Egoist okur

Datça’da sudanlı bir mülteci, Konya’da bir caz davulcusu: Türkiye’de yazılan yabancı romanlar

Caz davulcusu ve romancı (ve gönüllü sufi) Rafi Zabor, Pen/Faulkner ödülüne layık bulunan ilk kitabı Ayı Eve Dönüyor‘u Konya’da yazmış. 

Pulitzer adayı Dave Eggers, Sudanlı mülteci Valentino Achak Deng’in hayat hikayesi Ne Nedir‘i Datça’da kaleme almış.

Tarihçi Jason Goodwin bir kitabını altı ay İstanbul’u yürüyerek gezerken tasarlamış. (Kendisi, Osmanlı döneminde geçen Yeniçeri Ağacı gibi polisiyeler yazmaya devam ediyor.)

Ama biliyor musunuz, Türkiye’de yazılan başka yabancı romanlar da var…

Jason Goodwin: “Türkiye’ye ilk görüşte, 1990’da âşık olmuştum”
Dave Eggers: “Şu kahrolası kitabı yazın, dünya sizi bekliyor!”

Rafi Zabor

Rafi Zabor: Ayı Eve Dönüyor

Türkiye’de yazılan kitaplar arasında Rafi Zabor’un Pen/Faulkner ödüllü müthiş güzel romanı Ayı Eve Dönüyor da var. Hikaye ilginç…

Rafi Zabor aslında caz davulcusu. Zamanında caz müziğinin Ornette Coleman ve Pat Metheny gibi efsane isimleriyle çalmış. I, Wabenzi: A Souvenir adlı Türkçeye çevrilmemiş hatıratında anlattığına bakılırsa Musevi kökenli Zabor hayatının bir döneminde Konyalı bir sufiyle tanışıyor ve bütün hayatı değişiyor. Yıllar sonra ruhani yol göstericisinin ölüm haberini aldığında da hiç düşünmeden New York’u terk edip Konya’ya gidiyor. Ve bir yıl yaşadığı bu şehirde ona sonradan Pen/Faulkner ödülü kazandıracak Ayı Eve Dönüyor‘u yazıyor. Kitabın sonunda İstanbul’a ama özellikle de Konya’ya, bu şehrin sokaklarına, binalarına, otel odalarına, en çok da bilgeliklerinden sonuna dek yararlandığı yaşlılarına teşekkür ediyor.

Bu Pen/Faulkner meselesi önemli. Zira uluslararası Yazarlar Birliği PEN’in büyük usta William Faulkner adına verdiği bu ödülü alanlar hep dünya edebiyatının kendini çoktan kanıtlamış isimleri; Doctorow, Philip Roth, John Updike, Michael Cunningham ve Don DeLillo gibi… Tek istisna, yani ilk romanıyla Pen/Faulkner’a layık bulunan tek yazar Rafi Zabor.

Konya’da yazılan Ayı Eve Dönüyor, insanla hayvanı, metropolle doğayı, akılla ruhu, kötülükle iyiliği karşı karşıya getiren, kimi zaman hazin, kimi zaman karanlık ama şakacı olmayı ihmal etmeyen, müziğe ve aşka adanmış bir kitap.

Şöyle ki; Avrupa’nın sirk ayılarının soyundan gelen esas karakterimiz Ayı, kendini kozmik düzeyde mutsuz etme, bir de acayip iyi saksafon çalabilme yeteneğine sahiptir. Ama nihayetinde bir ayı gibi göründüğü ve zaten ayı olduğu için insanlar onun saksafon çalmasına pek de kolay izin vermeyecektir. Derken eskiden yazarın birlikte çalıştığı Ornette Coleman, Billy Hart, Lester Bowie ve Charlie Haden gibi caz müzisyenleri hikayede bu kez birer roman karakteri olarak boy göstermeye başlar. Sonra işin içine güzel ve zeki bir kadınla yaşanan ama her seferinde korkular ve tedirginlikler yüzünden kıyısından dönülen dokunaklı bir aşk girer. Bu arada New Yorklu Ayı’nın İstanbul ve Konya hatıraları ve bölüm başlarına serpiştirilen Mevlana ya da İbni Arabi alıntılarının hikayede gittikçe daha önemli bir yer edinmeye başlar.

Dave Eggers, Jenny White ve Jason Goodwin

Dave Eggers: Ne Nedir

Amerikalı romancı Dave Eggers’ın Pulitzer Ödülü’ne de aday gösterilen Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser ve Hızımızı Tadacaksınız adlı şimdiden klasik sayılan romanları bizde de çıktı. Dergiciliği, senaristliği ama en çok romancılığıyla tanınan Dave Eggers Hızımızı Tadacaksınız‘da, bir haftalık bir dünya turunun eğlenceli ve karanlık öyküsünü anlatıyor. İki arkadaşın sahip oldukları bütün paradan kurtulmak niyetiyle çıktıkları dünya turu, şaşırtıcı dönemeçlerle Afrika’dan Estonya’ya, gelecekten geçmişe, mutlak gerçeklerden mutlandırıcı ihtimallere uzanıyor. Adaletsizliğiyle kanıksanmış bir coğrafyayı kendi renkleriyle boğmaya yeminli, isyankâr bir roman…

Öte yandan yazarın Ne Nedir adında çok önemli bir kitabı daha var. Küçük yaşta ailesini iç savaşta kaybettikten sonra, yırtıcı hayvanlarla, açlık ve sefaletle, aşağılanma ve savaşla mücadele eden ve sonunda kendini ABD’de bulan Sudanlı Valentino Achak Deng’in gerçek hayat hikayesini anlatmış Dave Eggers. Onunla aylarca konuşarak ve tüm ayrıntıların rahatsız edici bir biçimde gerçek olmasını önemseyerek. Küçük bir çocuğun Afrika topraklarında tek başına hayatta kalma mücadelesini, Amerika’da oyunu kurallarıyla oynamayı öğrenmeye çabalayan bir mültecinin tosladığı duvarları ve bizler bakmazken dünyada olup biten kimi felaketleri Valentino Achak Deng’in üzerinden anlatırken de gerçekle kurguyu, biyografiyle romanı birbirine katarak alışılmış formlar dışında bir ‘roman’ yaratmış.

Bu ırkçılık ve nefret konusundaki kitabın güneşli Datça kıyılarında, yazarın ailesiyle geçirdiği birkaç aylık tatil sırasında yazıldığını öğrenmekse açıkçası beni en şaşırtan şey oldu.

Türkiye’de yazan diğer yazarlar

Jason Goodwin: Yazmak için Türkiye’yi seçen yazarlardan biri de Jason Goodwin’di. Bizans tarihçisi Goodwin John Llewellyn Rhys ödüllü ilk kitabı On Foot to the Golden Horn‘da İstanbul’u altı ay yürüyerek gezdiği günleri anlatıyordu. Yazarın İstanbul’da geçen kurmaca yapıtları da var. En önemlisi 2007’de ona Edgar Allan Poe Ödülü kazandıran romanı, Yeniçeri Ağacı. 19’uncu yüzyılın çalkantılı ve gizemli İstanbul’unda bir polisiye entrikanın peşine düşen Goodwin sarayın, haremin, yeniçerilerin ve gizli saklı tekkelerin mistik dünyalarını aralayarak okuru başdöndüren bir serüvene ortak ediyor.

Jenny White: Romancı ve sosyal antropolog. Osmanlı ve Bizans dönemlerinin İstanbul’unda geçen polisiye romanlar yazıyor. En ünlüsü çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun politik ve topumsal yaralarının anlatıldığı Sultan’ın Mührü.

Barbara Nadel: İngiliz bir polisiye yazarı. Çetin İkmen adlı bir dedektif yaratarak 8 kitaplık bir dizi yazdı. Ailesi burada yaşadığı için her yaz Türkiye’ye geliyor. En ünlü romanları Arabesk ve Haliç’te Cinayet.

Maureen Freely: Tarih ve gezi kitaplarıyla tanınan, aynı zamanda Robert Kolej’in efsane hocalarından olan John Freely’nin gazeteci kızı, Orhan Pamuk romanlarının çevirmeni. Eğlence Bitti ve Aydınlanma adlı iki romanı Türkçe’ye çevrildi. İlki renkli bir Robert Kolej anatomisi, ikincisiyse yine Robert Kolej’in merkezde olduğu bir polisiye gerilim.

Lily Prior: Konsoloslukta görev yaptığı yıllarda İstanbul’da yaşıyordu. Dilimize Solmaz Kamuran tarafından çevrilen Aşk Mutfağı ve Kızışma gibi leziz romanlarının hiçbiri Türkiye’de geçmese de burada yazıldıkları bir gerçek.

Mary Reed ve Eric Maye: Ortaklaşa olarak Bizans’ta geçen polisiyeler yazıyorlar. Mesela Six For Gold.

Gülenay Börekçi

Subscribe
Notify of

0 Comments
oldest
newest most voted
Inline Feedbacks
View all comments