Egoist okur

Nihai Big Bang’den hemen önce: MİM SAVAŞLARI

“Gerçek dünyanın sorunları bütün ağırlığıyla hissedilirken, hep aynı Gayrisafi Milli Hasıla, arz-talep ve piyasa hurafeleriyle oyalanmaktan usandığınızı biliyoruz. Mim Savaşları, bütün sosyal bilim öğrencileri için gerçek sorulara gerçek cevaplar arayan alternatif bir iktisat ders kitabı. Hatta iktisatla hiç ilgilenmemiş ya da iktisattan soğumuş olanların da heyecanla okuyacağı, sanat, aktivizm ve mizahla dopdolu bir kitap bu.

Kapitalizm derinleşen bir krizde. Kritik bir yol ayrımındayız: Ya ayan beyan ortada olan tüm tutarsızlıkları gözardı ederek statükoyu kabulleneceğiz, ya da uyumsuzların yanında yer alarak iktisattaki paradigma değişimini savunacak ve böylece insanlığın ve gezegenin yokoluşa sürüklenmesini engeleyeceğiz.

Bu kitabın hayal gücünüzü tetiklemesini, seçimlerinizi yaparken size esin kaynağı olmasını umut ediyoruz.”

Epeydir bir köşede bekleyen kitabın arka kapağında bunlar yazıyor ve ben nihayet okumaya başlıyorum.  Birinci sayfa: “Başla…”

Gülenay Börekçi

mim savaşlari egoistokur kalle lasn metis express 1

Nihai Big Bang’den hemen önce: MİM SAVAŞLARI

Çeviriyorum sayfayı, çok güzel bir fotoğraf ve minicik bir yazı çıkıyor karşıma bu kez: “Hiçbir şey olmayabilirdi ama bir şeyler var –niye?”

Bir sayfa daha: “Büyük patlamadan önce ne oldu?”

Yeniden: “ Yeryüzündeki hayatın bir anlamı var mı?”

Ve sonra birtakım grafik tablolar: Dünya Nüfusunun Artışı, Gayrısafi Dünya Hasılası, Türlerin Yokoluşu… Bunlara eşlik eden bir karikatür, münasebetsiz denecek kadar mutlu bir çifti gösteriyor. Yan sayfada birtakım deterjan markalarının logoları, “neşe”, “coşku”, “sevinç” gibi manalara geliyorlar.

Gezi’nin gencecik kayıplarına da ithaf edilen kitabın tamamını size bu şekilde anlatamam. Hevesle yapardım ama her sayfayı, o sayfalardaki bütün fotoğrafları, sloganları, yazıları, illüstrasyonları falan anlatmam çok uzun sürerdi. Üstelik bunu Kalle Lasn ve Adbusters ekibi kadar şahane bir şekilde yapamayacağım için sıkılırdınız.

Bizde Metis Yayınları ve Express dergisi işbirliğiyle hazırlanan kitabı Kalle Lasn bilhassa üniversitelerin iktisat yani ekonomi bölümlerini seçen öğrencilere hitabettiği önsözünde şöyle yazıyor:

Kapitalizm krizde ve bu kriz sürekli derinleşiyor. İktisatçıların dışsal etkenleri modellerine dahil etmekteki aczini bir yana bıraksak bile, türlerin soyunun tükenişi, kaynakların yok oluşu ve iklim değişikliği gibi olgulara bir açıklama getirememeleri, ekonomistliği alay ve eğlence konusu yaptı. Bu sadece akademik dünyayla da sınırlı değil, sıradan insanlar bile iktisadın ne işe yaradığını sorguluyor, beceriksizliğine burun kıvırıyor. (…)

(Oysa) coşkulu ve tamamen farklı bir iktisat türü dallanıp budaklanıyor… Dışarıda birçok sosyal iktisatçı, feminist iktisatçı, disiplinlerarası iktisatçı, davranışçı iktisatçı, ekolojist iktisatçı ve neoklastik öğretiyi alenen eleştiren ve alaşağı etmeye çalışan yüzlerce entelektüel ve “uyumsuz” profesör var.

Demek ki bundan sonra önünüze iki yol çıkacak. Ya ayan beyan ortada olan tüm tutarsızlıkları gözardı edip statükoyu kabullenecek ve eski paradigmanın ömrünün bir-iki kuşak daha sürmesini umut ederek kendinize bu yönde bir kariyer kuracaksınız ya da yenilikçilerle yan yana konumlandıracaksınız kendinizi. Bir ajitatör, bir provokatör, bir mim savaşçısı ya da bir işgalci olabilirsiniz. Kampüsteki panolara muhtelif mesajlar asan, sınıftaki hocalara sorularıyla meydan okuyan bir öğrenci olabilir, geleceğinizi paradigmanın değişimi üzerine kurabilirsiniz.

Adbusters ekibi olarak, bu kitabın hayal gücünüzü tetiklemesini, daha riskli ve heyecanlı yolu seçmeniz için size esin kaynağı olmasını umut ediyoruz.

Devamını Mim Savaşları adlı kitaptan okuyun derin. En iyisi size kitaptan birkaç küçük başlık, not ve alıntı aktarayım, sonrasında nasılsa cazibesine karşı koyamayacaksınız.

“İktisadın Ruhu İçin Mücadele” başlıklı bölümün hemen öncesinde şöyle yazıyor:

“Eylemsiz duyarlılık ruhu mahveder.” Edward Abbey

“Kayıp Paradigma” başlıklı bölümde şu cümle dikkat çekiyor:

“”Ekonominin SANA ihtiyacı var… Tüketimi sürdürmen için…”

“Mantık Manyakları” bölümünde bütün ilerlemelerin bir sonu olduğu hatırlatılıyor okura ve sonra şu soru soruluyor: “Hangi çocuklar daha mutlu büyür, kuzey Amerika’da müstakil bir evde mi, yoksa Dhaka’nın gecekondularında mı?”

Söze gerek yok, cevabı fotoğraflar veriyor.

“Uyumsuzları Tanıyalım”, “Biyonomi”, “Psikonomi”, “Kampüste Mim Savaşı”, “İlk Öncüler, “2017”, “Yeni Bir Estetik” kitaptaki diğer bölümler. Hepsinde sarsıcı fotoğraflar ve grafikler yer alıyor. Sık sık araya giren “Hocana Sor Bakalım” notları müthiş. (“Sıcak parayı bir Robin Hood vergisiyle soğutsak nasıl olur?”, “Neden müfredatımızda İslami iktisada dair bir şey yok?”, “Neden yeryüzünün doğal sermayesini –petrolü, balıkları, ormanları ve madenleri satışa çıkarıyoruz ve buna gelir adını veriyoruz? Yerküre düzeyinde bir hane halkı yöneticisi düşünün. Yapabileceği hataların en aptalcası değil midir bu?”) “Hz. Muhammed’den bir hadis var bir bölümde, “En büyük Cihad zalim yöneticinin yüzüne hakikati haykırmaktır” diyor. “Devlet güvenlik güçleriyle” dalga geçen Tunuslu protestocunun fotoğrafı eşlik ediyor bu hadise.

Çok acayip bilgiler var sonra. Nepal’de elma çiçekleri elle dölleniyormuş artık. Çin ve Nepal sınırındaki Maoxin’de arıların soyu tükendiğinden insanlar elma ağaçlarını kendilerini döllemek durumunda kalıyormuş. Yüz adet ağacı döllemek için 20-25 kişi gerekiyormuş. Oysa iki arı sürüsünün kolayca halledebileceği bir işmiş bu.

Anonim alıntılar da nefis. Şunu okuduktan sonra unutabilir misiniz mesela:

“Bir organa giden atardamarı keserseniz, o organ ölür. İnsanların hayatına doğanın akışını keserseniz, ruhları ölür. Bu kadar basit.”

Bir de mizah tabii. Bu kitaptaki kadar can yakanına az rastlanır. “Canım gırtlağımıza kadar borçlanalım” diyen o çifte gülmemek elde değil sahiden ama gülerken dehşete kapılmamanız da mümkün değil.

Okuyalım ve kitabın başta tuhaf gelen bütün o enteresanlıklarının, empati erozyonlarının, veri toksinlerinin, zihin müstahzarlarının, aslında her an her yerde bizi kıskıvrak kuşatmış olduğunu görelim. Ve elbette ikinci Big bang gelmeden, yani vakit yitirmeden harekete geçelim…

Aksi takdirde en gerçek fotoğrafı, üzerinde “tükendi” ibaresi bulunan Dünya fotoğrafını bile görme şansımız olmayacak.

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of