Egoist okur

Datça’da sudanlı bir mülteci, Konya’da bir caz davulcusu

Çok sevdiğim caz davulcusu ve romancı (ve gönüllü sufi) Rafi Zabor, Pen/Faulkner ödülüne layık bulunan ilk kitabı Ayı Eve Dönüyor’u Konya’da yazmıştı. (Şimdi yeni romanı yolda ve o da İstanbul’da geçiyor.)

Pulitzer adayı Dave Eggers, Sudanlı mülteci Valentino Achak Deng’in hayat hikayesi Ne Nedir‘i  Datça’da kaleme almıştı.

Tarihçi Jason Goodwin bir kitabını altı ay İstanbul’u yürüyerek gezerken tasarlamıştı. (Osmanlı döneminde geçen Yeniçeri Ağacı gibi polisiyeler yazmaya devam ediyor.)

Ama biliyor musuniz, Türkiye’de yazılan başka yabancı romanlar da var…

Gülenay Börekçi

dave eggers jason goodwin egoistokur 1

Dave Eggers, Jenny White ve Jason Goodwin

Dave Eggers: Ne Nedir

Amerikalı romancı Dave Eggers’ın Pulitzer Ödülü’ne de aday gösterilen Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser ve Hızımızı Tadacaksınız adlı şimdiden klasik sayılan romanları bizde de çıktı, biliyorsunuz. Siren Yayınları’ndan… Dergiciliği, senaristliği ama en çok romancılığıyla tanınan Dave Eggers Hızımızı Tadacaksınız’da, bir haftalık bir dünya turunun eğlenceli ve karanlık öyküsünü anlatıyor. İki arkadaşın sahip oldukları bütün paradan kurtulmak niyetiyle çıktıkları dünya turu, şaşırtıcı dönemeçlerle Afrika’dan Estonya’ya, gelecekten geçmişe, mutlak gerçeklerden mutlandırıcı ihtimallere uzanıyor. Adaletsizliğiyle kanıksanmış bir coğrafyayı kendi renkleriyle boğmaya yeminli, isyankâr bir roman…

Öte yandan yazarın çok önemli bir kitabı daha var: Ne Nedir… Eggers Ne Nedir’de,küçük yaşta ailesini iç savaşta kaybettikten sonra, yırtıcı hayvanlarla, açlık ve sefaletle, aşağılanma ve savaşla mücadele eden ve sonunda kendini ABD’de bulan Sudanlı Valentino Achak Deng’in gerçek hayat hikayesini anlatmış. Onunla aylarca konuşarak ve tüm ayrıntıların rahatsız edici bir biçimde gerçek olmasını önemseyerek… Eggers, küçük bir çocuğun Afrika topraklarında tek başına hayatta kalma mücadelesini, Amerika’da oyunu kurallarıyla oynamayı öğrenmeye çabalayan bir mültecinin tosladığı duvarları ve bizler bakmazken dünyada olup biten kimi felaketleri Valentino Achak Deng’in üzerinden anlatıyor ve gerçekle kurguyu, biyografiyle romanı birbirine katarak alışılmış formlar dışında bir ‘roman’ yaratıyor.

Bu ırkçılık ve nefret konusundaki kitabın güneşli Datça kıyılarında, yazarın ailesiyle geçirdiği birkaç aylık tatil sırasında yazıldığını öğrenmekse açıkçası beni en şaşırtan şey oldu.

dave eggers rafe zabor egoistokur gulenay borekci

Dave Eggers (solda) ve Rafi Zabor’un Ayı Eve Dönüyor romanı için H. Yakup Özler‘in yaptığı  illüstrasyon (sağda)
 
 

Rafi Zabor: Ayı Eve Dönüyor

Türkiye’de yazılan kitaplar arasında Rafi Zabor’un müthiş güzel yazdığı ve Pen/Faulkner ödüllü Ayı Eve Dönüyor da var. Hikaye ilginç…

Rafi Zabor aslında caz davulcusu. Zamanında caz müziğinin Ornette Coleman ve Pat Metheny gibi efsane isimleriyle çalmış. I, Wabenzi: A Souvenir adlı Türkçeye çevrilmemiş hatıratında anlattığına bakılırsa Musevi kökenli Zabor hayatının bir döneminde Konyalı bir sufiyle tanışıyor ve bütün hayatı değişiyor. Yıllar sonra ruhani yol göstericisinin ölüm haberini aldığında da hiç düşünmeden New York’u terk edip Konya’ya gidiyor. Ve bir yıl yaşadığı bu şehirde ona sonradan Pen/Faulkner ödülü kazandıracak ilk romanı Ayı Eve Dönüyor’u yazıyor. Zaten kitabın sonunda İstanbul’a ama özellikle de Konya’ya, bu şehrin sokaklarına, binalarına, otel odalarına, en çok da bilgeliklerinden sonuna dek yararlandığı yaşlılarına teşekkür ediyor.

Bu Pen/Faulkner meselesi önemli. Zira uluslararası Yazarlar Birliği PEN’in büyük usta William Faulkner adına verdiği bu ödülü alanlar hep dünya edebiyatının kendini çoktan kanıtlamış isimleri; Doctorow, Philip Roth, John Updike, Michael Cunningham ve Don DeLillo gibi… Tek istisna, yani ilk romanıyla Pen/Faulkner’a layık bulunan tek yazar Rafi Zabor.

Konya’da yazılan Ayı Eve Dönüyor, İnsanla hayvanı, metropolle doğayı, akılla ruhu, kötülükle iyiliği karşı karşıya getiren, kimi zaman hazin, kimi zaman karanlık ama şakacı olmayı ihmal etmeyen, müziğe ve aşka adanmış bir kitaptı.

Şöyle ki; Avrupa’nın sirk ayılarının soyundan gelen ve genetik kumarın şaşırtıcı rastlantılarının ürünü olan Ayı, kendini kozmik düzeyde mutsuz etme, bir de acayip iyi saksafon çalabilme yeteneğine sahiptir. Ama nihayetinde bir ayı gibi göründüğü ve zaten ayı olduğu için insanlar onun saksafon çalmasına pek de kolay izin vermeyecektir. Derken eskiden yazarın birlikte çalıştığı Ornette Coleman, Billy Hart, Lester Bowie ve Charlie Haden gibi caz müzisyenleri hikayede bu kez birer roman karakteri olarak boy göstermeye başlar. Sonra işin içine güzel ve zeki bir kadınla yaşanan ama her seferinde korkular ve tedirginlikler yüzünden kıyısından dönülen dokunaklı bir aşk girer. Bu arada New Yorklu Ayı’nın İstanbul ve Konya hatıraları ve bölüm başlarına serpiştirilen Mevlana ya da İbni Arabi alıntılarının hikayede gittikçe daha önemli bir yer edinmeye başlar.

Jason Goodwin: Yeniçeri Ağacı

Yazmak için Türkiye’yi seçen yazarlardan biri de Jason Goodwin’di. Bizans tarihçisi Goodwin John Llewellyn Rhys ödüllü ilk kitabı On Foot to the Golden Horn’da İstanbul’u altı ay yürüyerek gezdiği günleri anlatıyordu. Yazarın İstanbul’da geçen kurmaca yapıtları da var. En önemlisi 2007’de ona Edgar Allan Poe Ödülü kazandıran romanı, Yeniçeri Ağacı. 19’uncu yüzyılın çalkantılı ve gizemli İstanbul’unda bir polisiye entrikanın peşine düşen Goodwin sarayın, haremin, yeniçerilerin ve gizli saklı tekkelerin mistik dünyalarını aralayarak okuru başdöndüren bir serüvene ortak ediyor.

Türkiye’de yazılan diğer kitaplar

Jenny White

Romancı ve sosyal antropolog. Osmanlı ve Bizans dönemlerinin İstanbul’unda geçen polisiye romanlar yazıyor. En ünlüsü çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun politik ve topumsalyaralarının anlatıldığı Sultan’ın Mührü. Yazarın Türkiye’de İslamcı Kitle Seferberliği adını taşıyan bir araştırma kitabı da var. www.kamilpasha.comadlı sitesinde edebiyat ve Türkiye üzerine fikirlerini yazıyor.

Barbara Nadel

İngiliz bir polisiye yazarı. Çetin İkmen adlı bir dedektif yaratarak 8 kitaplık bir dizi yazdı. Ailesi burada yaşadığı için her yaz Türkiye’ye geliyor. En ünlü romanları Arabesk ve Haliç’te Cinayet.

Maureen Freely

Tarih ve gezi kitaplarıyla tanınan, aynı zamandaRobert Kolej’in efsane hocalarından biri olan JohnFreely’nin gazeteci kızı. Aynı zamanda Orhan Pamuk romanlarının çevirmeni. Eğlence Bitti ve Aydınlanma adlı iki romanı da Türkçe’ye çevrildi. İlki renkli bir Robert Kolej anatomisi, ikincisiyse yine Robert Kolej’in merkezde olduğu bir polisiye gerilim.

Lily Prior

Konsoloslukta görev yaptığı yıllarda İstanbul’da yaşıyordu. Dilimize Solmaz Kamuran tarafından çevrilen Aşk Mutfağı ve Kızışma gibi leziz romanlarının hiçbiri Türkiye’de geçmese de burada yazıldıkları bir gerçek.

Mary Reed ve Eric Mayer

Ortaklaşa olarak Bizans’ta geçen polisiyeler yazıyorlar. Mesela Six For Gold.

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of