Egoist okur

Freud’a göre dünyada 4 çeşit kirpi ve 4 çeşit âşık var

Sigmund Freud’un “kirpi” saplantısını duymuş muydunuz? Şu dikenli ve sevimli hayvandan bahsediyorum. Freud Müzesi’ne giderseniz, Freud’un çalışma masasının üzerinde minik bir kirpi biblosu göreceksiniz. Psikanalizin babasının sağlığında da böyleymiş, kirpi biblosunu bir an bile gözünün önünden ayırmazmış. İşte Freud’un, Schopenhauer’den ilhamla oluşturduğu “kirpi kuramı” ve edebiyat dünyasından birkaç âşık kirpi…

Schopenhauer’a göre zor iş bir kirpinin bir kirpiye sarılması

Anna Karenina, Pippi Uzunçorap, Jane Eyre, Aşk ve Gurur

Freud’a göre dünyada 4 çeşit kirpi ve 4 çeşit âşık var

Schopenhauer’ın önceki postta yer alan hikayesini alıp bir adım öteye taşıyarak insan ilişkilerinin bir çeşit haritasını çıkaran Freud’a göreyse, ilişki kurma kabiliyetleri açısından insanlar temelde dörde ayrılıyormuş.

1) Başka insanlara kısmen tatmin olduğu ama okların acısını hissetmediği bir noktaya kadar yaklaşabilenler, yani çoğunluk. (Edebiyattan örnek vermem gerekirse, Jane Austen’ın ünlü romanı “Aşk ve Gurur”un tatlı kahramanı Elizabeth Bennet diyebilirim.)

2) Başka birinin sıcaklığına karşı konulmaz bir ihtiyaç duydukları için okların acısına aldırış etmeyen, yüreği kanasa da ilişkilerini sürdüren ihtiyatsızlar. (Örneğim, Lev Tolstoy’un “Anna Karenina” romanına adını veren Anna.)

3) Acıya, eleştiriye dayanma gücü olmadığı için kendini mütemadiyen geri çeken, başkalarından uzak durduğu için de soğuktan donan aşırı temkinliler. (Charlotte Bronte’nin romanı “Jane Eyre”in Edward Rochester’ı. Gerçi onu sığındığı mağaradan çıkarmayı başaran bir karakter çıkıyordu karşısına ama o güne kadar Bay Rochester tam bir yalnız kirpiydi.)

4) Kendi kendine yetebilenler. Bunların kendi iç sıcaklıkları öyle yüksek ki başkalarının sıcaklığına ihtiyaç duymuyor, kimseye sıkıntı vermemek ve elbette sıkıntı çekmemek için, yalnız yaşamayı tercih ediyorlar. (Uzun uzun düşünmeme gerek yok, Astrid Lingren’in “Pippi” romanlarının acayip kahramanı Uzunçorap Pippi bu gruba girecek mükemmel örnek.)

Bu konuda bir de rivayet var: Bir dizi seminer vermek üzere 1909’da Carl Jung ve Sándor Ferenczi ile beraber ABD’ye giden Freud yolculuk öncesinde şöyle bir espri yapmış: “Amerika’ya giderken en büyük umudum, yolda su katılmamış vahşi bir kirpiye rastlamak ve ona ilişki kurmanın sırlarını öğretmek…”

Kirpilerin savaşı: Tehlikeli İlişkiler

1782 yılında yayınlandığında büyük bir yankı uyandıran, bugün de okunup tartışılmayı sürdüren “Tehlikeli İlişkiler”, Choderlos de Laclos’nun ilk ve tek romanı.

Roger Vadim, Stephen Frears ve Miloš Forman tarafından sinemaya, Heiner Müller tarafından tiyatroya uyarlanan “Tehlikeli İlişkiler”, entrikalarla dolu öyküsü, baştan çıkarma ve intikamdan kaynaklanan son derece karmaşık ahlaki belirsizlikleri dolayısıyla yazarının Marquis de Sade ile karşılaştırılmasını sağlamış tartışmalı bir eser. Üstelik ana karakterleri arasında edebiyat dünyasının unutulmaz tilkilerinden en ünlü ikisi yer alıyor: Merteuille Markizi ile Valmont Vikontu.

Karakterlerin birbirlerine gönderdikleri mektuplardan oluşan romanda herkes, André Malraux’nun dediği gibi, “bir anlatım biçimi”dir. Mektupların yazarları ve alıcıları kadar romanın okurları da; dişliler, yaylar, miller ve çarklarla işleyen kusursuz bir mekanizmanın parçasına dönüşür.

Baudelaire, “Bu kitap ancak buzun yakabileceği şekilde yakar insanı,” demiş.

“Okuyan aynı kalmaz” diyorum ben de.

(Tehlikeli İlişkiler, Choderlos de Laclos, Everest Yayınları)

Kirpilerin dostluğu: Kirpinin Zarafeti

Paris’in merkezindeki gösterişli bir apartmanda yaşayan, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sinemasına tutkun bir kapıcı kadın. Ellilerinde. Son derece zeki ama bunu saklamayı tercih ediyor.

Bir de tuhaf, melankolik ve on üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan bir kız çocuğu var. Henüz on iki yaşında.

Bu içine kapanık iki insanı birbirine yaklaştıran şey, apartmana yeni taşınan zarif bir Japon beyefendisi oluyor.

Sessiz insanların zengin iç dünyalarında filizlenen güzellikleri, sınıflar ve kuşaklar ötesi bir dostluğu anlatan Kirpinin Zarafeti, etkileyici bir roman. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama hikâyenin merkezindeki iki karakter de aslında birer kirpi.

Bir eleştirmen şöyle yazmış:

“Bütün büyük yapıtlar gibi bu hikâye de kalbinizi kıracak; ama aynı zamanda hayatın bazen bu hüzne değdiğini anlamanızı sağlayacak.”

Bir başkasıysa kitabı şu sözlerle övmüş:

“Her şeyin, özellikle de hayat dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan temeller üzerinde durduğunu gösteren nefis bir hikâye.”

(Kirpinin Zarafeti, Muriel Barbery, Kırmızı Kedi Yayınları)

Gülenay Börekçi

Subscribe
Notify of

0 Comments
oldest
newest most voted