Rebecca Solnit + Darren Aronofsky işbirliği: ANNE!
Darren Aronofsky’ye teşekkür borçlu olabiliriz. Geçen hafta gösterime giren “Anne!”, feminist edebiyatın güçlü temsilcisi, Kaybolma Kılavuzu, Yürümenin Tarihi, Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar gibi kitapların yazarı Rebecca Solnit’i sinema seyircisiyle buluşturuyor. Hem de sanırım olabilecek en altüst edici biçimde…
Not: Filmi seyrettim nefret ettim, gene de yorumunuzu merak ederim her şekilde.
Kim bu ‘anne’ ve kim bu ‘misafirler’?
Bugünlerde Rebecca Solnit’in bambaşka bir yönünü keşfedeceğiz. Requiem for a Dream, Dövüşçü, Siyah Kuğu gibi filmlerin yönetmeni Darren Aronofsky’nin Anne!’si, Solnit’i sinema seyircisiyle buluşturan film oluyor. Anne!, eleştirmenlerle seyircileri keskin bir hatla ikiye bölen tuhaf ve sürprizli bir “ya seversin ya nefret edersin” filmi. “Aronofsky şımarıklık etme hürriyetini kullanmış” diyerek kestirip atan da var, bugüne kadarki en şairane ve sert filmini çektiğini söyleyen de. İzleyip kendiniz karar verin. Sonuçta işin içinde Aronofsky, Michelle Pfeiffer, Javier Bardem ve Jenniffer Lawrence da var. Eh, bir de söylediğim gibi, feminist edebiyatın güçlü temsilcisi Rebecca Solnit.
Aslında Solnit senaryonun yaratıcısı değil, o kısımdan tamamen Aronofsky mesul. Fakat filmin, ancak finalde öğrenebileceğiniz özünü oluşturan şeyi o yapmış ve Hristiyanlığın en temel duasının yeni bir versiyonunu, bir uyarlamasını, farklı bir şeklini yazmış. Bir ipucu vereyim: Filmde kimi izliyorsanız, sonradan onun aslında başka biri olduğunu öğreniyorsunuz. İlham kaynağını yitirmiş şair, şair değil. Endişeli ve kederli eşi, eş değil. İkisinin evine habersiz gelip yerleşen ve buldukları her şeyi vandalca kullanıp ortalığı darmadağın edenler de misafir değil. Seyrettiğimizde konuşuruz.
Gülenay Börekçi
Subscribe
0 Comments
oldest