1) Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü
Çeviri üzerine üç bölüme ayırdığım yazımın ilki burada.
Jorge Luis Borges, 1955 tarihinde yazdığı bir makalede, Binbir Gece Masalları’nın Richard Francis Burton, Dr. Joseph Charles Mardrus, Enno Littman hatta Jean Antoine Galland, Edward Lane gibi geçmiş çevirmenlerini ele almış, kaynak metni gizli gizli (ya da açıkça) kutsal sayan geleneksel çeviri anlayışına karşı çıkarak Binbir Gece Masalları’nın Avrupalı çevirmenlerinin özgün metne nasıl büyük bir özgürlükle yaklaştıklarını anlatmıştı.
Gördüğüm kadarıyla Borges’in tutumunun, sözgelişi Onegin‘in gelmiş geçmiş çevirilerini inceleyen Nabokov’un tutumundan temel farkı, “sadakatsiz” diye eleştirilen çeviri metinlerin varlığını üzücü değil, sevindirici bulması. Hal böyle olunca, Binbir Gece Masalları’nın özgün metnindeki on kelimelik bir cümleyi yedi satırlık upuzun bir paragraf olarak çeviren Fransız çevirmen Dr. Mardrus’u, sadakatinden dolayı değil kuşkusuz ama “mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğinden ötürü” övmek gerekiyor Borges’e göre.
Nabokov’un çevirmen olarak portresi
Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür?
Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü
Çeviribilim alanındaki kuramsal-tarihsel çalışmalarıyla tanıdığımız Lawrence Venuti’nin editörlüğünde hazırlanan ve çeviri tarihi araştırmalarında önemli bir kaynak kabul edilen The Translation Studies Reader, özellikle 1900’lerin başından günümüze kadar yapılan temel çeviri araştırmalarının ve çalışmalarının bir incelemesi. Kitap altı ana bölümden oluşuyor ve bu bölümlerdeki makalelerin her biri, hem temel bir çeviri problemini ele alıyor hem de bu tür problemlerin çözümünde yol göstereceği düşünülen spesifik öneriler sunuyor.
Kitapta “çevrilebilirlik” sorunsalına eğilen araştırmacılar, çoğunlukla bir dilin edebiyat dizgesinde yer alan bir eseri başka bir dilde yeniden yaratmanın imkansızlığına vurgu yapıyorlar. Bunun sebebi, kaynak ve erek dillerin tarih boyunca birbirinden çok farklı yazınsal biçemler, türler ve geleneklerle üretilmiş olması.
Edebiyat eserlerini çevirmenin imkansızlığına vurgu yapanlardan biri, “The Task of the Translator: An introduction to the translation of Baudelaire’s Tableaux Parisiens” (Çevirmenin Görevi: Baudelaire’in Paris Sahneleri yapıtının çevirisi için bir sunuş) başlıklı makalesi yer alan Walter Benjamin. Alman kültür tarihçisi ve eleştirmen Benjamin, bu metninde okur karşısına katı bir “kelimesi kelimesine çeviri taraftarı” olarak çıkıyor.
“The Misery and the Splendor of Translation” başlıklı makalesinde, çeviriyi “kendi normları ve hedefleri olan ayrı bir yazınsal tür” saydığını dile getiren İspanyol düşünür José Ortega y Gasset ise “çevirinin sefaletinin imkânsızlığında yattığı” düşüncesindedir. Ortega’ya göre çevirinin görkemi, okuru yakından tanımadığı bir kültür dizgesine ait dilsel kullanımlar ve kavramlarla tanıştırarak, onu zihinsel olarak zorlamasındadır.
Kitaptaki en önemli makalelerse Jorge Luis Borges ve Vladimir Nabokov’a aitler. İşin ilginç yanı, “The Translators of One Thousand and One Nights” (Binbir Gece Masalları’nın Çevirmenleri) başlıklı makalenin yazarı Jorge Luis Borges ile “Problems of translation: Onegin in English” (Çeviri sorunları: İngilizcede Onegin) başlıklı makalenin yazarı Vladimir Nabokov, birbirlerine taban tabana zıt görüşleri savunuyorlar. Tıpkı “ütopik” denecek bir uyumun peşinde olduğunu öğrendiğimiz Walter Benjamin gibi, Nabokov da kelimesi kelimesine çeviriden ve erek metnin açıklamalarla desteklenmesinden yana. Çevirinin başarısını “biçemsel yaratıcılıkta” gören Borges ise serbest çeviriyi destekliyor.
[…] Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü […]
Çok hoş bir yazı olmuş. Aklıma bir İtalyan atasözünü getirdi : ‘Traduttore, tradutore’ çevirmen ihanet eder.
Çünkü çeviri kadın gibidir, güzeli sadık olmaz, sadığı güzel olmaz.
farklı yazılar için beklerim:
http://karyadanyazilar.com
[…] Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü […]