Egoist okur

Zihnin ve hayatın caz halleri

Yasemin Eğinlioğlu’nun “Caz Halleri” adlı yeni kitabı sarsıcı, samimi, şaşırtıcı, okuyanın yalnızlığını alan ve hayatı edebiyata dönüştürmeye çağıran bir anlatı…

Tolga Meriç

Tolga Meriç, Yasemin Eğinlioğlu’nun “Caz Halleri” kitabını yazdı

Edebiyatımıza “Derinlik Deliliği” adlı romanıyla giren, kendine has dilini ve temalarını “Hangi Melek Dinlemez Şeytanını” adlı öykü kitabıyla genişleten Yasemin Eğinlioğlu, bu defa “Caz Halleri” adlı şaşırtıcı güzellikteki anlatısıyla çıkıyor okurunun karşısına.

Salt umut etmenin acizliğine düşüyor artık insan. İçimizdeki yaraya dokunuyor yaşam. Kendi kendimizin ve başkalarının değerlerini yok eden bireylere dönüştük. Yalnızlığımızda yabancılaşıyoruz. Böyle bir çağda, benim en büyük dayanma ve değiştirme gücüm yazmak oldu,” diyen Eğinlioğlu, edebiyatı kendi içine bakarak bulup çıkaran yazarlardan. Yazarken daha çok hayatından yol alıyor fakat seçtiği güçlü yazınsal merkezler sayesinde kendini ve yaşamını edebiyatla çoğullaştırıyor. Yazdıklarının bir anılar dökümüne dönüşmesini engelleyen de bu oluyor.

Örneğin, “Caz Halleri”ne ilk merkez olarak seçtiği “Gözler” bölümünde, hayatına girmiş önemli gözleri anlatırken, Gözler sizi size vermeye, sizi sizden yaratmaya bile muktedirler,” diyerek herkesin hayatına dokunacak alanlara açılıyor. “Dinler insanlara her an, her yerde görüldüklerini söylerler. Tanrı’nın gözü aracılığıyla insanlara korku salarlar. Aynı zamanda, her eylemine müdahale edilemeyecek insanın kendi eylemlerine sahip çıkmasını da sağlarlar. Gizli saklı da yapsa, yaptıklarının her hâlükârda görüleceğini bilen insanı bir anlamda kendi kendiyle baş başa bırakırlar. Görülmek yakalanmakla, cezalandırılmakla ve bunların korkusuyla gelişmesi umulan vicdanla ilişkilidir dinde. Göz insanları eğitme, hatta gütme aracı gibi kullanılır. Bedenden görülmekse günahla eşdeğerdir çoğu zaman. Kıyafetler görülmekten doğacak günahı önlemek üzere tasarlanır. Fakat en kapalı kıyafetlerde bile, en can alıcı yer, yani gözler, ironik biçimde açıktır,” diyor. Ardından da, bakılanı yalnız bırakan sevgisiz gözlere, insanı dertlendiren bakışlara, vazgeçilemeyen gözlere uzanıp hayata ve insana yönelmiş toplu bir bakışa ulaşıyor.

Bir başka bölümde, merkez olarak “Rutin ve Ritüel”i seçiyor ve hayatla edebiyatı güçlü bir biçimde kaynaştırıp odağını derinleştirdikçe çoğullaştırıyor yine. “Bilmiyorum, belki de yaşam rutinleşmek ve bu yolla sosyalleşmektir. Ben normalin dışındayım. Bu durum beni bir biçimde yalnız ve korunmasız da bıraktı. En yakınlarım bile bazen anlamamakta direnerek beni örselediler. Anlaşılamamanın derinliği… Bazen taşıyamaz oluyorum bu derin boşluğu. Sevginin sessizliğine sığınıyorum ama benim için çok zor… Sıra dışı düşünmenin yarattığı bir yalnızlık bu,” diyor. İnsanı teslim alan rutine hayatı boyunca nasıl karşı çıktığını bazen acı bazen tatlı fakat hep çok renkli anılarıyla anlatırken, rutinin doğayla, müzikle, annelikle, koyunlaştırmakla, aşkla ve yaşamakla ilişkilerini sorguluyor. “Sevdiğim kişinin rutinin ellerinde bitip tükenişine gönlüm razı olmaz ve canının acıyacağına aldırmadan, kendi iyiliği için onu hırpalarım, tabii kendimi de hırpalarım,” diyor.

Kitabın “Yalnızlık”, “Zihnin Hiç Hali”, “Zihnin En Hali”, “İnsanı Deli Eden Suallerim”, “Yazmak ve Yaşamak” ve “Benden Sonra” adlı bölümlerinde de yazar yine aynı zengin bakışla zihnin ve hayatın caz hallerine bakıyor. “Varlığımın tümü yalnız kalmama sebeptir,” diyen Eğinlioğlu, coşkulu ve özgün bir dille, kendisi olabilmenin ve hayatı her şeye rağmen aşkla yaşayabilmenin sırlarını cesur bir dürüstlükle açıyor okura.

“Kendini ve insanı öğrenmeden toplumu sorgulayamaz, anlayamazsın. Düşünmek, akla önem vermek, duyguları yaşamaya engel teşkil etmez. Mesela metanet, sabır, tevekkül gibi bazı duygular tabii ki muhafaza edilmelidir. Çaresizlik zamanlarımızın saygı uyandıran durumlarıdır bunlar. Fakat eğer zırha dönüşürlerse, insanda nefret ve acıyı da körüklerler. Hâsılı, duygular harcanmalıdır,” diyen yazar, o kadar zengin bir yazınsal kaynağa sahip ki, bunu da harcamaktan kaçınmıyor. Kendini ve hayatını, edebi malzemesini tüketme korkusu duymadan yazıyor. Çünkü kendini de, hayatını da, edebiyatla çoğaltarak kaynağını hep gürül gürül akıtmayı biliyor.

“Caz Halleri” sarsıcı, samimi, şaşırtıcı, okuyanın yalnızlığını alan ve hayatı edebiyata dönüştürmeye çağıran cesur bir anlatı.

Tolga Meriç

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment