan güzel kadın… Arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu’nun tavsiyesiyle, düzenlediği bu masal gecelerinden birine birkaç hafta önce ben de katıldım ve dışarı hafiflemiş olarak, adeta mutluluktan uçarak çıktım. Açıkçası, “Uyuyan Güzel” masalını daha önce hiç kimse […]

Read More

Romanlarıyla okura şeytani düzenekler kuran Gombrowicz

Filozof, dahi, kültürel şeytan avcısı Witold Gombrowicz’in külliyatı ilk kez toplu olarak yayınlanıyor. Everest’ten çıkan ilk kitap, otobiyografik roman “Trans-Atlantik” ve ardından gelen “Kosmos”. Sırada Gombrowicz’in 1952-69 arasında bir dergide yayımladığı “Günlükler” var. Sürgündeki bir edebiyatçının tıpkı günümüz bloggerları gibi hayatının en mahrem ayrıntılarını okurlarıyla paylaşması heyecan verici. Gülenay Börekçi “İstiyorsanız, kesin gırtlağımı. Ama böyle […]

Read More

Eduardo Galeano: “Yazarlar dürüst olmalı, politik olmaları gerekmez”

Bir süre önce kaybettiğimiz Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun “Ve Günler Yürümeye Başladı” adlı kitabı takvim formatında yazılmış. 1 Ocak’tan 31 Aralık’a her gün için yakın tarihte ya da eski çağlarda o gün yaşanan bir hikâye anlatılıyor. Kadın, erkek, iktidar, yerliler, ırkçılık, emperyalizm, kültürler… Daldan dala atlıyor Galeano ve değinilmedik konu, ulaşılmadık coğrafya, çoğaltılmadık ses bırakmıyor. Okudukça […]

Read More

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi Bu sayısıyla arşivinizde bulunması gereken Rabarba Dergisi’ne teşekkürler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın film eleştirilerinden […]

Read More

Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım”

Norveçli Karl Ove Knausgaard, hayatını en mahrem anları bile atlamadan yazdı ve böylece bir fenomene dönüştü. 6 ciltlik romanında, çocukluğundan itibaren babasıyla fırtınalı ilişkisi de var, evliliğinin niçin yürümediğinin ayrıntıları da… Karısının okuyunca bir an bile beklemeden boşanma isteğiyle mahkemeye başvurmasının sebebi de bu zaten. Aşağıda suçlamalardan, vicdan azaplarından, itiraflardan, acıdan ve öfkeden oluşan bu […]

Read More

İnce alayın büyük ustası Saki’nin yarattığı alternatif alemler

Kurt çocuklar, konuşan kediler, hain susamurları, aksi geyikler, zavallı kaplancıklar, hınzır çocuklar, zeki genç kadınlar ve sivri dilli delikanlılar Saki’nin öykülerinde status quo’nun temsilcisi olarak karşımıza çıkan eskiye sıkı sıkıya bağlı aristokratlara ve sonradan görme zenginlere dünyayı dar ediyor. Gülenay Börekçi Tanıştırayım; Saki en sağda duran, suratı asık adam. Saki’nin yarattığı alternatif aleme hoş geldiniz! […]

Read More

“Kedili deli kadın” klişesi nereden geliyor?

“Kedili deli kadın” bize özgü bir yavşak terim sanıyordum, meğer öyle değilmiş. Ayrıca yeni de değilmiş. Bakın anlatayım. Gülenay Börekçi Bir dönemin popüler çocuk kitabı karakterleri kedili ya da köpekli yaşlı kadınlardı. İşte onlardan biri olan Trot Hanım’lı kitaplardan bir çizim. Kedili deli kadın klişesi ve ihtiyarlık “Kedili deli kadın” bize özgü bir yavşak terim […]

Read More

Potter âleminde siyaset oyunları ve Voldemort cemaati

Bu yazının konusu, sanıldığından çok daha politik bir yazar olan, mesela sosyal medyada islamofobiye karşı bir ara epey kararlılıkla mücadele veren J.K. Rowling’in Harry Potter’larındaki alt metinler… Ayrıntılar sizi çok şaşırtabilir. Gülenay Börekçi Harry Potter romanlarında bile siyaset oyunları oynanıyor ve kötülük her yerde aynı İnsanlığın bilmediği, şahit olmadığı bir hayat biçimi ya da sistemi […]

Read More

Neil Gaiman: “Okuduğum hiçbir kitaptan boşanmadım”

“Amerikan Tanrıları”, “Yokyer”, “Coraline”, “Sandman” ve son olarak “Kırılgan Şeyler”le tanıdığımız Neil Gaiman, yaşlandığı için eskisi kadar kitap okuyamadığından yakınıyor hatta anladığım kadarıyla bu konuda epey dertli. Daha doğrusu dertliymiş. Fakat bir arkadaş tavsiyesi üzerine derhal okuma gözlüğü edinmiş, böylece sorun mucize bir hızla çözülmüş. “Benim için atomun parçalanması kadar büyük bir keşif oldu” diyor. […]

Read More

Eski kitap satan sahaf siteleri + vintage seven yayınevleri

Epeydir, kaybolmuş ya da birilerine verilip geri alınamamış çocukluk kitaplarımı özlüyordum. Rafta dursalar bile yeter gibi geliyordu bana. Sahaflara haber salmış, listeler vermiştim. Ama işte istediğim kitaplar bulunamıyordu. Hem zaten ben bile birçoğunun adını hatırlamıyordum. “Alice Harikalar Diyarında” ya da “Pal Sokağı Çocukları” gibi klasiklerin yeni baskılarını almıştım ama esas ilk okuduğum hallerinin peşindeydim. O […]

Read More