Egoist okur

Mermerdeki pudra şekeri

Füsun Saka, Zamansız Hikayeler için bir masal yazdı bu defa. Tesadüfen tanık olduğu ve vakit yitirmeden sonsuzluğa kaydettiği şahane fotoğrafa eşlik eden masalda karlar ve pudra şekerleri var. Rüzgar sert esiyor, güneşe rağmen soğuk insanın içini donduruyor, yatağın bir tarafı soğuksa insanı bir türlü uyku tutmuyor… Aşıklar sonunda kavuşuyorsa, yani galip gelen sevgiyse eğer, en acıklı masalı bile çok seveceğimi söylemiş miydim size?

Gülenay Börekçi

IMG_5813zaman

Mermerdeki pudra şekeri

Gün doğarken uyandı. Pencerenin ağır kadife perdeleri geceden açık kalmıştı. Uykulu bir şekilde camın önüne gitti. Deniz hâlâ koyu lacivertti. Birkaç martı uçuyor ve kanatlarıyla lacivert suların üzerini beyaza boyuyordu. Odaya döndü, sehpanın üzerindeki mermer tepsi ilişti gözüne. Maviydi rengi. Ortası koyu mavi, tıpkı derin bir göl gibi… Dokusu büyük halkalar çizerek tepsinin kenarlarına doğru keskinleşirken rengi maviden beyaza dönüyordu. Tepsinin tam ortasında iki pembe lokum vardı. Lokumların üzerinden akan pudra şekeri, mermer zemine kar yağmış hissi uyandırıyordu. Pencereleri açtı, mermeri pencerenin pervazına koydu. Şimdi lokumların arkasından denizi izliyordu. Sabah serinliği önce yüzüne, sonra saçlarına çarpmış ve devamında da odanın içine sızmıştı. İstanbul’a, kendine ve aşklarına dair tüm hikaye sanki bu tepsinin üzerindeki tabloda saklıydı…

Sabahın bu saatinde denizden gelen rüzgar çok kuvvetliydi. Ve mermer tepsi pervazın kenarında sallanarak rüzgarın etkisine direnmeye çalışıyordu. Pudra şekerlerinin çoğu uçmuş olmalıydı. Görmüyordu çünkü yüzünü odaya dönmüştü. Odayı incelerken tepsinin zamanla yarışını da hissediyordu. Biraz sonra düşecek, büyük bir gürültüyle parçalanacaktı. O mermer parçalarını bir araya getirmenin imkanı yoktu. Kalp kırıklarını toplayamadığımız gibi…

Biraz sonra, tarihi yarımadayı tamamen izleyebildiği camın önündeki koltuğa oturdu. Tepsi hâlâ pervazın kenarında sallanıyordu. Uykusunun geldiğini fark etti ve kendisini boğan yatak odasına, yatağa doğru ilerledi. Tek kişinin uyuması için ne kadar büyük bir yataktı. Ve yorganı kaldırıp yatağın içine süzüldü. Kenarında yatıyordu yatağın. Çok uzun zamandır asla tam ortada yatamadığını fark etti. Çok geçmeden uykuya daldı…

Ne kadar uyumuştu bilmiyordu ama tepsi büyük bir gürültüyle binanın önündeki mermer zemine çakıldı. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Yataktan atlayarak pencereden aşağı baktı. Her yer mavi mermer parçalarıyla doluydu ama iki pembe lokumu göremiyordu…

O anda kararını verdi. Şimdi giyinip hemen çıkacaktı evden. Gidip konuşacaktı. Bunu mutlaka yapacaktı. Bu anlamsız suskunluğu birinin bozması gerekiyordu. Siyah kazağını ve pantalonunu giydi aceleyle. Soğuktu hava, biliyordu ama paltosunu almadan çıktı. Aralarındaki uzaklık bir köprü mesafesindeydi. Bir taksi çevirdi ve gideceği yeri söyledi… Merak ediyordu, nasıl karşılayacaktı onu, gülümseyecek miydi, “Gel içeri, uzun zamandır bekliyordum” diyecek miydi?

Önemi de yoktu aslında. Yoldaydı artık…

Yazı ve fotoğraflar: Füsun Saka

Yazarın Deviantart sayfası

7
Leave a Reply

5 Comment threads
2 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
6 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
Dilek

Füsun hanımın yazıları kadar yazılarına eşlik eden fotoğrafları da çok sevdim. Özellikle bu fotoğraf bana okyanusun ortasında, küçük bir buz parçası üzerinde birbirine sımsıkı sarılmış iki sevgiliyi düşündürdü… üşümüşler, üstleri başları kar, buz içinde, ama sevgileri onları ısıtıyor…

Hikaye mutlu bitti mi merak ettim, gülümseyerek karşıladı mı ??? Öyledir mutlaka, umutlu çıktı yola çünkü…

Füsun

Merhaba Dilek yorumun beni gerçekten çok mutlu etti. Teşekkür ederim:)

Şule Tüzül

yolda olmak… ne güzel…

Sibel

Bu anlamsız suskunluğu birinin bozması gerekiyordu…

Seneler önce, yayınevinde çalışırken, “Depremi Beklerken” kitabı ile tanımıştım Füsun Saka’yı.
Uzun süren sessizliğini bozmuş ve gerçekten, “Mermerdeki Pudra Şekeri” ile yeni bir yola çıkmış.
Anlatımı keskin, akıcı, hayal kurduran…
Yer verdiğiniz için teşekkürler Gülenay.

Füsun

Merhaba Zeynep:)

Aslında pek sessiz değildim. Sen rastlamamışsın. İlk kitabın ardından Terapi öyküleri ve üç tane de söyleşi kitabı çıktı. Burada da fotoğraflarıma öyküler yazıyorum:) Beğenmen ne güzel.
Sevgiler