Egoist okur

YAPRAKLAR EVİ: Deneysel ve edebi pop kültür

Geçen ay uzun roman okumayı sevmediğimi yazmış hatta destekçi olarak yanıma Anton Çehov, Saul Bellow ve Ian McEwan’ı almıştım. (Linki aşağıya bıraktım.) İşe bakın ki bu ay Monokl Yayınları’ndan çıkan Yapraklar Evi’ni yazıyorum. Uzun mu? Çok uzun. Sevdim mi? Eh, pek sayılmaz. Daha ziyade yazarının, çevirmeninin, tasarımcısının, yayınevinin çabasına saygı duydum.

Gülenay Börekçi

Uzun roman yazılmasın mı yani?

Yapraklar Evi, Mark Z. Danielewski, Monokl Yayınları

YAPRAKLAR EVİ: Deneysel ve edebi pop kültür

Yapraklar Evi’ni Finnegans Wake’le karşılaştırıyorlar. Vladimir Nabokov’un Solgun Ateş’ine benzetenler de var. Ateş ile Yapraklar’ın, kurgunun işleyişi açısından fazlaca benzeştiğine şüphe yok. Mark Z. Danielewski’nin romanında kayıp bir filme dair karmakarışık bir kitap yazarken ölen Zampano’nun hikayesi Nabokov’un romanında upuzun bir şiir yazan ama 1000’inci dizede ölen John Francis Shade’in hikayesini fazlasıyla andırıyor.

Hepsi bu kadar değil… Yapraklar Evi’nde Zampano’nun akademik notlarını, sonsuz açıklamaları ve referanslarıyla toparlayıp okunacak bir kitaba dönüştürmeye çalışan, bunu yaparken de dipnotlarda kendi kaybolma hikayesini anlatan Johnny Truant var. Solgun Ateş’in esas karakteriyse, nihai haline erişememiş bir şiiri, eldeki açıklamalar, alıntılar, referanslarla toparlamaya ve eksikleri dipnotlarla tamamlamaya çalışan, sonunda da tam anlamıyla kaybolan Charles Kinbote.

Benzerlikler bu kadar. Fakat Mark Z. Danielewski Nabokov olmak istemiş ama Blair Witch Cadısı’nı yazmış gibi. Sonuçta odak noktayı oluşturan ele geçirilmiş ve sürekli büyüyen, güçlenen ve sonunda kötülüğe teslim olan ev, daha çok günümüz popüler kültür ürünlerini hatırlatıyor. Şu aralar pek moda olan kaçış evlerinin malumatfuruş versiyonu da denebilir.

Önsözüyle fihristi bile kurguya dahil olan Yapraklar Evi’ni bir edebiyat eseri gibi değil bir oyun gibi okumak gerek. Önemi sonradan anlaşılacak bir dipnota bakmak için sayfalar sonra geri dönerek, kitabı baş aşağı çevirerek hatta yamuk bakarak, tipografik numaralar ve font çeşitliliğiyle kafayı yiyerek, kolajlar ve fotoğrafları inceleyerek, ünlü yazar ve şairlerden yapılan alıntıların gerçek olup olmadığını araştırarak, her sıkıntılı tecrübe gibi bunun da eninde sonunda biteceğini umarak…

Özetle Yapraklar Evi deneysel işlere merakı olanlar tarafından okunabilir.  Ben okurken haz almadım diye haz alacaklara mani olmam. Ayrıca mektuplardan oluşan o uzun bölüm epeyce güzel.

Bu romanı çevirtip basmakla fena mı etmişler peki? Hiç de değil. Çünkü edebiyatı bir deney ve oyun alanı olarak gören öyle az yazar kaldı ki. Yapraklar Evi, başı, sonu, sorusu, dahası cevabı baştan belli plastik best seller’ların yanında yine de çiçek bahçesi gibi duruyor.

Gülenay Börekçi

Birkaç deneysel roman

Tristram Shandy Beyefendi’nin Hayatı, Laurence Sterne, Yapı Kredi yayınları

Solgun Ateş, Vladimir Nabokov, İletişim Yayınları

Seksek, Julio Corthazar, Can Yayınları

Kayboluş, Georges Perec, Ayrıntı Yayınları

49 Numaralı Parçanın Nidası, Thomas Pynchon, İthaki Yayınları

Wittgenstein’ın Metresi, David Markson, Jaguar Kitap

Kalan, Tom McCarthy, Notos Kitap

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of