Egoist okur

Sahnede kime bakmalı, oyuncuya mı, Ay’a mı?

“Sana ‘Ay’a bakma’ hareketinin bütün kalıplarını öğretebilirim. Sana gökyüzüne uzanan parmağının ucuna kadar bütün hareketi öğretirim. Fakat parmağının ucundan Ay’a kadar olan kısım tamamen senin sorumluluğundur.”

Geleneksel Japon tiyatrosunun en büyük aktörlerinden Yoshi Oida oyunculuk sırlarını kitap haline getirdi. Görünmez Oyuncu adlı kitabında bir aktöre sadece yeteneğin değil, bedensel temizliğin, güzel ruhun ve sorgulayan aklın da gerekli olduğunu anlatan Oida finalde bizi uyarmayı da ihmal etmiyor: “Bu kitapta yazan her şeyi sorgulamadan kabul edip inanacaksanız, hiç okumayın daha iyi.”

Gülenay Börekçi

Engraving of a Man Exploring the Meeting of the Earth and the Sky

Yoshi Oida dünyaca ünlü bir tiyatro oyuncusu. Çocuk yaşta başladığı klasik No tiyatrosunun yanı sıra televizyonda da oyunculuk yaptı. Yetişkinlik yıllarında kendini Japon No, Kabuki ve Gidayyu tiyatrolarını derinlemesine araştırmaya adadı ve kendine has bir oyunculuk stili geliştirdi. Ünlü yazar Yukio Mishima’yla deneysel çalışmalar yaptıktan sonra tiyatro ustası Peter Brook’la çalışmaya başladı ve 12. yüzyılda yaşamış İranlı şair, mutasavvıf Feridüttin-i Attar’ın Simurg efsanesi üzerine kurulu Mantıku’t-Tayr adlı eserinden ve Hint destanı Mahabharata’dan uyarlanan dev prodüksiyonlarda rol aldı. Bugüne kadar başta İngiliz yönetmen Peter Greenaway’in Pillow Book’u olmak üzere The Eyes of Asia, Felice, Felice ve Autumn Flowers gibi birçok sinema filmi ve televizyon dizisinde oynadı.

Görünmez Oyuncu adlı kitabı yeni çıkan Yoshi Oida şöyle diyor: “Kabuki tiyatrosunda ‘Ay’a bakmak’ denen ve oyuncunun işaret parmağıyla gökyüzünü gösterdiği bir hareket vardır. Bir oyuncu hayal edelim: Çok yeteneklidir; bu hareketi çok zarif bir şekilde yapar, seyirciyi, yaptığı hareketin güzelliğiyle büyüler, herkesi ustalığına hayran bırakır. Sonra başka bir oyuncu hayal edelim: O da aynı hareketi yapar, ama seyirci hareketin zarafetinin farkına varmaz, Ay’ı gösteren oyuncuyu değil, oyuncunun işaret ettiği Ay’ı görür.”

Anlaşılan, Yoshi Oida’nın gönlü sahnede herkesten rol çalıp parlayan oyuncudan değil, seyirciye Ay’ı göstermeyi, yani “görünmez” olmayı başaran oyuncudan yana. Geliştirdiği oyunculuk metodunun özü de bu zaten. Ona göre insanın bir görünen yüzü var, bir de içinde saklı olan öteki yüzü. Sadece yüzeyde görüneni eğitme yanlışına düşülmemeli, zira bir oyuncu sahnede güzel bir vücut, kuvvetli bir duruş sergilemek istiyorsa benliğini de eğitmeli. Hem iç dünyamız yeterince beslenmiyorsa, güzel hareketlerin, muhteşem ses tekniklerinin, zarif kostümlerin, etkileyici makyajların ne anlamı olabilir ki!

Bir oyuncuya sadece yeteneğin değil, bedensel temizliğin, güzel ruhun ve sorgulayan aklın da gerekli olduğunu anlatan Oida finalde bizi uyarmayı ihmal etmiyor: “Bu kitapta yazan her şeyi sorgulamadan kabul edip inanacaksanız, hiç okumayın daha iyi.”

Ay’a bakma hareketi

“Sana ‘Ay’a bakma’ hareketinin bütün kalıplarını öğretebilirim. Sana gökyüzüne uzanan parmağının ucuna kadar bütün hareketi öğretirim. Fakat parmağının ucundan Ay’a kadar olan kısım tamamen senin sorumluluğundur.”

Doğu’da da Batı’da da işin tek bir püf noktası var: Hiçbir şey kolay değil!

Tiyatro sanatının yaşayan en büyük üstadı Peter Brook, hayranı olduğu Japon oyuncu Yoshi Oida’yı anlatıyor…

“Babam bana sürekli eski fizik öğretmeninin şu sözlerini söylerdi: ‘Rakamlarla ifade edilemeyecek hiçbir olağanüstü olay yoktur.’ Günümüzde sanatın trajedisi, içinde bilim barındırmamasıdır. Zen üstadı Zeami’nin No Tiyatrosunun Sırları kitabının başlığını gördüğünde Batılı yaklaşım Doğu’yu buğular içinde, gizemli afyon dumanları arasında hayal etmeye başlar hemen. Aslında sırlar ve gizemler ancak araştırılmadıklarında romantik bir belirsizliğe bürünürler. ‘Görünmez Oyuncu’ adlı kitabında Yoshi Oida, bir oyunun sırlarının ve gizemlerinin deneyimlerle pişen kati, kesin ve ayrıntılandırılmış bir bilimden ayrılamayacağını gösteriyor. Ve bu yaşamsal dersi o kadar büyük bir zarafet ve incelikle veriyor ki, doğal olarak zorluklar görünmez oluyor. Oysa Doğu’da da Batı’da da işin tek bir püf noktası var: Hiçbir şey kolay değil!”

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of