Kate DiCamillo: “Kendin için yaz, ama sana inanmayanlar için de yaz”
Diyor ki canım Kate DiCamillo: “Her şeyden önce kendin için yaz. Hikâyen için yaz. Ama seni küçümseyen, sana inanmayan herkes için de yaz. Bu büyük ve muhteşem şeyi denemeye cesaret edemeyen herkes için yaz. Bırak, seni onlar motive etsin.”
Dinleyelim onu.
Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk
Çehov, Turgenyev, Tolstoy ve Gogol’dan yazma dersi
Kate DiCamillo: “Kendin için yaz. Ama sana inanmayanlar için de yaz”
Sevgili Yazar,
30 yaşındayken Minneapolis’e taşındım ve bir kitap deposunda iş buldum. Resmi iş unvanım “Toplayıcı”ydı. Şu anlama geliyordu bu: Deponun üçüncü katında, bir elimde bilgisayardan alınmış sipariş fişiyle rafların arasında dolaşıyor, diğer elimle kitapları raftan çekip alıyordum. Tüm kitapları bir market arabasına yerleştiriyor, sonra o market arabasını eski, huysuz bir yük asansörüne koyup alt kata, sevkiyat bölümüne götürüyordum. Sonra merdivenleri tırmanıp tekrar üçüncü kata çıkıyor ve her şeye yeniden başlıyordum.
Zor bir iş değildi ama fazla da para kazandırmıyordu. Bütün gün ayakta durmaktan sırtım ve ellerim ağrıyordu. Gene de mutluydum. Etrafımda kitaplar ve onları okumayı seven insanlar vardı. Üstelik hayatımda ilk kez gerçekten yazıyordum.
Her sabah depoya gitmeden önce (çalar saat 4:30’a kurulu oluyordu) kalkıyor, iki sayfa yazıyordum. Sonra sabah yedide işe gelip kartımı basınca, bir iş arkadaşım bana o alıştığım “Ah canım, sen de mi yazar olmak istiyorsun?” konuşmasını yapıyordu.
Onun adına Bob diyelim burada. (Gerçi gerçek adı Gary.)
Bob da yazar olmak istiyordu. Ama yazmıyordu. Her sabah aynı diyalog yaşanıyordu.
Bob: “Yazı nasıl gitti?”
Ben: “İyi.”
Bob: “Kaç sayfa yazdın?”
Ben: “İki.”
Bob: “Sence Dickens günde iki sayfa mı yazıyordu?”
Ben: “Dickens’ın günde kaç sayfa yazdığını bilmiyorum.”
Bob: “Eh, sana bir şey söyleyeyim mi, sen Dickens değilsin. B-planın ne güzelim? Yazdıkların tutmazsa ne yapacaksın?”Bu soruya verilecek bir cevabım yoktu.
Ben de Bob’a sırtımı dönüyor, kalbim küt küt atarak, yumruklarım sıkılı bir halde merdivenleri tırmanarak kitap toplamaya başlıyordum.
Ve ertesi sabah 4:30’da alarm çaldığında Bob’u düşünüyordum. Erken kalkma sebeplerimden biri de oydu.
Biliyor musunuz, birisinin sana ve yazma yeteneğine inanması harika bir şey.
Ama sana inanmayan, seninle alay eden, seni küçümseyen, seni sinirlendiren insanların olması da bir o kadar faydalı. Ayrıca -neyse ki- dünyada bu tür insanlar hiç eksik değil.
Bu yüzden her şeyden önce kendin için yaz. Hikâyen için yaz. Ama seni küçümseyen, sana inanmayan herkes için de yaz. Bu büyük ve muhteşem şeyi denemeye cesaret edemeyen herkes için yaz. Bırak, seni onlar motive etsin.
Başka bir deyişle: Bob için yaz!
Yazı dostun,
Kate DiCamillo
Çeviren: Gülenay Börekçi
Subscribe
0 Comments
oldest