Egoist okur

Burak Fidan: “Yazar asistanlığı beni tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtardı”

“Yazar asistanlarına ulaşmaya çalışırken, ilginç bir biçimde bu mesleğin olumsuz çağrışımları olduğunu, yazarların bir asistanla çalıştıklarının bilinmesini nedense istemediklerini fark ettim. Halbuki bu mesleğin geçmişi epey eskilere dayanıyordu aslında ve büyük yazarlar bile asistan kullanıyordu. Bunu, eşi öldükten sonra asistanı Anna Snitkina’yla evlenen Dostoyevski’nin hikayesinden biliyoruz. Fakat elbette her yazar-asistan ilişkisi bu tür sonuçlara ulaşmak zorunda değil.Her neyse, sonuçta aradıklarımdan sadece üçüne ulaşabildim. İşte onların ilki… Lale Müldür, Orhan Duru ve Ferit Edgü gibi isimlerin asistanı Burak Fidan…”

Yazarların asistanlarıyla kurduğu ilişki nasıldır? Asistanlar yazarların eserlerine herhangi bir biçimde katkıda bulunurlar mı? En önemlisi yaptıkları iş onları mutlu eder mi? Yazar eşlerinin ardından, sırada yazar asistanları var… İlk röportaj Orhan Duru, Lale Müldür ve Ferid Edgü’nün asistanı olan ve “kendi edebi karnavalını kurmak için çalışan” Burak Fidan. Çok sevgili gazeteci arkadaşım Eyüp Tatlıpınar’ın imzasıyla…

Gülenay Börekçi

burak fidan

Burak Fidan: “Yazar asistanlığı beni tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtardı”

Ne kadar zamandır yapıyorsunuz bu işi? Nasıl başlamıştınız?

Altı yıldan fazla oldu. Bu işi kimler, hangi şartlarda yapıyorlar hiçbir fikrim yok. Ben yazarlarımı kendim seçtim. Önce mahallelerine, sonra evlerine, sonra da yaşamlarına sızdım. Bu işe başlarken yazar asistanlığı diye bir kavram yoktu bende, böyle bir meslekten haberdar da değildim. 20’li yaşlarımın başıydı. Edebiyatla ilgileniyordum ama ilgim kitaplar değildi. Yazarların yaşamını, daha çok da şairleri merak ediyordum. Şair olmayı istiyordum ama asla şiir yazmayı değil. Söylemek istediğim, bazı şairlerin yaşam karşısında aldıkları tavırdan etkileniyor, o tavra sahip olmak istiyordum. Derken, o dönemde rastlantı sonucu Lale Müldür’le tanıştım. Sabahın çok erken saatlerinde Lale’nin bir şiirini okuyordum. Birden yanımdaki arkadaşımın telefonu çalmaya başladı ve ben açtım telefonu. Arayan Lale Müldür’dü ve yanlışlıkla arıyordu. İşte vesile!

Yazarlar neden aistan kullanır? Yaşının ilerlemesi, sağlık problemleri gibi zorunlulukların dışında nedenleri var mıdır?

Vardır elbette ama benim çalıştığım yazarların yaşı yok, bir de ölmüyorlar. Yaşınızın ilerlediğini düşünen bir yazarsanız, sağlık problemlerini de ciddiye alıyorsanız, kendinize bir sekreter ararsınız. Türkiye’de henüz yazar asistanlığı kavramını belirginleştirecek sosyal ve ekonomik şartlar oluşmadığı için, yazar asistanlığıyla yazar sekreterliği birbirine karışır. Ben de bu ayrımı çalıştığım yazarlarla yaptığım işlerin niteliklerine bakarak öğrendim. Yazarların el yazılarını bilgisayar ortamına taşımak, yazarlarla yapılan söyleşileri çözümlemek, e-posta trafiği, arşiv düzenlemesi gibi işler vardır. Bunları yaparken kendimi bir yazar sekreteri olarak görürüm. Yazar asistanlığında ise yazarın yazarlığıyla yaşamı arasında işlevsel bir konumda olmak gerekir. Yazarın yapıta doğru ilerlediği yolda, bir hayalet göz, bir hayalet kulak ve bir hayalet bilinç olmaktan söz ediyorum. Başka bir açıdan yazar asistanı, yapıtın ilk okuru, ilk yayıncısı, ilk editörü ve ilk eleştirmeni olma görevini üstlenir aslında.

Bu işin size kattıkları neler?

Tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtuldum. Sürekli kendimle meşgul olma cehenneminden de… Öyle artistik bir laf olsun diye söylemiyorum bunu; sahiden öyle. Kendinizi bir yazarın hemen iki adım arkasında bir yerde düşünün. Onun omuzlarının arkasından dünya büyük bir roman sahnesi gibi önünüze açılıyor. Siz yoksunuz, doğal olarak yaşamın ağırlığı da yok.

Hayal kırıklığına uğrama ihtimalini anlatan şöyle bir sözü çok duyarız; “Hayranı olduğun yazarla sakın tanışma!”Bu söze hak veriyor musunuz?

Bir okursanız, hayran olduğunuz yazarla tanışmamanızı tavsiye ederim. Hem okur hem yazarsanız, hayran olduğunuz yazarı görünce arkanıza bakmadan kaçmanızı ise şiddetle tavsiye ederim. Ama bir yazar asistanı olmak istiyorsanız, bu tanışma sizi hayret verici yerlere götürür; korkmayın.

Bu işin zorlukları da vardır sanırım… Yazmak için yazar ilham gelmesini bekliyor mesela, sıkılmaz mısınız?

Bu tür zorluklar en çok eğlendiğim alan. İlham dediğiniz yazmak için gerekli olan bir tahriktir. Her yazarın bu tahrik unsurlarına ihtiyacı vardır ve farklı farklıdır. Küçük sırlarım var. Gecenin bir saatinde, bir parça çikolatayla çalışma odasını bir ilham perileri karnavalına dönüştürebilirsiniz ve yazarınız Orhan Duru birden hayalet kadınlarla bir tango gecesinin içinde yazmaya başlayabilir. Her şey mümkün.

Yazar asistanlığı dışında bir işle uğraşıyor musunuz?

‘Edebi Şeyler’ adlı bir ajansımız var. Daha kapsamlı bir biçimde yazarlara hizmet vermek istiyoruz. Şair arkadaşlarım Ömer Şişman, Ali Özgür Özkarcı yayınevleri ‘160. Kilometre’yle yeni yazarlar, şairler keşfediyorlar. Kendi edebi karnavalımızı kuruyoruz.

Eyüp Tatlıpınar

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of