Egoist okur

John Berger, ölüme meydan okurken

Bu yazı yazar, şair, romancı, ressam ve “iyi adam” John Berger’in “Görme Biçimleri” adlı kitabındaki bir anekdottan yola çıkarak yazıldı. Hayata, ölüme ve sanata dair.

Gülenay Börekçi

Berger ve Kokoschka anekdotları vesilesiyle bir başka ressamın, Cezanne’ın söylediklerini hatırlayalım: “Dünyanın yaşamından bir dakika geçiyor, onu olduğu gibi resmedin.”

Ölüme meydan okuyanlar

John Berger ve Oskar Kokoschka

John Berger, babası öldüğünde kaleme kağıda sarılıp onu o haliyle resmetmeye çalışmış. Babasını bir daha hiç göremeyecek olduğu bilgisiyle, bu son ânı dondurmak, ondan geriye kalanlar arasına hayattan çalınmış birkaç çizimi de katmak için… Ve ağlayarak resim yaparken, babasına tek bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmamacasına büyük bir dikkatle baktığını fark etmiş. “Bugün artık o çizimlerde ölü bir adamın yüzünü görmüyorum” diyor kitabında, “Bunun yerine en diri halleriyle, babamın hayatından muhtelif anlar geliyor gözümün önüne.”

Viyanalı ressam Oskar Kokoschka’nın bir dersinden bahsediyor sonra.

Ders berbat geçiyor ve öğrenciler poz veren adamı bir türlü çizemiyorlarmış. Kokoschka çaktırmadan modelin yanına gitmiş ve ondan fenalaşıp yere yıkılmış numarası yapmasını istemiş. Adam yere düşünce koşup kalbini dinledikten sonra hayret içindeki öğrencilerine ‘Öldü!’ demiş.

Sonra “ölü” canlanmış daha doğrusu model ani bir hareketle doğrularak ‘ölmeden önceki’ pozunu almış. Bunun üzerine Kokoschka müthiş bir zaferle gülmüş: “Artık onu bir ölü gibi değil, canlı olduğunun farkında olarak çizebileceksiniz.”

Ve bu defa olmuş. Sanırım, ölüm provası, kırılganlığını, kaybedilebilirliğini, sonlanabilirliğini hatırlattığı için, hayatı daha değerli kılmış öğrencilerin gözünde, vakit yitirilmeden kaydedilmesi, ‘ele geçirilmesi’ gereken bir şey haline getirmiş.

Tanıdığınız, bildiğiniz hatta ne bileyim âşık olduğunuz insanın aslında ‘ölü’ olduğunu hissettiğiniz olmadı mı hiç? Öylesindense böylesi, yani öldüğünü sandığınız birinin her zamankinden daha canlı olduğunu bir anda fark etmeniz daha iyi değil mi?

Gülenay Börekçi

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of