Egoist okur

Filiz Aygündüz’den bir özgürleşme hikâyesi: Nisa

Bir edebiyat yapıtına bir kadının adını vermek, daha en baştan küçük bir iddiada bulunmaktır. Hatırlayalım böyle romanları: Emma, Anna Karenina, Madam Bovary, Mrs Dalloway, Lolita… Bazen kendi adıyla, bazen evliliğin ona verdiği adla bir kadın kalabalığın içinden çekilip çıkarılır ve böylece yazar bize şöyle söyler: Ey okur, hazır ol, bir süreliğine dünya bu insanın çevresinde […]

Read More

Ertuğ Uçar: “Kaybolmadan kurtuluş yok”

Ertuğ Uçar’la bir yandan İstanbulin’in izinde İstanbul’u konuştuğumuz, bir yandan da Ormanda Kaybolmak adlı yeni kitabının dolambaçlı patikalarına daldığımız söyleşimizde bazı sorulara cevaplar aradık: Bir şehri sevmek ne anlama gelir? Sokakların hafızası, binaların ruhu olur mu? Labirenti andıran bir şehri severken kendimizin hangi hallerine yaklaşır, hangilerini affetmeyi öğreniriz? Kaybolmak ne zaman bir tehdit olmaktan çıkıp […]

Read More

Sonrası: Bir evlilik bittiğinde geriye ne kalır?

Bir felaket yaşanırken sıcağı sıcağına değil, her şey olup bittiğinde  yazılmış kitaplardan biri bu, yıkıntının, geriye kalan tortunun, toparlanmanın, bir şeyi kaybettikten sonra kendini bulmanın kitabı… Rachel Cusk’ın, kaybı bir son olarak değil, insanın kendisiyle ve hatırladıklarıyla kurduğu ilişkinin kırıldığı bir eşik olarak ele alan Sonrası: Evlilik ve Ayrılığa Dair adlı anlatısı… Sonrası: Evlilik ve Ayrılığa […]

Read More

“Safiye Ayla, her açıdan cüretkâr biriydi”

Muhteşem Yalnızlık, Ah Bu Sevda, İsmi Yad Ruhu Şad Olsun gibi müthiş güzel kurmaca dışı kitapları ve derlemeleriyle tanıdığımız Serdar Soydan için bir nevi “yazı arkeoloğu” da denebilir. Yıllardır kütüphanelerde, arşivlerde gazete ve dergi ciltlerini tarayarak edebiyatta gölgede kalanların, unutulanların ya da unutturulanların, “öteki”lerin izini sürüyor çünkü. Bir yandan da Bilge Karasu, Suat Derviş, Mehmet […]

Read More

Edebiyatçının bahçıvan olarak portresi

“Bir sap, bir taçyaprağı ve bir diken, Sıradan bir yaz sabahında. Bir çiy damlasının ışıltısı, bir arı, belki de iki. Bir meltem sonra, Ağaçların arasında oynaşan,  Ve ben, bir gül…” Benimle Emily Dickinson arasındaki ortak nokta ne olabilir? Sözcüklere duyduğumuz aşk, kuşkusuz ve birkaç şey daha tabii. Mesela toprağı, bitkileri, çiçekleri, küçük orman hayvanlarını ve […]

Read More

Virginia Woolf’tan yürüme ve yazma temrinleri

Sahaflarda bulduğum bir kitaptan söz edeceğim. Bir yaratıcı yazma teknikleri üzerine bir kitap. Gelin görün ki, baş rolünde Virginia Woolf var; ruhundaki tüm acıyı, kederi, insana yönelik kırgınlığını, küskünlüğünü yazıya dökerken ilhamını yürümekten alan Woolf… Flâneurler, flâneuseler, kendini rüzgara bırakanlar Çehov, Turgenyev, Tolstoy ve Gogol’dan yazma dersi Yürümek, Henry David Thoreau Virginia Woolf Londra sokaklarında […]

Read More

O yaz Villa Diodati’de neler yaşandı, neler yazıldı?

Şimdi siz, Frankenstein diyeceksiniz ama sadece o değil. O yaz Villa Diodati’de bambaşka bir şey oldu. Frankenstein ya da Modern Prometheus, çok uzun yıllar bir erkek hikayesi sayıldı. Oysa gerçekte okuduğumuz, bir erkeğin yahut bir canavarın değil, baskı altına alınmış, susturulmuş, görünmez kılınmış olanların sesiydi. Ve henüz 18’indeki Mary Shelley hikâyesini oluştururken kadın bedeniyle, annelikle, […]

Read More

Aynalı odalara benzeyen bir yazar: Silvina Ocampo

Silvina Ocampo’yu okumak yalnızca Arjantin edebiyatının kuytuda kalmış bir köşesini keşfetmek değil, kadınların edebiyat tarihindeki görünmezliğini tersine çevirmek anlamına da geliyor bir bakıma. Ocampo’nun masumiyetle zalimliği birleştiren üslubu bugün Clarice Lispector’dan Mariana Enriquez’e kadar pek çok yazarın üretiminde yankılanıyor. Silvina Ocampo kitapları Bir yoğurt tanıtım broşürü: Tam Biorgeslik! Silvina Ocampo şiirlerinde ölüm, rüya ve dönüşüm […]

Read More

Kitap kurtlarına özel harikulade bir hikâye

84, Charing Cross Road gerçek bir hikâyeyi yine gerçek mektuplar aracılığıyla anlatıyor. Birbirleriyle hiç karşılaşamayan iki insanın dostluk hikâyesi diyebiliriz bu kitaba, yahut “neredeyse” bir aşk hikâyesi… Ama niçin bu kadar umutsuz olalım? Belki de her şeyden önce, okuma tutkusunun neler başarabileceğini gösteren bir hikâyedir. Bu yazıyı okuduktan sonra aşağıdaki linkten Leonid Tsipkin’in Baden Baden’de […]

Read More

Tarihçilere ve Shakespeare’e kafa tutan roman: Zamanın Kızı

Polisiyeler, genellikle bir cinayetin peşine düşer. Bir ya da birkaç kurban, yerine göre bir ya da birkaç katil, bolca ipucu ve sonunda “İşte bu, baştan anlamalıydım!” dedirten bir çözüm olur bu romanlarda. Josephine Tey’se Zamanın Kızı romanında polisiye kalıplarını öyle bir ters yüz ediyor ki, elimizde gene bir cinayet var ama ceset tam beş yüz […]

Read More

Beş dakikalığına zamanı durduran kadın: Nesrin Topkapı

Yaklaşık 30 yıl önceydi, Nesrin Topkapı’yla bir röportaj yapmıştım. Sağda solda onu tanıyanları bulmuştum ilkin. Kendisine hayran olan Amerikalı bir çevirmen, “Yüzüne bakınca güzel olup olmadığını aklınıza bile getirmiyorsunuz ve hep o yüze bakmak istiyorsunuz,” demişti Topkapı için. Ben de çaylak bir gazeteci adayı olarak bu çok özel kadına hayatını, dans tutkusunu ve daha bir […]

Read More

10 maddede László Krasznahorkai

László Krasznahorkai, 2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi ve ben onu ilk kez dün okumaya başladım. Bu yazı da Nobel hatırına biraz hızlı yazıldı, olsun. Şahsen ben tanımadan sevdim László Krasznahorkai gibi söylemesi pek zor bir ada sahip bu yazarı, en çok da çevirmenlerle ilgili 6. maddedeki o bilgiye bayıldım. Unutmadan; 10. madde Tarkanlı, Mustafa Sandallı. Nobel meselesi: […]

Read More

Edebiyat tarihinin bazı güzide toplulukları

Bloomsbury Topluluğu, Odeon’daki Stratford, Mandarinler, İşaretler, Algonquin Yuvarlak Masa Topluluğu, Harlem Rönesansı, Şubat Evi, Güney Yakası Yazarlar Topluluğu, Florida Topluluğu, Dereotlu Hıyar Turşusu Kulübü… Üyeleri arasında Virginia Woolf’tan J. R. R. Tolkien’a, Ernest Hemingway’den Richard Wright’a sayısız büyük edebiyatçı bulunan on ayrı topluluktan bahsedeceğiz. Gelin her birine kısaca bir göz atalım ve onlarla aynı dönemde […]

Read More

Önden Üç Bilet: Cesur, duyarlı, incelikli ve gerçek bir hikâye

Cesur, duyarlı, incelikli ve gerçek bir hikâye anlatan Önden Üç Bilet elime geçtiğinde yalnızca bir okur olarak değil, yazarı yakından tanıyan biri olarak da sarsıldım. Romanın yazılış sürecine uzaktan da olsa şahittim, ayrıca Gülsel Ceren Güneş’in güçlü ve yaratıcı karakterini, bulaşıcı cesaretini, edebiyata duyduğu tutkuyu biliyordum. Onu ilk tanıdığım günden bugüne dilinin olgunlaştığını, sesinin berraklaştığını […]

Read More

Agatha Christie’nin en kıskandığı yazar: Dorothy L. Sayers

Bu Kimin Cesedi ve Şüphe Bulutları gibi kitapları bizde de yayımlanan Dorothy L. Sayers’ı tanıyor musunuz? En büyük polisiye yazarlarından biri olmakla kalmıyor kendisi, aynı zamanda tutkulu bir Dante çevirmeni olarak da hatırlanıyor. Son yıllarda yeniden keşfedilmesi memnuniyet verici. Onunla ilgili söyleyebileceğim iki şey var: Birincisi, romanlarında kadınların entelektüel yaşam hakkının güçlü bir savunucusu olarak öne […]

Read More