Egoist okur

LACANIAN INK: Felsefe+edebiyat+pop kültür

Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği. Bunlardan biri de mesela Laurence Sterne’ün başyapıtı Tristram Shandy’e adanan The Shandean. Bir de tabii New York kökenli Lacanian Ink var; Jacques Lacan’a ithafen çıkan bir felsefe+edebiyat+pop kültür dergisi.

Peki ya bizdeki durum? Enis Batur, bir ‘Yahya Kemal Mecmuası’ndan söz ediyor, topu topu dört sayı çıkabilen. Ve bir ikinci örneği anımsayamıyor. Doğrusu ben de ilk sayfasından son sayfasına sadece tek bir edebiyat yapıtını konu alan bir dergiye rastlamadım.

Belki bu yazı bir davet olur ve birileri de “Hadi başlayalım” der, belli mi olur?

Gülenay Börekçi

lacanian ink egoistokur shandean

Lacanian Ink dergisinin biri Alacakaralık seriyalinin yıldızı Robert Pattinson’lu iki farklı kapağı. Geri kalanlarsa hayatının çeşitli evrelerinde Jacques Lacan. Bence gençlik fotoğrafında Pattinson’dan bin kat yakışıklı çıkmış.

Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği.

Hatta aslında sadece edebiyatla ya da düşünceyle de sınırlı değil, örneğin ‘Chaplin’ diye bir sinema dergisi getirdi bir arkadaşım, dergi Charles Chaplin’e ithaf edilmişti. Başka bir arkadaşımda da ‘Casablanca’ diye bir sinema dergisi gördüm. Derginin adı, o meşhur filmden ilham alınarak konmuştu.

Bir de Lacanian Ink var tabii. Adı üstünde Fransız psikoanalist Lacan’a ithafen New York’ta çıkan bir dergi bu. Psikonanalitik kuram, edebiyat, felsefe ve pop kültürdeki yansımalarıyla ve bilhassa da Jacques Lacan’la ilgileniyor. Editörleri arasında Fransız Alain Badiou ile Slovenyalı Slavoj Žižek yer alıyor.

Enis Batur, ‘Eleştiri ve Okuma Hazzı’ başlıklı yazısında Laurence Sterne’in ‘Tristram Shandy’sine adanmış bir dergi çıktığını yazıyor. ‘The Shandean’ adlı bu dergi, dünyanın içinden sağ salim çıkılması en güç, en çetrefil ama aynı zamanda hiç şüphesiz en eğlenceli ve tatlı kitabına adanmış. Dünyanın dört bir yanından eleştirmen ve yazarlar dergiye çeşitli biçimlerde katkıda bulunuyor, romanı biraz daha anlaşılır kılacak minicik ayrıntılar üzerine makaleler döktürüyorlarmış. İçinde Sterne’in şömineden söz eden bir cümlesindeki çelişkili ifade üzerine upuzun bir yazı olabiliyormuş mesela. Sadece tutkulu okurlar değil, oyun oynamaya bayılan okurlar için de şahane bir dergiymiş. Batur’un yazmadıklarını internet sayesinde öğrendim. 41 dolara alabileceğiniz bu yıllık derginin şimdi 25’incisi çıkmak üzereymiş. Getirteceğim.

Batur şöyle diyor bahsi geçen yazısında: “Ayrıcalıklı bir örnek sayılmaz Sterne. Daha önce Nabokov, Celine, Camus, Perec gibi yazarlar için çıkarılan süreli yayınlarla da karşılaşmıştım. Sonra geçen yıl bir kataloğa rastladım: Tek bir yazarı konu edinen dergilerin, tek bir yazarın etrafında oluşturulan derneklerin uçsuz bucaksız listesini orada görme fırsatım oldu. Minör sayılagelen pek çok edebiyat adamının bile son derece ciddi takipçileri var, bunu söyleyebilirim.”

Peki ya bizdeki durum?

Enis Batur, bir ‘Yahya Kemal Mecmuası’ndan söz ediyor, topu topu dört sayı çıkabilen. Yazıyla ilgili birilerine gereksiz gelen ama aslında çok gerekli- bilgilerin bir şekilde gidip kendisini bulduğuna inandığım Batur bile bir ikinci örneği anımsayamıyor.

Doğrusu ben de ilk sayfasından son sayfasına sadece tek bir edebiyat yapıtını konu alan bir dergiye rastlamadım.

Belki bu yazı bir davet olur ve birileri de “Hadi başlayalım” der, belli mi olur?

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of