Egoist okur

Gülse Birsel de ayakkabı fırlatmıştı

Gülse Birsel, geçen yıl çıkan Velev ki Ciddiyim adlı kitabının kapağında sivri topuklu kırmızı bir ayakkabıyı fırlatıyordu kameraya doğru. Ve şöyle diyordu: “O ayakkabı, kimseye zarar vermeden çalışıp daha iyi yaşamayı hayal ederek hayatını sürdürenlerin suçlulara attığı bir ayakkabı. Adi suçlular değil; birbirimizden nefret etmemize yol açan karar vericiler, yediğimiz besinlerin genetiğini değiştirenler, denizlere balık çiftlikleri kurup denizi kirletenler, hepsi… Dünyayı yavaş yavaş yaşanması imkansız bir yer haline getiren herkes. Azınlıktalar aslında ama bazen günahsız, sessiz çoğunlukta olanların da birbirlerinden nefret etmelerine sebep oluyorlar. Uçlarımızı sivriltiyorlar, kimliklerimizi ayrıştırıyorlar. Normalde kendi halinde sakin, barışsever insanlar olarak yaşayıp gideceğimiz halde, hepimiz birbirimize batmaya başlıyoruz. Ben işte bu çileden çıkmış ‘iyi’ insanlar adına, ‘vekâleten’ fırlatıyorum orada o ayakkabıyı.”

Ve “Bu ülkedeki, bu gezegendeki insanlar arıza vermeye başladı. Yeryüzü geleceğe dair en umutsuz dönemini yaşıyor” diye başladığı kitabını şöyle bitiriyordu: “Hâlâ inanıyorum ki son gülen ve en gevrek gülen, silahsız, işinde gücünde, sakin, ahlaklı, kibar, sessiz çoğunluk olacak.”

Gülse Birsel gibi ben de nihayetinde elinden ayakkabı fırlatmaktan fazlası gelmese bile tepkisini göstermekten çekinmeyenlerin kazanacağına inanıyorum.

Gülse Birsel’le çok röportaj yaptım, sonuncusunu gelecek hafta burada okuyacaksınız. Fakat şimdilik geçen yılki röportajımızın bu kısa bölümüyle idare edin. Zira Altay Öktem’in ayakkabılı protestoya dair yazdıklarının ardından bunu da Egoist Okur’a almasam, içim rahat etmezdi…

Gülenay Börekçi

gulse birsel gulenay borekci ayakkabi egoistokur

Ayakkabı, domatesin, yumurtanın yerini mi aldı?

Kitabın kapağı için belli ki Bush’a ayakkabı fırlatan Iraklı gazeteciden ilham almışsınız…

Evet, o olaydan sonra çok popüler bir protesto gösterisi haline geldi ayakkabı fırlatmak, hatta eline ne geçerse fırlatmak… Son olarak ayakkabı fırlatan Muntazır’a da ayakkabı fırlattılar hatta!

Domatesin, yumurtanın yerini ayakkabı aldı yani…

Aslında Ortadoğu’ya ait bir şiddet şekli bu. Sokakta kavga edenler ilk öfke anında ayakkabılarını çıkarıp karşılarındaki kişinin kafasına vururlar mesela. Ya da evde anneler, yaşlı teyzeler terliklerini çıkarıp fırlatırlar. Biz bu domestik şiddet biçimine alışkındık ama Batı tanımıyordu, onlara çok farklı geldi. Bunun ciddi bir siyasi tepki niyetine yapılması mizahın doğasına ve zamanın ruhuna da çok uyuyordu. Artık sessiz çoğunluğun sinirlenmeye, öfkesini göstermeye başladığı bir dönemdeyiz. “Yetti be” noktası bu! Hem dünyada hem Türkiye’de… O sessiz çoğunluğun tek elinden gelen de, düşmanın kafasına ayakkabı fırlatmak belki. Bana çok masum, sevimli geliyor.

Niçin mizah en iyi silah ve en iyi ilaç? Hangi acılara iyi geliyor, hangi kötülüklere savaş açıyor?

İçinde şiddet barındırmamasına rağmen, etkili bir silah mizah. Bir şeyin şiddetini, kuvvetini azaltmak istiyorsan bunu mizahla şahane bir şekilde yapabilirsin. Muhteşem de bir ilaç ayrıca. Acıyla ve belayla yüzyüze geldiği zaman bazıları ağlar, bazıları öfkelenir, bazıları isyan eder. Benim gibilerse hafifletici unsur olarak ‘şaka’ yapar. Hiciv, acıya sebep olan şeyin veya kişinin etkisini hafifletebilmenin bir yolu.

Mizah yapan kişi suçlulara “Ne yaptığınızı biliyorum, her şeyin farkındayım” mesajını iletmiş oluyor belki de…

Ve bu onları kızdırdığına göre işe de yarıyor. Sizinle ilgili bir şakaya gösterdiğiniz tepki, karakterinizle ilgili önemli ipuçları verir. Hoşgörü biraz daha yüksek ruhlara, kendiyle derdi olmayan karakterlere özgü bir şey. Şakalar karşısında sert durmak, kızmak, onları yasaklamak ise tam tersi… Ben herkesin her konuda şaka yapabileceği ve bu yüzden cezalandırılmayacağı bir ülkede yaşamayı hayal ediyorum.

Gülenay Börekçi, Habertürk

1
Leave a Reply

1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of

Gülse Birsel’i uzun zamandır takip (G.A.G) ederim, ender bayan mizah yazarlarımızdandır, yaptığı işlerde hep başarılı olmuştur. Bu röportaj kısa olsa da ben diğer röportajınızı bekliyorum, sevgiler ..::..