Egoist okur

TÜRK MUCİZESİ: Çılgınca yetenekli bir sürü M.K. Perker

Çizgi alemimizde denenmemiş, dolayısıyla tarihe geçecek bir olayla karşı karşıyayız. M. Kutlukhan Perker‘in tek başına tasarladığı, yazdığı, çizdiği Türk Mucizesi, adı gibi mucizevi bir dergi. İçindeki öykülerin hiçbiri anlatımı, üslubu ve çizimi bakımından diğerlerine benzemiyor. Sanki Perker’in içinde bir sürü çılgınca yetenekli başka Perker’ler varmış ve her biri sırayla bu dergi için ter akıtmış gibi…

Gülenay Börekçi

 “Uykusuz” anlatıyor: “Amerikan rüyasını görmek istiyorsan uyumayacaksın”

kutlukhan perker egoistokur turk mucizesi gulenay borekci 2

TÜRK MUCİZESİ

Çılgınca yetenekli bir sürü M.K. Perker

M. Kutlukhan Perker, çizgi âleminin rock star’larından biri. 16 yaşında başladığı profesyonel çizerlik hayatına birçok başarıyı sığdırdı. Türkiye’den ayrılıp çizgi roman dünyasının merkezi sayılan New York’a gitti mesela ve uzunca bir süre orada yaşadı. Orada The New York Times, The Wall Street Journal ve The New Yorker gibi yayın organları için çizdi, Cairo, Air, Insomnia Cafe gibi çizgi romanları yarattı, hatta çizgi romanın mühim isimlerine verilen Eisner Ödülü’ne aday oldu. Şimdi birkaç yıldır yeniden Türkiye’de. Üstelik bugüne kadarki en parlak, en cüretkar işiyle karşımızda… Açıkçası çizgi alemimizde denenmemiş, dolayısıyla tarihe geçecek bir olayla karşı karşıyayız.

Türk Mucizesi, tamamını M.K. Perker’in yazıp resimlediği ve üç ayda bir yayınlanacak 52 sayfalık bir öykü dergisi. İçinde “Anadolu rock gitaristi Timur Abi”, “Hulki”, “Hikaye Anlatma Sanatı”, “Altan: NASA’nın gece vardiyasında bir Üsküdarlı”, “Fuat Borman nerede?”, “Karda yürümek zordur, elinde çiçekle yürümek daha zor”, “Uzman konuk: Doçent Dr. Fatih Tekdal”, “Ofiste kahve içme alışkanlıklarından karakter tahlili”, “Suadiye plajında bir cumartesi”, “Edebiyat öğretmeni Faruk Bey’le matematik öğretmeni Funda Hanım’ın imkansız aşkı”, “Kamu spotu”, “10 kere maşallah”, “Profesyonel”, “Utangaç balıklar için buzlu camdan akvaryum” gibi öyküler var.

kutlukhan perker egoistokur turk mucizesi gulenay borekci 1

Kimi tek sayfalık, kimi elbette daha uzun olan bu öykülerin hepsini yazması bir yana, tek tek, kare kare resimleyen de bizzat Perker. Çizgi roman üstadı falan değilim, okur olarak bile çizgi romanla çok alakalı sayılmam ama Türk Mucizesi’nin sahiden mucizevi bir iş olduğunu ben bile söyleyebilirim. Bir kere öykülerin hiçbiri anlatımı, üslubu ve çizimi bakımından diğerlerine benzemiyor. Sanki Perker’in içinde bir sürü çılgınca yetenekli başka Perker’ler varmış ve her biri sırayla bu dergi için ter akıtmış gibi… Perker’lerden biri matrak, bir diğeri karanlık. Biri maceracı, diğeri sürrealist… Birinin dünyası eskitilmiş paslı renklerden oluşuyor, diğeri capcanlı. Bazıları siyah beyaz seviyor, bazıları dumanlı, isli puslu havalardan hazzediyor. Aralarında “Ofiste kahve içme alışkanlıklarından karakter tahlili”gibi dergi yazısını andıran şeyler yazan bile var. Gıybet Bırakma Hattı’yla ilgili kamu spotuysa komik ötesi…

Şahsi favorilerim “Karda yürümek zordur, elinde çiçekle yürümek daha zor”, “Suadiye plajında bir cumartesi”, “Profesyonel” ve bilhassa “Utangaç balıklar için buzlu camdan akvaryum” adlı öyküler oldu. Arkalı önlü bir bütün oluşturan kapak çizimine gelince; en küçük ayrıntısına kadar o kadar canlı ve güzel ki görür görmez âşık olabilirsiniz.

Çizerken bilgisayarı minimum düzeyde kullandığını ve çoğu zaman renklerdirmelerde bile geleneksel yöntemleri, yani yağlı boya ve akriliği tercih ettiğini düşünürsek, “Nasıl oluyor, tek başına koca dergiyi nasıl yapıyor” diye merak ediyor insan haliyle. Penguen dergisindeki köşesinde yazmış bunu, oradan okuyalım…

“Dergideki arkadaşlar ara sıra uğradıklarında soruyorlar: ‘Abi manyak mısın neden böyle bir işe kalkıştın?’ Neden yaptım? Çünkü Robert Crumb da yaptı. Çünkü Norman Mailer çok güzel romanlar yazdı. Çünkü Uderzo, Asterix’i çizdi. Çünkü Jacques Tati, Amcam’ı çekti. Çünkü Dali, İspanya’dan kalkıp bir yolculuğa çıktı. Çünkü Oğuz Abi’nin odası matbaa ve kağıt kokuyordu. Çünkü Met-Üst’ün odası Gırgır kokuyor. Çünkü bu ülkede her çarşamba dört mizah dergisi çıkıyor ve ben çarşambaları iple çekiyorum. Çünkü metro beni dergiye getiriyor. Çünkü ben 41 yaşında hâlâ koltuğunun altındaki dosyayla Cağaloğu Yokuşunu tırmanan 15 yaşındaki çocuğum.”

M. Kutlukhan Perker:

“Enteresan şeyler her an her yerde”

Siz öncelikle çizgi romancısınız. O yüzden şunu soracağım: İyi çizgi romancı olmak için ne gerekir?

Bizde genellikle çizgi romancılar hikayeyi de yazarlar. Batıda bu şart değildir, biri hikayeyi yazar, biri çizer. Çizerin sinematik anlatım konusunda ustalık geliştirmiş olması gerek. Nerede durması, nerede hızlanması, hangi duyguyu vurgulaması gerektiğini içgüdüsel olarak kestirebilmeli. Çizgi roman yazarının ise hikaye anlatma kabiliyeti olmalı. Bazı insanların mutlaka topluluk içinde anlatacak güzel hikayeleri vardır. Anılarını, gözlemlerini bile eğlenceli bir şekilde aktarırlar. Onlar, farkında olmasalar da, aslında iyi birer hikaye anlatıcısıdır. Bir de çizgi romancı olmak istiyorsan gözünü her daim açık tutacaksın!

Nasıl yani?

Mesela ben, “Neden böyle şeyler hep seni buluyor” lafını çok duyarım. Halbuki enteresan şeyler zaten her an her yerde. Bütün mesele görebilmek. En son Foça’ya giderken tarlada çalışan bir adam görmüştüm, kafasına mendilini çok acayip bir şekilde bağlamış, kan ter içinde çalışıyordu. Biliyorum ki o adam ve mendili bir gün benim çizgi romanlarımdan birine girecek.

Başka?

İyi hikaye anlatıcılarının çok önemli bir sırrı vardır: Onlar yalnızca anlatmayı değil, dinlemeyi de çok severler. Ben severim. Çok ilgimi çeken şeyleri hemen bir kenara not ederim, üşenmem.

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of