Çitkuşu: Hatırlamanın ve unutmanın politikası
Anne Enright, Çitkuşu’nda okuru bir yandan bir aile hikâyesine çağırırken bir yandan da çok mühim bir sorunun peşine düşüyor: İnsan, kendisine miras kalan hayatı ne ölçüde değiştirebilir? Yani bir insan, ailesinden devraldığı yükleri, alışkanlıkları, suskunlukları, hatta yazılmamış kuralları gerçekten dönüştürebilir mi, yoksa çoğu zaman onları tekrar mı eder?
Çitkuşu, Anne Enright, çev.: Mert Doğruer, Deli Dolu
Lorrie Moore’un yürek burkan öyküleri: Amerika Kuşları
Çitkuşu: Hatırlamanın ve unutmanın politikası
Anne Enright, Çitkuşu’nda okuru bir yandan bir aile hikâyesine çağırırken bir yandan da çok mühim bir sorunun peşine düşüyor: İnsan, kendisine miras kalan hayatı ne ölçüde değiştirebilir? Yani bir insan, ailesinden devraldığı yükleri, alışkanlıkları, suskunlukları, hatta yazılmamış kuralları gerçekten dönüştürebilir mi, yoksa çoğu zaman onları tekrar mı eder?
Roman, bir ailenin kuşaklar boyunca yaşadığı olayları anlatmakla yetinmiyor; asıl olarak o olayların geride bıraktığı izlere, yani taşınan sessizliklere, saklanan gerçeklere ve zamanla büyüyen kırılmalara odaklanıyor. Bu kırılmalar çoğu zaman evin içindeki bütün katları dolaşan hava gibi hissediliyor , herkesin bildiği ama kimsenin tam olarak adını koymadığı bir şey gibi. Enright’ın dili incelikli ama sarsıcı. O sayede okur “Bunlar gerçekten yaşandı mı?” sorusundan çok, “Bunlar nasıl bu kadar uzun süre konuşulmadan kaldı?” sorusunu sorarken buluyor kendini.
Çitkuşu’nun yarattığı atmosfer tam bu nedenle çok güçlü. Hikaye bir evin içindeki en küçük ayrıntıdan bile gerilim çıkarabilen ince bir psikolojik duyarlılıkla örülüyor. Enright ayrıntıların önemini iyi biliyor. Yazar, karakterlerinin yaralarını yargılamadan, gösterişsiz bir dürüstlükle açığa çıkarırken okur ister istemez kendi hayatından yankılar duymaya başlıyor. Bizim hayatımızda kim konuşup kim susuyor? Kim hangi hikâyeyi sahipleniyor, kim hangi hikâyeden kaçmayı seçiyor? Ve bazen en önemlisi: “Gerçek” dediğimiz şey, aile içinde onu kaç kişinin hatırladığına göre mi şekilleniyor? (Bu sorunun kapsamı ne kadar genişleyebilir, nerelere varılır bir düşünün.)
Enright’ın aileyi hem bir sığınak hem de bir hapishane olarak ele aldığı Çitkuşu, sadece bir aile romanı değil, okuru hatırlamanın ve unutmanın politikası üzerine düşünmeye davet eden güçlü bir yapıt. (Çeviren: Mert Doğruer, Delidolu Yayınları)
Gülenay Börekçi
Subscribe
0 Comments
oldest