Egoist okur

Neden fantastik edebiyat?

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği Fabisad nihayet resmen kuruldu. Ben de bu vesileyle dernenz üyelerinden bazılarına gittim ve fantastik edebiyatı sordum.  İşte Altay Öktem, Barış Müstecaplıoğlu, Doğu Yücel, Hakan Bıçakcı, Ahmet Öz, Yiğit Değer Bengi ve Aycan Aşkım Saroğlu’nun söyledikleri…

Gülenay Börekçi

Barış Müstecaplıoğlu (yazar)

“Tarih hayal gücünün yarattığı devrimlerle dolu”

Hayal gücü ve yaratıcılık, bir toplumda yalnızca tek bir alanda gelişmez. Gençlerine dünyaya farklı açılardan bakma, olmayanı hayal etme, bilindik yolların dışına çıkma becerisi kazandıran toplumlarda, bunun yansımaları birçok alanda görülür. Çok uzun zamandır sanatta ve oyunlarda hayal gücünü en zengin kullanan milletler Amerikalılar ve Japonlar. Süper kahramanlar hep Amerika’dan çıkıyor, son dönemde en etkileyici hayalet filmlerini Japonların çekmesi gibi. “Anime” ve “manga” ile çizgi film ve çizgi romanda Japonlar çığır açarken, romanlarda ve filmlerde uzaylılar daima Amerika’ya inmeye devam ediyorlar. Aynı toplumlardan teknolojide ve iş hayatında da çok yaratıcı çalışmalara imza atan insanların çıkması bir tesadüf değil. Facebook’u bir Amerikalı akıl ediyor, insan gibi hareket edebilen robotları gerçek dünyaya taşımayı ise bir Japon gerçekleştiriyor.

Geçmişten örnek verirsek, Edison’un aynı bilgiye ve deneme imkânına sahip olduğu halde buna kalkışmayan insanlardan en büyük farkı, ampulü hayal edebilmesi, karanlık bir sokağa baktığı zaman onu hayalinde ışıl ışıl görebilmesiydi. Yoksa yüzlerce başarısız denemeden sonra nasıl devam etme gücü bulabilirdi? Çoğu zaman, bir insana onu başarıya götürecek azmi veren gördüğü bu hayalin güzelliğidir. O hayal öylesine büyüleyicidir ki, uğrunda her türlü mücadeleye, fedakârlığa ve uykusuz geçen gecelere değecektir. Kurulan hayalleri sistematik bir şekilde çalışarak gerçeğe dönüştürme, ayrı bir beceri elbette ve birçok faktörle desteklenmeli, ama bir hayali gerçekleştirmeden önce, onu hayal edebilmek gerekir.

Peki hayal gücü ve yaratıcılığı gelişmiş bir toplum, sadece ekonomik ya da bilimsel açıdan mı başarılı olur? Hayır, bu yetenekler sosyal hayattan siyasi hayata, her konuda toplumun bakış açısını zenginleştiriyor, yeni fikirler ve oluşumların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor. Büyük siyasi liderlerin de hayal güçleri geniştir, sivil toplum önderlerinin de, çünkü filiz vermesini sağladıkları toplumsal değişimleri önce hayallerinde görebilir, bu hayalin onlarda yarattığı coşku ile cesaret bulurlar. Gandhi gözlerini kapadığında özgür bir Hindistan göremeseydi, içine doğduğu toplum düzenini değişmez, katı bir gerçek olarak kabul etseydi, Gandhi olabilir miydi? Muhtemelen bu hayalini ilk dile getirdiğinde çevresindekiler onu aklı havada bir hayalperest olarak gördüler. Ama Martin Luther King’in dediği gibi, gerçekten inanarak “Benim bir hayalim var!” diyebilmek, insana büyük güç veren bir motivasyon kaynağı. Tarih bu güç sayesinde yaşanan devrimlerle, değişimlerle dolu.

Yaratıcılığa önem veren ve hayal kurmayı çocukluk olarak görmeyen toplumlarda, yazma yeteneği olan gençler, hayallerini yazdıkları kitaplara nakşederler, çizme yeteneği olanlar çizgilerine. Bilimle uğraşmayı seçenler var olan teorilerin ötesine geçmeyi düşler, iş hayatına girenler yeni iş alanları yaratmayı… İdealist insanlar ise mevcut düzenin yanlışlarını düzeltmeyi, daha güzel bir dünya kurmayı hayal ederler. Toplumlar bir bütündür, genç nesilleri hangi yeteneklerle donatırlarsa, o nesiller bu yetenekleri el attıkları her işte kullanırlar. Bu yüzden gençlerimizin yaratıcılığının gelişmesi, toplumun hayal kurmayı öğrenmesi, sadece fantastik roman yazarlarının ya da diğer sanatçıların kendi özel ilgi alanlarında sınırlı kalan bir derdi değil. Başka ülkelerde yapılanları taklit etmekle yetinmeyen, değişime açık, daha da önemlisi değişimi tetikleyen bir toplum olmak isteyen her milletin üzerine düşmesi gereken bir konu bu.

Altay Öktem (şair, yazar)

“Fantastik ve bilimkurgu Türkiye’de edebiyatın üvey evladı”

“Fantastik Türkiye’de edebiyatın, sanatın üvey evladı. Bilimkurgu daha da üvey. Hayal kurmaktan, bilimden, ütopyadan ürken bir toplumda bu doğal aslında. Gerçekçi olmak; gerçeği olduğu gibi kabullenmek, gerçeğe boyun eğmek anlamına geliyor. Oysa hayal kurmaya başladığımız anda gerçeği şekillendirmeye başlarız. Toplum olarak bu potansiyele fazlasıyla sahibiz ama belli olmasın diye sürekli içimize atıyoruz. Silkinip üstümüzdeki ölü toprağını atmaya karar verdik. Fantazyayla, bilimkurguyla, korkuyla iç içe olanlar bir araya gelirlerse gerçekliği sarsarlar, diye bir hayal kurduk, Fabisad’la o hayalin içine adım attık. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”

Hakan Bıçakcı (yazar)

“Gerçeği daha iyi kavramak için gerçeklikten kopmak gerekir bazen”

“Fantastik yaklaşımlar gerekli. Hem edebiyatta hem sinemada hem müzikte… Hazır kalıpların, aynı muhabbetlerin, tutan formüllerin dışında zihni hazırlıksız yakalayacak tekinsiz anlatıların eksikliği ortada. Gazeteleri, haberleri takip ederek gerçeğe bir yere kadar vakıf oluruz. Gerçeği daha iyi kavramak için gerçeklikten kopmak gerekir bazen. Ayrıca yaşadığımız ortam da her geçen gün daha fantastik bir hal alıyor. Dün akşam eve dönerken kafasında fesle dilim ananas satan bir adam gördüm mesela.”

Yiğit Değer Bengi (yazar, editör, çevirmen)

“Fabisad, spekülatif kurmacayı yeraltından çıkarmak için kuruldu”

“Fabisad’ı ülkemizin spekülatif kurmaca türleri dediğimiz bilimkurgu, fantastik ve korku türlerinde eser veren yazar, çevirmen, sinemacı, çizgi romancı ve editörleri kurdu. Bu türler ülkemizde alternatif ya da “yeraltı” edebiyatı muamelesi görse de dünyada hem ciddi edebiyatçılar yetiştirmiş hem de önemli ölçüde hayran kitlesine sahip, çok farklı mecralara yayılmış, çok güçlü türlerdir. Bu hale geirken de dernekler, ödül organizasyonları ve dergilerle desteklenmiş.

İşte biz de bu tarz faaliyetleri gerçekleştirecek, türlerin emekçilerini bir araya getirecek, ustalarını onurlandıracak hatta dünyada bu türe ait uluslararası festival ve fuarlarda ülkemizi temsil edecek bir dernek kurmak istedik. Böyle bir derneğin gerekliliğini bu türlerde emek veren batılı meslaktaşlarımız da dillendirerek bir süredir bizi cesaretlendiriyordu. Bundan sonra bu türlerin severleri yerli yapıtları, yazarları ve etkinlikleri toplu halde takip edebilecekler.

Ayrıca derneğimizin başka görevleri de olacak; mesela, bu türlerin çok önemli, hatta klasikleşmeye aday eserlerinin, yayınevlerince türün yeterince ciddiye alınmaması nedeniyle kötü çevirilerle basılmasının de önüne geçmek için çalışacak. Zira tıpkı Yaşar Kemal’in dediği gibi nasıl Azra Erhat’ın İlyada ve Odesseia çevirileri bir nesle edebiyat dili olduysa bu türün de önemli eserlerinin iyi çevirilmesinin bizim edebiyatımıza katkıda bulunacağını düşünüyorum. Umarım hiçbir zaman gerek kalmaz ama derneğimizin bir başka ödevi de olası yeni bir satanist avı vakası benzeri önyargılara karşı sanatçıları ve türün itibarını korumak ve doğru tanıtılmasını sağlamak olabilir.”

Ahmet Öz (yayıncı)

“Eskinin elitist ve hiyerarşik geleneği sorgulanmalı”

“Modern edebiyatımızın fantastik olanı aşağılamasıyla, sağcısı solcusuyla tüm modernleşme tarihimizin aktörlerinin yıllar boyu Osmanlıyı ve geçmişi reddi arasında bir ilişki var mıdır? Bu soruyu geleceğin araştırmacılarına havale edip bir noktanın altını çizerek FABİSAD’ın kuruluşuna ilişkin düşüncelerimi kayda geçirmek isterim. Geçmişi, batılı anlamda rasyonalleşme, bilimsel araştırma ve sanayi toplumu deneyimlerinden uzak tüm toplumlarda ulus-devlet kurma süreci benzer bir deneyime yol açmıştır yazık ki. Geçmişi inkar! Geçmişin edebi biçimlerini ret ve aşağılama. Edebiyatın politik el konuluşunun doğal bir sonucudur bu. Bugün artık miadını dolduran bu yaklaşım edebi biçimlerin özgürleşmesi olarak nitelenebilir mi ya da demokratikleşmesi? Umarım… En azından Fabisad dolayısıyla bu elitist ve hiyerarşik geleneğin sorgulanmaya ve eleştirilmeye başlandığı söylenebilir. Şimdiye dek üvey evlat muamelesi gören fantastik edebiyat kendi yetkinliğini kanıtlamaya ayırdığı muazzam miktarda enerjiyi artık münhasıran iyi eserler vermeye harcayabilir. Bu da tüm edebiyatseverler için sevindirici bir gelişme olsa gerek.”

Doğu Yücel (gazeteci, yazar)

“Köhne inançların kırılmasında hayal gücünün rolü büyük olacak”

“Hayal gücünün özgürleştirdiğine gerçekten inanıyorum. Modern insanı köle haline getiren ne varsa hayal gücü onun karşısında durur. Günümüz dünyasına baktığımızda bize prangaları takan iş dünyası karşısında da tek kaçış yolumuz hayal kurmak değil midir? Tarih boyunca insanoğlunun kurmaca ihtiyacını güce sahip olmak için suistimal eden inanç simsarları karşısındaki en büyük güç de hayal gücü olmuştur. Tam bu noktada ülkemizin içinde bulunduğu durum için hayal gücünün önemi daha da artmaktadır. Köhne inançların kırılmasında hayal gücü hep kritik rol oynamıştır. Martin Luther King’in köleliğin kaldırılmasına neden olan yolu açan konuşması boşuna “Bir hayalim var” diye başlamaz.”

Kevser Aycan Aşkım Saroğlu (gazeteci, yazar)

“Gerçek devrimler için hayal gücü gerekir”

Anadolu gibi mistisizmin ve doğaüstünün binlerce yıldır öyküsünün sürdüğü bir toprağın çocuklarından en sıkı fantastik öyküleri beklemek gayet “gerçekçi” olsa gerek . İstanbul’un eski semtlerinin ara sokaklarını ya da ahı gitmiş vahı kalmış olsa da Kapalıçarşı’yı şöyle bir dolaşmak bile her köşe başında gizemli bir hikaye bulmak demek. Ne olursa olsun, hava-su-toprak enerjisi besliyor buradaki insanları, içlerindeki ateş de eklenince şahane fantastik serüvenler okumamamız için  bir neden yok. Çocukluğumdan beri masallarla büyümüş biri olarak ne kadar şanslı olduğumu şimdi daha iyi anlıyorum, hayal gücünün olmadığı bir toplum dönüşüm ümidini de yitirmiş demektir, gerçek devrimler için hayal gücü gerekir. Bu anlamda FABİSAD’ın kuruluşu muhteşem bir başlangıç oldu. Aralarında olmaktan mutluyum. İnanıyorum ki bu derneğin oluşturduğu sinerjiyle dünya edebiyatına harika fantazyalar akıtmak mümkün olacak. Aslında bütün bir insanlık tarihi bile metaforlar üzerinden anlatıldığında çok daha iyi anlaşılabilir, çünkü metaforlar, arketipler, fantazyalar bilince değil bilinçaltına seslenirler ve bilinçaltı bizi gizlice yöneten bir gerçekliktir… Ve her fantastik, gerilim ya da korku hikayesi o karanlık denizden, bilinçaltından bir imgeyi alır ve günışığına çıkarır ve dönüştürür. O yüzden fantazya asla bitmez…

Gülenay Börekçi, Habertürk

İllüstrasyonlar: Adolf Hoffmeister

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of