Egoist okur

Öpüşmenin sonu hep kan revan…

Oysa huzur uzaklarda bir yerde. İyi biliyorum, zira kafamın içinde her daim bir harp ve sulh hali…

LANETLİ: Çirkin olduğunda daha güzelsin!

Öpüşmenin sonu hep kan revan…

“Madem hayat bir kaltak, bari ben de öyle olayım” diyor en sevdiğim ‘Batman’ filminin en sevdiğim kahramanı Selina Kyle, nam-ı diğer Kedi Kadın. Ve vahşi bir intikam duygusuyla ortalığın tozunu attırıyor. Ezenlerle ezilenleri aynı cehenneme gönderiyor, ezmeye ve ezilmeye devam etsinler diye. Elinin değdiği her şey parça parça olup havaya savrulurken Kedi Kadın, adı üstünde, ısırıyor, tırmalıyor… Güzelliğini bir çirkinlik maskesiyle gizleyip dokuz hayatının dokuzunu da fütursuzca harcayarak kendisini en çok sevenlere veriyor en büyük zararı ve en sevdiklerini hırpalıyor en fazla. Âşık olduğunda yaptığı ilk şey, yara izlerini gizlemek oluyor. Yeni yaralar uyduruyor kendine, sahici olanlar çakılmasın diye. Ve her seferinde insanın ağlayası geliyor onun sevmeyi bir türlü beceremeyişini seyrederken.

Çünkü, öyle ya, sende yeri bu kadar ıssız olan bir şeyi başkasına nasıl verebilirsin!

+++

Tim Burton’ın yönettiği Batman Returns benim takıntı filmim. Bruce Wayne ile Selina Kyle’ın, yani Batman ile Catwoman’ın, yani bir yarasa ile bir kedinin savaşa benzeyen, yıkıcı aşkı sebebiyle…

Filmin başında Selina Kyle, pespembe bir pastaya benzeyen evinde kedileriyle yaşayan, çekingen, sümsük, neredeyse çirkin bir ofis faresi. Müthiş zekasına rağmen kendini gerçekleştirememiş, birileriyle konuşurken tek bir cümlesini bile kekelemeden tamamlayamıyor ve tabii ki hiç kimse tarafından da ciddiye alınmıyor. Mutsuz ve nörotik…

Düşünün; her akşam eve “Sevgilim, ben geldim” diyerek giriyor, her seferinde anahtarları “Ama benim sevgilim yok ki!” diye fırlatıp atıyor.

Güzelleştiğinde bile çok öfkeli. Hayallerini gerçekleştiremediği için, kalbi boş olduğu için, erkeklerle flörtten daha derin bir iletişimi katiyen beceremediği için, kendine tahammülü olamayan birine başkasının da tahammül edemeyeceği bildiği için… “Madem hayat bir kaltak, bari ben de öyle olayım” kararını verdiğinden beri de, öfkesini sadece alter ego’su aracılığıyla, yani Kedi Kadın olarak dile getirebiliyor.

Bir Siouxie and the Banshees şarkısı eşliğinde

Şüphesiz, bu kadar nörotik ve ‘maskeli’ bir kadına Bruce Wayne’den daha uygun bir sevgili bulunamazdı. Selina Kyle’ın cazibesine kapılan Bruce, onun aslında Kedi Kadın olduğundan habersiz. Selina da Bruce Wayne ile nefret ettiği Batman’in aynı kişi olduğunu bilmiyor.

Sevişirlerken giysilerini çekiştirerek Batman ve Kedi Kadın olarak birbirlerine farkında olmadan armağan ettikleri yara izlerini kapatmaya çalışmaları öyle acıklı ki. Hakikati, finaldeki maskeli baloda, punk grubu Siouxie and the Banshees’in insanı kalbinden vuran şarkısı “Face to Face” eşliğinde keşfediyorlar. 

Ben hayatta bundan daha yaralayıcı ve güzel bir aşk sahnesi izlemedim…

Zaaflar, korkular, güvensizlikler, incinmişlikler

Sonrasında aklımdan geçenlerse şunlar oldu: Aşklar da değişiyordu. Shakespeare’in “Romeo ile Juliet”i 1600’lü yılların, o meşhur “Love Story” ise 20. yüzyılın aşklarını simgeliyordu mesela. Muhteşem nörotikler balosu “Batman Returns” de işte 21. yüzyılın ta kendisiydi. Çünkü Juliet, Romeo’ya sınıf farklılığı yüzünden kavuşamazken, Jenny Oliver’ı kanser yüzünden “terk etmişti”. Bruce ile Selina’yı ayıran ise daha içeriden, daha zehirli bir şey oldu: Kendileri. Zaafları, korkuları, güvensizlikleri, incinmişlikleri, temkinlilikleri, kaleleri… 

Bu çağın insanları oldukları için çok yalnızlardı ve çevrelerini görünmeyen dikenli tellerle örmüşlerdi. Engelleri aşıp içeri girebilen olmuyordu. Üstelik bu öyle bir tuzaktı ki, dışarı da çıkılamıyordu.

Kendilerini dikenli tellerle koruma altına alan iki kişinin birbirlerine yaklaşmaya çalıştıklarını gözünüzün önüne getirsenize… 

Öpüşmenin sonu hep kan revan oluyordu.

Gülenay Börekçi

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments