Egoist okur

PERİLİ PORNO: “Siz okudukça ben güzelleşiyorum”

Bir insanın karakterini anlamak için onunla röportaj yapmanın en iyi yol olduğuna inanırım. Fakat elbette internet üzerinden yapılan röportajlar için tam olarak böyle söyleyemem. Hele karşınızdaki oyun seven biriyse, kimi zaman karakterini çözmek bir yana, onu öncekinden daha da belirsiz ve kafa karıştırıcı bulabilirsiniz.

Gerçek ismini gizleyerek Perinin Sarkacı diye bir roman yazan ve kitabında okuruyla -cidden- sevişmeyi deneyen esrarengiz Ben Mila’yla da böyle oldu. Ben merak ettiklerimi sordum, o cevap verdi. Lakin röportajın sonunda merakım azalacağına kat kat arttı. İşte edebiyatımızın ilk ‘perili porno’ yazarının zaten her daim karışık olan kafamı daha da karıştırmaya yarayan anlattıkları… Beni o sıralar çok eğlendirmişti, sizi de eğlendirecektir…

Gülenay Börekçi

ben mila egoistokur gulenay borekci 1

İllüstrasyon bu adresten alındı.

PERİLİ PORNO: “Siz okudukça ben güzelleşiyorum”

Meçhul yazar Ben Mila’nın Perinin Sarkacı adlı romanı için açılan dava raporunda şöyle deniyor: “Toplumumuzda geçerli olan genel ahlak kuralları ve gelenek, görenek ve alışkanlıkları bağlamında ele alındıklarında, bu kitabın bir ailenin birlikte okuyup inceleyemeyeceği nitelikte oldukları anlaşılmaktadır.”

Hüseyin Üzmez davasında olduğu gibi tacizin, tecavüzün 12 yaşındaki çocukların ruh sağlığını etkilemediği kararına varılabilen bir ülkede çocukların ve ailenin ahlakını, huzurunu, birliğini bu kadar önemsemenin arkasında ne olabilir diye merak ediyor insan elbette.

Ben Mila da sözünü sakınmıyor: “ Ben de zaten ‘anne kestane kebabı yapsın, tonton dede gözlüklerini taksın, çoluk çocuk çember olup Peri’yi okuyalım’ dememiştim. Milli Eğitim Bakanlığı bu kitabı ilk ve orta dereceli okullara tavsiye etsin de istemedim. Kitap CinSel Kitaplar’dan çıktı, üzerinde de yazıyor bu. İstemeyen almasın, okumasın.”

Yazdığınız ilk kitapla bu kadar dikkat çekeceğinizi düşünmüş müydünüz?

Aslında benim tek niyetim alçakgönüllü, minik tatlı bir kitap yazmaktı. İnsanlar okurken heyecanlansın, haz duysun, ne bileyim, yanakları kızarsın, günlük hayatın öldürücü ritmini kıran bir deneyim yaşasın.

Yaşadıklarınızı mı yazdınız, hayal ettiklerinizi mi?

Erotik bölümlerin hemen hemen hepsini birebir yaşadım. Kişiler içinse, yakın arkadaşlarımdan ya da geçmişte kalmış insanlardan ilham aldım. Mesela Peri. Nasıl olduğunu anlamadan bendeki düğümleri çözen, sevişmekten deliler gibi zevk almama neden olan birinin tamamen form değiştirmiş hali. Mila’yı da hayran olduğum bir kadından etkilenerek yarattım. Ya, şimdi düşündüm de, ne şahane insanlarla tanışmışım!

Okuyucuyla flört etmeye hatta daha ileri gidip ‘sevişmeye’, ilk kitabınızı bunun üzerine kurmaya nasıl karar verdiniz?

Çok mutlu olduğumuz anlarda evrenle bir olduğumuz hissini yaşarız. Ben de çok mutlu olduğum bir an yaşamıştım. Mutluluğumu ifade etmekte kelimeler kifayetsiz kalınca dedim ki, ‘Şu an gördüğüm her şeyle sevişmek istiyorum.’ Denemeye kalksam bayağı komik bir şey çıkardı herhalde. Nemfoman olduğumu düşünürlerdi, belki şimdi bile siz böyle düşünüyorsunuz. Neyse, ben de derin bir nefes aldım, ona kadar saydım, sonra dedim ki en iyisi oturup bir kitap yazayım. Okur da gelsin, Mila da olsun, perisi, kumralı, esmeri, sarışını, bir olalım, bu sayede sakin kalalım…

Gizlenmenizin sebebi ne? Okurun zihninde bir peri, yani düşsel bir şahsiyet olarak kalıp daha kışkırtıcı olmak için mi, yoksa bu ülkenin baş edilmez bazı koşullarından ötürü mü? Ya da şöyle sorayım, zekanız yüzünden mi gizlediniz adınızı, yoksa korkunuz yüzünden mi?

Az önce dedim ya, böyle bir kitapta yazarın kimliğinin gizli olmasının ayrı bir esprisi var. Ama tacize uğramaktan da çok korkuyorum. İçinde yaşadığımız toplum ‘Perili porno kitap yazarsın ha! Gel bakalım buraya, yavrum’ diyebilecek magandalarla dolu. Hem insanın bilinçaltını kağıda dökmesi benim kadar edepsiz birini bile birazcık utandırabilir. Şimdi bir de o magandalarla mı boğuşayım? Bu dünya benim kitapta anlattığım gibi bir dünya olsa, buyurun gelin hep beraber takılalım!

Diyorlar ki, siz zaten bildiğimiz bir yazarmışsınız ama bu kitabı yazmak için adınızı değiştirmişsiniz…

Benim de kulağıma böyle şeyler çalınıyor. Hatta Ben Mila’nın Enis Batur olduğu söyleniyormuş. Bu beni çok mutlu ediyor tabii. Ben ünlü bir yazar değilim, yazmaya devam etmek isteyen biriyim sadece. Egosuz olmayı hayal eden biriyim. Egosuna yenik düşmek istemeyen koca bir egoyum. Yazarken kendimi mıncıklayıp azıcık rahat ediyorum.

Seksin düzenle uzlaştıran biçimine kimsenin itirazı yokken, gazetelerin arka sayfa güzellerinin oraya haber değeri taşıdıkları için değil, sırf okuyucunun gözü gönlü açılsın diye konması herkesçe olağan kabul edilmişken, bir kitabın tehlikeli sayılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Peri, dil ustalığını kullanıyor insanları baştan çıkarmak için. Bu tabii simgesel bir şey. Birini baştan çıkarmak, onunla oyun oynayabilmek, oyun arkadaşı olabilmek vasata kanaat eden bu düzenin hoşuna gitmez pek. Birini tavlayabilmek emek ister, o heyecanı ayakta tutabilmek de öyle. Düzenin işleyişi ise bu emeğe karşıdır, kolaycıdır, hareket etmek istemez.

Kapalı kapılar ardında her şey olabilirken, o şeylerin kelimelerle ifade edilmesinden neden korkulur?

‘Riyakarlık’, ‘iki bacak arasındaki namus’ edebiyatı yapmak istemiyorum. Evet, bu toplum, belli meseleleri halledememiş, doğu-batı arasında sıkışmış bir toplum gerçekten de. Devasa kitlelerin tatmin edilmemiş ihtiyaçları, özenip de yaşayamadığı hayatlara dair düşkırıklıkları var. Bu boşluk sanatla, eğitimle, özgürlükle değil; milliyetçilik; üstüne bir de dini dogmalarla dolduruluyor. Böylesi sistematize bir şekilde sığlaştırılan bir toplumdan daha iyisini beklemek hayal olurdu.

Adınızla yazsaydınız eğer bu kitabı, neler gelirdi başınıza?

Bakın, gece evime dönerken arkamda bir erkek yürüyecek olsa, karanlık sokakta acaba peşime mi takıldı diye adımlarımı hızlandırıyorum. Her kadın gibi türlü türlü taciz olaylarını ben de yaşadım. Sanırım üzerimdeki baskı artardı. Bir daha kitap yazmazdım. Bir de bakmışlar, Ben Mila ütü masasının tepesinde. Kitap yazamadığı için ütü masasıyla sevişmeye kalkışmış. Dengesini yitirmiş, meczup olmuş. Şimdi sorarım size, oturup kitap yazmak mı daha sağlıklı bu kadın için, kimliğini deşifre edip tecavüzcü zihniyetin objesi olmak mı?

Bu tür yasaklamalar, soruşturmalar ve davalar sizin ve başka yazarların cesaretini kırar mı?

Kırmaz demek cengaverlik olur. Kırar.

Son olarak, gerçekten kitaptaki kadar güzel misiniz, yoksa bizi kandırıyor musunuz?

Güzel bir kadınım, evet. Bu konuda yalan söyleyemem. Bir de çok süslüyümdür ben. En yakın arkadaşım bana ‘süslü kedi’ diyor. Kendisi Perinin Sarkacı’nı ‘kesintisiz soluksuz bir yolculuk’ olarak tanımladı, bu da beni çok mutlu etti. Şimdi herkesi o mecraya bekliyorum. Kitabım size bedeniniz kadar yakın. Siz onu okudukça, ben kafaca daha güzelleşiyorum!

Gülenay Börekçi, Habertürk

6
Leave a Reply

5 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
5 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
ROSE

Gülenaycığım, o mecrayı biz de çok merak ediyoruz. Bizlere farklı sıradışı kitapları tanıttığın için önce ayrıca bir teşekkür etmek isteriz. Perinin Sarkacı ismi de zaten çok ilginç. Bu güzel, samimi röportajın içinde eline sağılk.

Sibel

Ne ilginç! Hem Perinin Sarkacı’nı hem de yazanı çok merak ettim…

E bu röportajdan sonra o mecrayı şimdi ben de merak ettim… demek ki okusak bu kitabı… Zaten tonton dede yok, çoluk çocuk hiç yok… e kestane kebap da zor evde… Demek ki okumak icin ortamımız uygundur :)

burcu yıldızer

Bugün aldım kitabı ve bitirdim. Değişik bir mecra ve macera oldu benim için.:)) Kitapta geçen bazı cümleleri çok sevdim. Hatta bir sayfasında yazarın hissettikleriyle eş bir duyguya sahip oluşum, haliyle kitabın sayfalarını (başında da denildiği gibi) çevirmekteki ısrarımı arttırdı. Yakın zamanda bu tarz bir kitap okumamıştım. Hem oldukça çabuk biten ama bir o kadar da son sayfayı kapattıktan sonra -benim için- o takıldığım paragraf sayesinde, oturup da kendime güldüğüm.

Arada sırada değişiklik yapmak iyi. Naneli şeker yedim sanki :)

…ve elbette egoist okur’un yaratıcısına benden bir teşekkür daha. ( Korkarım böyle durmadan teşekkür edeceğim ben) ))))

Acaba ikinci kitabını yazar mı? :)