Egoist okur

M.K. Perker: “Amerikan rüyasını görmek istiyorsan, uyumayacaksın!”

Uyursanız rüya görürsünüz. Ama hayatınızın rüyasını görmek istiyorsanız eğer, sonuna kadar uyanık kalmanız şart. ABD’ye yerleştikten sonra adından çokça söz ettiren işlere imza atan, hatta sadece en iyilerin layık görüldüğü çizgi roman Oscar’larında da adı geçen M. Kutlukhan Perker, yeni kitabı Insomnia Cafe’yla (Uykusuzlar Kahvesi) kendisi gibi uykusuzları harikulade maceralar yaşamaya davet ediyor.

Gülenay Börekçi

TÜRK MUCİZESİ: Çılgınca yetenekli bir sürü M.K. Perker

kutlukhan perker uykusuz egoistokur 1

“Amerikan rüyasını görmek istiyorsan, uyumayacaksın!”

Kendine has çizgileri ve üslubuyla tanıdığımız Kutlukhan Perker bizde hayranlıkla sevilen bir sanatçı, ABD’li çizgi roman okurları için ise yeni ve heyecan verici bir keşif. New York’a yerleştikten sonra yaptığı Cairo ve Air gibi işlerle kendinden çokça söz ettirdi, dahası çizgi romanın mühim isimlerine verilen Eisner Ödülleri’nin sonuncusunda en iyi dizi dalında aday olacak kadar kısa sürede parladı. Sonra ABD’li çizgi roman tutkunlarının karşısına yepyeni bir işle çıktı: Ta yıllar önce Lemanyak dergisinde çalışırken bizimle tanıştırdığı Uykusuzlar Kahvesi, yani Insomnia Cafe…

Sert erkekler, kahve ve diğer şeyler

Kutlukhan Perker’e sorduğum sorulardan biri de esin kaynaklarının neler olduğu, neler okuyup neler seyrettiği hangi günlük rutini izlediğiydi…

Hayranlık duyduğu çizerler ve çizgi romancılar: Oğuz Aral, Bülent Arabacıoğlu, Kemal Aratan, Galip Tekin, Moebius, Nicholas de Crecy, Gipi

En sevdiği yazar: Amerikan edebiyatının en sert konuşan adamı, Norman Mailer

En sevdiği kitap: Tough Guys don’t Dance, yani Sert Erkekler Dans Etmez (Norman Mailer ünlü romanı)

En sevdiği film: Beyazperdenin en acayip yaratıcılarından biri olan David Lynch’in yönettiği Wild at Heart (Vahşi Yürek)

En sevdiği yönetmen: Komedi topluluğu Monty Python’dan ayrıldıktan sonra Balıkçı Kral, 12 Maymun, Las Vegas’ta Korku ve Dehşet, Grimm Kardeşler, The Imaginarium of Doctor Parnassus gibi müthiş filmlere imza atan Terry Gilliam

En sevdiği şehir: Paris

En sevdiği semt: Paris’in güzel promenade, yani gezinti caddesi Mouffetard

En sevdiği içecek: Hakiki bir uykusuza pek yakışacak biçimde, kahve

Onu en dinlendiren şey: Uzun yürüyüşler

“Edebiyatın silahı, okuduğunuz öyküyü size hayal ettirebilmektir”

Insomnia Cafe sanırım ABD’de yayımlanan üçüncü kitabınız. Sizin için önemi, kariyerinizdeki yeri nedir?

Insomnia Cafe, Cairo, Air 1 (Letters from Lost Countries) ve Air 2’den (Flying Machine) sonraki dördüncü kitabım. Benim için önemi hem yazıp hem çizmiş olmam. Daha önce bizzat yazıp çizdiğim kısa öykülerim yayınlanmıştı. Çizgi roman dergisi Heavy Metal’de ve bazı çizgi roman antolojilerinde… Bir başka önemi de editörünün Diana Schutz olması.

Kimdir Diane Schutz?

Sin City ve 300 gibi daha sonra sinemaya uyarlanan çizgi roman klasiklerinin editörü.

Insomnia Cafe’yi nasıl anlatırsınız?

Daha önce LeManyak dergisinde Uykusuz adıyla yayınlanmıştı aslında. Her sayıda 6 sayfa oluyordu ve bu bir yıl kadar sürmüştü. Yani Türkiye standartları için epey uzun bir öyküydü. ABD’de çıkan versiyonu biraz farklı tabii, zira yayınlamaya karar verince doğrudan İngilizce’ye çevirmek yerine öyküyü yeniden yazmayı tercih ettim. Böylelikle karakterlerin adı değişti, artık İngilizce adlar taşıyorlar. Ayrıca konuyu İngilizce’de daha dengeli bir biçimde toparlayabilmek için altı-yedi sayfa kadar da uzatmak zorunda kaldım.

Neler değişti bu yeni halinde?

İngilizce yazdığımda, Türkçe’de yapamadığım bazı kelime oyunları da dahil olabildi. Örneğin öyküdeki kötü adamın adı Oblomov. Gonçarov’un ünlü romanındaki ana karaktere gönderme. Insomnia Cafe’nin esas karakterinin adını da değiştirdim, Mr. Kolinsky olarak. Aslında o da eskilerden, Heavy Metal’de yayınlanan ilk öykümün baş kişisi.

Uykusuz’dan Uykusuzlar Kahvesi’ne geçince sormak istiyorum; Uykuyla aranız nasıl? Siz de uykusuzluktan muzdarip olanlardan mısınız?

Uykuyla aram hiç yok. Çok az uyurum. Uyumadığım günler de olur bazen. Gece yaşamayı ve gece çalışmayı seviyorum. Ama bakın aklıma güzel bir New York sözü geldi: Amerikan rüyasını görmek istiyorsan, uyumayacaksın!

Yalnızca müthiş bir çizer değil, müthiş bir öykü anlatıcısısınız. Bundan yola çıkarak sormak istiyorum, sizce de bazılarının düşündüğü gibi çizgi roman yakın bir gelecekte edebiyatın yerini alacak mı?

Bence alamaz. Edebiyatın silahı, okuduğunuz öyküyü size hayal ettirebilmektir. Çizgi roman bazen dendiği gibi sinemanın yerini de alamaz, çünkü sinemanın silahı da ilk kez karşılaştığınız karakterleri ve onların öykülerini size çok iyi tanıdığınız ve hatta hayran olduğunuz aktörlerin yüzleriyle seslerini kullanarak anlatmasıdır.

Çizgi romanın silahı ne peki?

Her ikisinin tekniklerinden de faydalanabilmesi…

Çizerken bilgisayar kullanmıyorsunuz ve sanırım bazı başka çizerler gibi, bilgisayar kullanımının illüstrasyon sanatının değerini düşürdüğünü söylüyorsunuz. Çizerken izlediğiniz yolu anlatır mısınız? Bir çizimi tamamlamak ne kdar zamanınızı alıyor? Mesela Insomnia Cafe ne kadar sürede bitti?

Evet, çizerken bilgisayar kullanmıyorum. Son yıllarda renklendirme yaparken bilgisayar kullandığım oluyor biraz ama bu da tamamen teknik nedenlerden ötürü. Yine de geleneksel yöntemlerle renklendirme şansımı, her karşıma çıktığında kullanıyorum denebilir. Örneğin Insomnia Cafe’nin kapağını yağlı boya ve akrilikle yaptım. Toplam 80 sayfa olmasına rağmen, aylarca sürdü, nihayetinde onu bir dergi için yapıyordum ve her ay altı sayfa yetiyordu. Air de aylık bir dizi ama o daha ayrıntılı olduğu için, her ay 22 sayfa çizmem gerekiyor.

Uykusuzlar Kahvesi

Insomnia Café, el yazması kitap uzmanı Peter Kolinsky’nin hikayesi. Kolinsky günün birinde yüzlerce yıllık nadir kitaplarla dolu esrarengiz bir kütüphane bulur ve bu başının belaya girmesine yeter de artar. Kütüphaneyi tek başına keşfetmeye çalışırken peşine eski kitap karaborsasının tehlikeli adamları düşecektir. Her gün gittiği Uykusuzlar Kahvesi’ni işleten güzel Angela’ya aşık olan Kolinsky’nin hem kötü adamları etkisiz hale getirmesi, hem de kronik uykusuzluğu yüzünden hayatını cehenneme çeviren halüsinasyonlardan kurtulması gerekmektedir.

Gülenay Börekçi, Habertürk

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of