Egoist okur

Nü çekmek ve yalansızlık

En soyunmuş halimizin bazen en güvenilir, en sağlam ve en kendine dönmüş halimiz olduğunu düşünüyor musunuz hiç? Füsun Saka düşünüyor, düşünmekle kalmayıp çektiği fotoğraflarla ve tabii yazılarıyla bunu dile getiriyor. Bunu yaparken de yüzlerce yıldır genlerimize işlemiş olan o ağır “giydirilmişlik duygusu”yla mücadele ediyor. Giyindikçe saklanan insanı serbest bırakmaya, onun özünü görmeyi ve göstermeyi deniyor, onu doğduğundaki yalın haline davet ediyor…

Gülenay Börekçi

egoistokur nu16

Nü çekmek ve yalansızlık

Bir bebek düşünüyorum ya da henüz önyargıları oluşmamış bir çocuk… Çıplaklığından utanmayan, giyinerek kendini saklanmaya çalışmayan, ona bakanların ilgisini fark etmeyen, ayıplamayan, olduğu gibi karşımda ve karşımızda duran… Artık istesek de başaramayacağımız bir doğallık bu. Kıskanılacak kadar doğal.

Nü fotoğraf benim için bu demek.

Yüzbinlerce, insanı varoluşundan uzaklaştıran hatta soğutan giyinme halinin bir gün o insanın duygularını da saklamasına neden olacağını bilseydik, ne kadar giyinik kalırdık?

Kalmazdık diye düşünüyorum çünkü bu giyiniklik hali insanı gerçeklikten çok uzağa itiyor. Burada ne gerçek sevgi, ne yalansızlık var…Sadece olması gerekenlere inanma istediği var ve Nü çekmek benim için insanın içindeki duyguyu olanca çıplaklığıyla yani kelimenin tam anlamıyla yansıtmak anlamına geliyor.

egoistokur nu15

Nü farkı

Portre, manzara, moda, eylem fotoğrafı çekmekten ne farkı var Nü fotoğraf çekmenin?

Böyle bir soruyla karşılaşan tüm fotoğrafçılar ve izleyenler anında yanıt verirler, hiç düşünmeden: “Ne farkı olabilir ki, hepsi fotoğraf, fotoğraf dilinde yaşamı anlatmak ve anlamaya çalışmak belki de..”

Ancak soru aslında hiç de bu kadar kolay yanıtlanacak gibi değil. Çünkü Nü fotoğraf çekmek, kendine ve yaşama dair o fotoğraf aracılığıyla bir şeyler anlatmak zor. Çünkü görüntünün izlenme durumu, fotoğrafın anlamını aşıyor da ondan. Fotoğraf çekenle izleyenin ona yükledikleri arasında bazen çok büyük uçurumlar olabiliyor. Hatta Nü fotoğraf çekenlerin birçoğu, kendilerinin aynı şekilde fotoğraf çektirmeleri söz konusu olduğunda, büyük olasılıkla çekimser kalıyorlar. Tıpkı insanın kendisine söylediği yalanlar kadar yabancılaştırıcı bir durum, üstelik fotoğrafın anlamını dışarıda bırakıyor çoğunlukla…

En soyunmuş halimizin bazen en güvenilir, en sağlam ve en kendine dönmüş halimiz olduğunu düşünüyor muyuz acaba? Bir insan bedeniyle neler anlatılabilir? Ve o beden, izleyene kendisini, kendisiyle anlatmak istediklerini ne kadar hissettirebilir?

Nü fotoğrafların kaderidir, birçok izleyeni direkt çekerken aslında izleyenle fotoğrafın anlatmak istedikleri arasında bağ kurmak giderek zorlaşır. çünkü yüzlerce yıldır insanın genlerine işlemiş olan giydirilmişlik duygusu her yere hakimdir. İnsanın en doğal halini kasıp kavuran ayıplar beynini kemirirken, çıplaklık müstehcenliğin doruk noktası sayılır ve giyindikçe saklanır insan. Kendini sakladığını sanır daha doğrusu. Bedenini saklar ama beyninden geçenleri kendinden bile gizleyemez.

Evet, Nü fotoğrafların kaderidir, izlenme rekorları kırarlar. Onları izleyenin gözünde çekici kılan ise gizemli yanlarıdır kuşkusuz. Ama gizemin içi doldurulmuş anlamı genelde insanın kendisine ilişkin bildiği boşluktur.

Doğduğundaki kadar yalın halinden memnun mudur insan? Bunun yanıtı çok uzun bir düşünme süzgecinden geçmeden, “Aslında evet” olur. Çünkü aynı insan, çoğunlukla öylesine uzaklaşır ki bedeninden, salt bu nedenle onu soyunmuş görmeye tahammül edemez. Kendini izleyemediği oranda da başkalarının bedenlerini izler. Orada aradığının tensel bir şey olduğunu düşünür, çoğunlukla cinsellik çağrıştıran… Oysa bedenini giydirirken ruhunu da en dar kalıplara sokan ‘ahlakçı’ zihniyet soyunmuş bir bedenin en saf halini bir türlü aklileştiremez. Yani doğumla-ölüm arasındaki uzun sanılan kısacık çizgide kendisine uzak bir insanoğluyla boğuşulur genelde…

egoistokur nu17

Son olarak, Nü fotoğrafı irdelerken görüyoruz ki; Nü izleyenler, evde, okulda , işyerinde, sokakta, kendilerinden saklanan tanımadıkları bedenleri sadece fotoğrafta görebiliyorlar ve bu bazen olağanüstü bir şeyi, bir durumu izlemeye dönüştürüyor o fotoğrafı. Burada aslında gerçek dışı bir hal oluşuyor. O yüzden fotografik olarak anlatılmak istenen ne olursa olsun, merak ve gizem daha çok ön plana çıkıyor izleyende. Ve sonuçta, en gelişmiş toplumlarda bile anlatılan şeyin tam olarak doğru algılanması mümkün değilken, bizimki gibi kendi cinsel açlığını kendisine bile söyleyemeyen toplumlarda Nü fotoğrafların izlenmesinin tavan yapması ama fotoğrafın yorumlanmasının çok gerilerde kalması da şaşırtıcı olmamalı.

Yazı ve fotoğraflar: Füsun Saka

3
Leave a Reply

2 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
duygu özbağcı

Yazılanlara iyi hoş katıldım ama neden sadece fit kadın fotoğrafları paylaşıldı merak ediyorum doğrusu. Ya da bu sanatçının tüm fotoğrafları bu şekilde mi merak ettim. Eğer toplumsal giydirilmişlik hissinden sıyrılma anlatılmak isteniyorsa insanlara, bunu toplumsal cinsiyet ve güzellik anlayışlarından da sıyrılarak yapmak daha mantıklı olmaz mı? Ayrıca çıplaklığı sadece kadının çıplaklığı üzerinden vermekse bence çok seksist ve ticari bir yaklaşım gibi geldi bana.

Bu benim tercihim. Siz de kendi tarzınızı, bakışınızı yansıtabileceğiniz fotoğraflar çekebilirsiniz. Seksist ve ticari? Çok zorlama bir yorum olmuş. Fit olmak her zaman iyidir. Ayrıca düşünün; Milo Venüs’ü obez miydi?

Zaman ayırdığınız için teşekkürler:)

duygu özbağcı

İsterdim çekmek ama öyle bir yeteneğim yok ne yazık ki :) Merak ettiğim şeyi öğrendiğimi hissediyorum. Milo Venüs’ü obez değil elbet, benim güzellikle (konumuz bağlamında fit olmak diyebiliriz buna) ve onun sanata konu edilip, bir nevi resmedilmesiyle de her hangi bir sorunum yok. Pek tabii ki her konuyu işleyebilir sanatçı. Ama ben nü fotoğrafın doğasında var olan ve yazıda bolca işaret edilen başkaldırı ruhunun etkisine kapılarak ona başkaldıracak başka şeyler de göstermeye çalışmışım. Sizinse bunlarla her hangi bir bağınız yokmuş, olmak zorunda da değil tabi. Her sanat, sanatçının kendi savaşıdır.

Ben de cevabınız için teşekkür ederim.